Taşın Kalbinde Uyuyan Yurt / Olcay Kasımoğlu

Bir yurdun kalbi sustuğunda, insanlığın nabzı titrer. Taşın kalbinde uyuyor yurt. Bir zamanlar çocuk seslerinin çınladığı avlular, artık mezar taşlarına benziyor. Göçüp gidenin sesi duvarların içine sinmiş hâlâ; her rüzgârda bir ağıt dökülüyor penceresiz boşluklara. Bu sadece bir şiirin satırları değil; her bir mısra, hepimizin göğsüne bir taş gibi oturan gerçeğin yankısıdır. Filistin’in, başka toprakların, sürgün edilmiş tüm halkların ağıdıdır.
Ne zaman bir yurt unutur sahibini?
Ne zaman bir insan alışır köksüzlüğe?
Kaç toprak değişimi bir kalbi, evi bellemekten vazgeçirir?
Bu sorular, yalnızca coğrafya soruları değildir; bunlar vicdanın sorularıdır.
Yurt, şimdi taşa kazınmış bir sükût gibi bekliyor.
Yitirilmiş bir dilin unutulmuş duasını fısıldıyor gecelere.
Çam kokulu dağlar suskun; ocaklarda ateş yok; gökyüzü tanıdık değil artık.
Yol, hep gidenin ardına kapalı.
Bir çocuğun çizdiği ev resmi eksik: çatı yok, pencere yok yalnızca bir kapı.
Arkasında yıkılmış bir sessizlik duruyor.
Bunu görmezden gelmek; sayıların arasına gizleyip “istatistik” demek; acıyı yeniden paketleyip gündelik haberlere sıkıştırmak insanlığa ihanettir. Gözyaşı dosyalanmaz. Kayıp hikâyeleri unutulmaz.
Yurt, yalnızca taş değil: insanın belleğidir, dilidir, sabahına dair umududur.
Yurtsuzluğun yıkımı, kadınların, çocukların, yaşlıların ve günlük insanın yaşamını parçalar. Bu yıkımın hesabı yalnızca coğrafi sınamalarla verilemez; insan onurunun, geleceğin ve insan haklarının geleceğiyle ilgilidir.
Bu manifesto, susmayanların, unutmadıklarını haykıranların çağrısıdır:
— Unutmayın; bir insanın evsiz bırakılması, insanlığın evsiz bırakılmasıdır.
— Unutmayın; bir çocuğun sokağına kilit vurulması, bir toplumun geleceğine kilit vurulmasıdır.
— Unutmayın; dilin, kültürün, duasının öldürülmesi, insanın kimliğinin silinmesidir.
Yeniden uyanmak için ne gerekir?
Bir annenin sıcak nefesi gerekir;
bir çocuğun koşarak döndüğü sokak gerekir;
bir kuşun yeniden konduğu saçak gerekir;
unutmayan bir yürek gerekir.
Ama önce zihinleri, vicdanları uyandırmak gerek. Savaşın, işgalin, sürgünün yükünü taşıyanlara empatiyle bakmak gerek. Bildiklerimizi unutmamak; bilmediklerimizi öğrenmek gerek. Çünkü yurt, sadece toprağın parçası değildir yurt insanın hafızasıdır. Hafıza onurla korunursa, hiçbir taş artık “uyumaz”. Ve son olarak şunu haykırıyorum: Eğer bir parça dünya herhangi bir insanının hafızasını, evini, dilini, umudunu çalarsa; o parça dünya, eksiktir. Eksik kalan parçayı tamamlamak bizim ortak sorumluluğumuzdur.
Dünya Yurdunun Ağıdı
Biz, taşın kalbinde uyuyan yurtların çocuklarıyız;
ayrılığın adını bilenlerin mirasını taşıyoruz.
Her kapısı kapanan ev için bir kapı açılmalı;
Her söndürülen ocak için bir ateş yeniden harlanmalı.
Unutmayız. Unutturmaya izin vermeyiz. Uyanmak için, bir anne, bir çocuk, bir kuş ve bir unutmayan yürek yeter.

