Ne Çabuk Geçti Bahar! / Sevgi Ataş

Dünya bana sâki. İçip içip sakil kafamla yaşıyorum işte boş vererek! Hayat böyle güzel!.. Hayat bana güzel. Haykırsam dağları yerinden oynatırım. Bir radikal kararımla her şey emrime âmâde! Dünyanın neşesi, hazzı, sefası, enerjisi ve renkleri öyle cezbedici ki!  Altın kâseye konup tadına bakmam için sunulmuş bal gibi. ‘Bal tutan parmağını yalar’  parmağımı yalıyorum dünya bal […]

Lahana Bebek / Sevgi Ataş

Daha çocukluğu döneminde, oyun oynarken lahana bebeğinin saçını tarar, yemeğini yedirir, minik yastığını bebeğini yatırıp, ayağında sallayarak ninniler söyler, uyutur. Lahana bebeğin annesidir o. Kendisi daha korunmaya ihtiyacı olan küçücük çocuk olsa bile, kocaman yüreği ile koruma, kollama, şefkat göstermekten mutlu olur. Daha doğrusu oyunun kuralı budur. Büyüyünce de bu kural pek değişmiyor aslında! Roller […]

Keşke Ana / Sevgi Ataş

Bir gariplik çöker içime her akşam. Derin bir nefes aldığımda annem kokar sağım solum. Burnumun direği sızlar. Uzaklarda adına gurbet dedikleri bir yerdeyim. Yine de derin bir nefes alır, esen rüzgârın kokusundan buram buram içime çekerim, içim dışım annem kokar. Elini öptüğüm anam ben sana hasretim. Başındaki kenarı oyalı beyaz tülbenti ile namaz sonrası ettiği […]

Mutlu Olduğum Bayramlarım / Sevgi Ataş

Lacivert pantolon, yakası dantelli beyaz gömleğim ve ayakkabılarım. Benim bayramlıklarım, ne kadar mutluyum kaç kez dolabı açıp baktım, tekrar giydim. Babama kaç kez tekrarladım ne kadar güzel oldum diyerek. Her defasında da babam “sen çirkinsin hiçte güzel olmadı, ama kıyafet güzel” diyerek beni kızdırmaya çalışırdı. Bayram kıyafetim hazır ve sabırsızlanıyorum, çantama da bayram harçlılarını aldım […]

Tuzlu Kahve / Sevgi Ataş

Bütün tırtıllar kalemimin içinde dut yaprağı yiyerek büyüyen ve kozasından başkalaşım geçirerek, kanatlar çırpan kelebekler gibi, uçsuz bucaksız ovalarda renk renk kır çiçeklerinin üstüne konuyordu adeta. Duru ve şeffaf el değmemiş gönül bahçeme sevda fidanlarımı büyütecek sözler ekiyorum, bahçem bahar olsun diye. Dağların arasından çağlayan sular gibi akıyordu özlem, gözlere hücum ederek. Gönül diliyle konuşunca […]

Arpa Boyu / Sevgi Ataş

Hangi memleketi mesken tutup Elif gibi yaşamalıyım. Elife yakışır bir duruşla, bendeki eksik olan ‘Ben’i, öteki yarımı bulmanın yollarına gitmeliyim. Bütünlemeliyim kendimi! Eksik yanımı tamamlamak için… Ne kadar meşakkatli ve uzun olduğunu, zorluğunu göze alarak kararlılıkla adımlarımı atıp yola revan olmalıyım. Kolay değil elbet çıkacağın yol: taş mı, toprak mı, boran mı, fırtına mı bilinmez. […]

Toprak / Sevgi Ataş

Toprak ve kumun içine saman karıştırarak çamur yaptılar. Değişik bir harç oldu. Günlerce uğraştılar; çok yoruluyorlar, alınlarından boncuk boncuk terler damlıyordu, çalışan adamların. Birisi fazlaca uğraşıyordu, o kadar yorgunluğa rağmen yüzünde huzur ve mutluluk vardı. Diğer çalışanları da idare edip yapmaları gerekenleri söylüyordu. Baştan ne yaptıklarını anlamadım pek bir şeye de benzetemedim ama birkaç gün […]

Farkında Olmak / Sevgi Ataş

Derin bir nefes alın, ciğerleriniz hava dolsun, yüreğiniz büyüsün, duruşunuz dikleşsin, alabildiğiniz kadar alın derin derin nefes. Duyun aldığınız nefesin sesini, ”ses“midir? yoksa “kulak” mı? duyuran, yada “göz” mü gösteren” bütün bedeninize. Hepsi  uyansın, var olan,  varlık alemindeki  varlığınızın farkında olarak farklılık yaşatsın size. Farklı olan belki ruhunuzdur. Belki bu sesleri duyan da”ruh”tur!!!   Bütün hücrelerinizin […]

Kırk Yama / Sevgi Ataş

Sol yanım olurlarım, olmazlarım, oldurmaya niyet edip olduramadığım, ruhumun kıyısı yaralı yüreğim. Yama yapıp, kaç dikiş attım, kırk yamaya döndün. Kesip, kesip koydum bir köşeye metrelerce kırk yama yapıp. Ömürlük belki de ömrüme törpülük. Her basmada ayrı bir fistan belki, her fistanda ayrı bir desen, desenlerde beni anlatan figürler, figüranlık yapansa yine ben. Yakıştı mı […]

Ra / Sevgi Ataş

SevgiZifiri karanlık her şeyi gizlemiş, bu karanlığın ve sessizliğin boyasını taşıyan uçsuz bucaksız bir gökyüzü, irili ufaklı umutlar saçılmış boncuk boncuk ama onlarda seyirlik, şiirlik, naif yüreklere ilham olmak için belki de… Karanlığın en yoğun olduğu bir zamanın hemen arkasından, koynunda sakladığı şems, tan yerinden aydınlığın haberini veriyor… Kuşların ötüşmeye başlaması, birbiri ile karşılıklı muhabbeti, […]

Gözyaşı ve Deniz / Sevgi Ataş 

Kalabalığın içinde feryat, figan ağlayan sesin sahibini tanıyorum; adımlarımı hızlandırıp, kalabalığı yararak ona doğru giderken… sap sarı kesilmiş yüzünü, ağlamaktan kan çanağı olmuş gözlerini gördüm. Kendisi de beni görüp gözlerime kilitledi gözlerini, yanına yaklaşıp sıkıca sarıldım hiç bırakmamacasına ‘hep yanındayım, seni bırakmayacağım, metin olup, güçlü durmalısın’ deyip yaşlı gözlerini silerken, ben de ağlıyordum. Daha da […]

Yutkundukça Yutulamayan Yumru; Mümkünsüzlük’ler… / Sevgi Ataş

  Hemen soru işaretleri, hemen karamsarlık bulutları…! yapmayın… İnsan yaşamı genellemeli olarak iki kırmızı çizgi ile sınırlandırılmıştır. Ve oynayacağı rol bellidir bu çizgilerin arasında. Bu sınırların müsaade ettiği kadar güler ağlar çabalar kızar kırar döker neşelenir haz alır ya da almaz yahut haz almış gibi yapar. Kimiler vardır ki, aslında bir bütün olduğu empoze edilmiş […]

Hesap Günü / Sevgi Ataş

Oturup hesabını verin şu üç yüz atmış beş günün. Bakalım vicdanınız bu faturayı ödeyebilecek mi?  Hele de   harcamayı siz yapıp,  hesabı başkası ödüyorsa yaptığınız harcamanın  sınırının olmaması bir başkadır. Nasılsa hesabı siz ödemiyorsunuz, etikete bakmaya ne gerek var ki  harcayın, gitsin, hatta en pahalı olanı alın ki sizin cebinizden çıkmasın bir şey, hatta güzel bir […]

Demli Çay / Sevgi Ataş

Bazı duyguların tarifi imkânsız; akıl, şefkat, merhamet gibi bu duyguların tarifi yok. Nasıl olduğunu bilmiyorum, öyle efsunlu ve büyüleyici ki insanın kendi varlığının farkında olması ile damarlarındaki kanın nasıl hızlı hızlı akarak kalbini yerinden fırlatacak, ayakları yerden kesip yürümeden uçacakmışçasına aklını baştan alıp, sadece bir değere, varlığa odaklanıp onunla nefes alıp vermek, zülüflerinin ucuna ümitlerini […]

Sığınma isteği / Sevgi Ataş

Sığınma isteği bir spermin yumurtaya sarılıp ana rahmine düşmekle başlıyor sanırım. Aylarca orada sığınıp anne sıcaklığı ve koruyuculuğunun vermiş olduğu hissi algılayarak huzurla zamanı gelince dünya denilen bu yaşam mücadelesi verilen ve daha ilk acıyı ciğerlerimize nefes almaya çalışırken tattığımız anda ana kucağına sığınıyoruz. Ah o kucak! Ne mübarek bir minder, ne kutsal bir otağ, […]