Son Yolcu / Tubanur Çilingir

Zaman, küllenmiş bir mabedin taşlarında diz çökmüş münzevi
Her saniye kendi küllerini öpen kadim bir göçebe şimdi,
Biz, hakikatin alnına sürülen o görünmez mühür,
Aynalara bakınca kendini inkar eden son ömürüz.
Ey kelamın göçebe yolcusu
Söyle…
Hangi sessizlik büyüttü içindeki bu sonsuz uçurumu
Hangi suskunluk, kelimelerden daha ağır düştü omzuna
Yoksa sen de kendi gölgende kaybolan son yolcu musun?
Çünkü her harf, kendi mezar taşını omzunda taşıyan bir yolcudur.
Her nokta bitmemiş bir kıyametin alnına bırakılmış siyah bir mühür şimdi.
Ve her mısra zamana karşı açılmış kadim bir dava.
Ben gördüm! Mürekkebin kanadığı geceleri
Kalemin, kendi ucunda kanayan bir dua oluşunu
Bir kağıdın beyazlığına sığamayan
O tarifsiz mahşeri gördüm.
Şimdi söyle! Kaç ömür gerekir insanın kendine varabilmesi için?
Kaç ayna kırılmalı hakikat kendi yüzünü hatırlasın diye?
Biz, rüzgarın unuttuğu harflerden yapılmış çocuklardık
Kelimeleri değil, onların sustuğu boşlukları ezberledik. Çünkü bazen bir suskunluk bir kitaptan daha gür konuşur.
Bırak yıkılsın ezberlerin mermer sütunları.
Varsın alkışlar da sussun. Çünkü gerçek şiir, salonlardan önce vicdanın karanlık dehlizlerinde yankılanır.
Ve nihayet. Bir gün bütün kitaplar kapanacak
Mürekkep toprağa karışacak
Fakat insan ardında bıraktığı cümle kadar ölümsüz kalacak
Şimdi cevap ver ey zamana meydan okuyan kalem
Sen, harfleri mi yazıyorsun?
Yoksa harfler mi seni?


Alkışlar Evlat
Mükemmel bir şiir , okurken çok zevk aldım .
Bu kadar genç yaşta böyle olağanüstü yazılar çıkarmak herkesin yapabileceği bir şey değil ; kariyerinde başarılarının devamını diliyorum
Gayet edebi ve derin düşünce içeren bir şiir güzide yazarımıza hayatında başarılar diliyorum…