Başarının Sırrı Alışkanlıklarımız / Nuray Yüksel

Nörolojik süreçlerin bize söyleyeceği çok önemli bilgiler vardır.  Duygularımız, davranışlarımız, düşüncelerimiz beynin çeşitli bölgelerinde meydana gelir. Otomatik olarak gelişen bu oluşumlar bireyin öz kimliğini oluşturur.

Beynimizin Basal Ganglia denilen bir yerinde, davranışlarımız şekillenir.

Ebeveyn rolleri, Bir çocuğun şemalarını oluşturur ve yeni paternler (davranış kalıpları) kazandırır.

Ebeveynler,  çocukları üzerinde, düzenleyici bir görevi üstlenir. Onlar bir anlamda başarının tarihçileri gibidirler.  Çünkü çocuklar dünyaya ebeveynlerinin gözleriyle bakar.

Çocuk, kendi yaşamını nasıl biçimlendireceğine dair ilk fikirlerini aile içinde kazanır. Bu demektir ki bireyin kendini ve kendi dışındakileri, inşa edebilme becerisini aile ile birlikte gerçekleştirir. Birey, iç ve dış dünya ile bağını,  değerlerini, başarılarını, önceliklerini, ilkelerini, başa çıkabilme yeteneğini, düzenleme becerisini, affedebilme yetisini ve tolera edebilme becerisini ‘Alışkanlık’ kazanma yoluyla gerçekleştirir.

Başarı, beynin olumlu paternleri gerçekleştirirken efor harcamaksızın kendini ortaya koyabilme, amaca ulaşabilme pratiğidir aynı zamanda. Otomatik olarak gelişen güzel ve iyi davranışların sürekliliği de önemlidir.

Bir metot olarak alışkanlıkların kazandırılması, istenilen davranışların tekrar ettirilerek bu tekrarların bir süreç içinde ” anlam ifade etmesidir. Davranışların otomatikleşmesi, kişinin işten bile sayılmayacak davranışları, gerçekleştirebilme gücüne sahip olmasıdır. Bu kazanımların sonucu olarak, kişinin başarısı kalıcı olacaktır.

En yoğun iş temposuna sahip yetişkinlerin hobilerini gerçekleştirebilme kolaylığı bu duruma gönderme yapar.

Başarıda ön koşul olumlu davranışların otomatikleşmesidir. Gündelik hayatta, bireyin davranış seyrini izlerken alışkanlıkların gücünü görmek mümkün. Bireyin kendini yormadan, nörolojik bir zorlantı hissetmeden rutinini gerçekleştirebilmesi önemli bir kazanımdır.

Çocuğun izlediği diziler, arkadaş seçimi, ders çalışma, yeme düzeni, okul ve çevresine gösterdiği güçlü ve zayıf yönleri, davranışların ortaya çıkış biçimi ve yeni bir davranış edinebilme iradesi, alışkanlıkların otomatik seyridir. Ve bireyi başarıya taşıyan aslında otomatik  paternlerin   işlevselliğidir.

Çocuğun ilk yönelimi ilk kazanımlarıyla ilgili olabilir.

Bazı ailelerdeki eğitim modelinden bahsetmek yerinde olur. Yedi yaşına gelene kadar belli bir disiplinden yoksun bıraktığımız çocuklarımızı pervasız, kuralsız, izin verici tutum ve tutarsızlık içinde modelleriz. Çocuğun gelişim dönemlerine hakim olan bu kavram ve anlayışlar önemli ölçüde belirleyicidir.

“Kıyamıyorum”, “Biraz büyüsün yapar.” “Çocuk, küçük anlamaz”

Ev ortamında, kontrolsüz duygu iletişimine maruz kalan çocuk, davranışların niteliği hakkında net bir fikir sahibi olamaz.             Çocuğun bu anlayışla yetişmesi, kendini düzenleyecek temel davranış kalıplarından mahrum olacağı anlamına gelir.

Oysaki çocuklar, yetişkinlerin dünyayı algılama biçimlerini belleklerine sindire sindire kaydeder.  Enerjileri, otomatik tepkileri, yaşama dair öncelikleri çocuğun öz kimliğine dair birikimlerdir. Ebeveynlerin kendi rutinlerindeki kritik dönemler, çocuğun başa çıkabilme alışkanlığının temelini oluşturur. Başarı kimliği işte tam da burada temellenir.

Çocuklar, Ebeveynlerinin ve çevredeki yetişkinlerin kendi iç seslerinin yankısını, kendi davranışlarında duyar.  Çocuk, böylece Kendi varoluşunu yetişkinlerin başarılarıyla tasavvur eder.

Uyurken bile yetişkinlerin söz ve davranışları, çocuğun bilinç altında işlenir. İyi davranışları devam ettirebilme ya da edinebilme, olumsuz davranışları değiştirebilme gücü bir yaşam biçimi olarak ortaya konur. Başarı; bu davranışları üretebilme ve üretilen davranışların sonuçlarını yönetebilme becerisidir.

Olumlu  davranış edinme pratiğini, yedi yaşından sonraya ittiğimizde, çocuklar   dış dünyayı, verimsiz çatışma  algısı üzerine kurar. Öğrenci,  görevlerini (Ödev) yapabilme istek ve gücünü kendinde bulamadığında uygulamada sıkıntı yaşar. İlk çocukluk dönemlerinde, otomatik davranış kalıpları oluşturamayan bir çocuğun kendisinden istenen rolleri gerçekleştirmesi zordur.  Şartlara göre  pratik davranış paternleri oluşturamayan çocuğun, başarıyı yakalaması da güçtür.

İlk çocukluk dönemlerinde, bilinçli tekrarların oluşması, olumlu davranış paternlerin otomatikleşmesi, çocuğun kendiliğinden gelişen iyiye yönelme içtenliğini kazandırır.

Eğer Çocuğun dünyasında temelde oluşmuş davranış paternleri yoksa,  gelişigüzel kurallarla büyütüldüyse  sonradan karşılaştığı kurallar tepeden inme  ahlak kurallarına, toplum kurallarına dönüşür. Keskin ve katı bir şekilde çocuğun dünyasına dahil edilir. Alışkanlığa dönüşmeyen bu kurallar, çocuğun zihninde sadece bir angaryadır.

Öğrencinin başarısı ihya edici bir kazanıma dönüşmediği zaman başarı, bir diğerini ezme politikasının adı olur. Başarı, otomatik  olarak gelişen davranışların,  üretim içinde sağladığı  haz duygusuyla süreğenleşir.

Dünya nimetlerinden istifadelenirken başarı bir ödüldür; Sağlıklı bir amacın, süreç içindeki doğurganlığıdır.

Sağlıklı partenler sonucu oluşmayan başarıların olumlu kazanımları da olmaz.  Çocuklarda erken dönem yaşantıların sonucu  oluşan “gerçek benlik” özgüven,  başarı ile ne yapacağının otomatik bilgisine  sahiptir.

Alışkanlıklar, hayatı olumlu yönde etkilediği gibi olumsuz yönde de dönüştürebilir. Otomatik kalıpların bizi yönettiği gerçeğini,  pratik hayatta fark etmeyebiliriz.  Oysaki en önemli kararlarımızı temellendiren otomatik davranış kalıpları vardır. Bunlar çocuklukta şekillendiği için bireyin farkına varmadığı kişilik örüntüleri gibi işler.

Alışkanlıklar, ödüller yoluyla temellendirilir. Bireyin motivasyon aracını kullanarak gerçekleşir. Her bireyin bir ödül motivasyonu vardır fakat bu ödül mekanizması nasıl keşfedilir; anlamak gerekir. Yapılandırıcı bir özelliğe sahip bu mekanizma  bireyin ömür boyu hayatını düzenleyecektir.

Öğrencilerin yapıtaşlarını oluşturan gelişim dönemleri bu kazanımların en verimli olduğu zamandır. Ergenlik yılları da bu verimli yapının oluştuğu özel bir dönemdir. Adeta hayatlarına yön verecekleri  ikinci şanstır. Yeni davranış kalıpları üretebilme becerisini ve şartları yönetebilecek davranış paternlerini kendileri  üretir. Ayrıca; daha önceki olumsuz alışkanlıklarını değiştirebilme fırsatına da sahiptir.

Ergenliğin ya da erken dönem yaşantıların işçiliği ne kadar verimliyse yetişkinliğin otomatikleşen davranış seyri de o kadar güçlüdür. Başarı ise  ancak bu halkaların  zincirlerinden doğar.

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Başarının Sırrı Alışkanlıklarımız / Nuray Yüksel

    Semiramis

    (21 Mart 2018 - 17:15)

    Motive edici bir yazı..yüreğinize sağlık..basarilarinizin devamını dilerim.. diğer yazılarınızı da merak ediyorum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir