DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

16 Haziran 1919 ya da İlk Kurşun / Halil Köken

               1 Ağustos 1914’te başlayan ve 4 yıl devam eden dünya savaşının sonunda milyonlarca insan ölmüş, bir o kadarı da sakat kalmıştı. Bütün Avrupa Kıtası, Asya Kıtasının çoğunluğu, Afrika, Amerika ve Avusturalya kıtaları da dâhil 5 kıtadaki insanlar birbirlerini boğazlamak üzere karşı karşıya gelmişlerdi.

               1918 yılının sonlarında bütün cephelerden kötü haberler gelmeye başlamıştı. Ordu her gün biraz daha geriye çekiliyordu. Enver Paşa savaşın kaybedileceğini daha yılın ilk aylarında anlamış ve Anadolu’nun çeşitli yerlerine silah ve cephane gömdürerek başlayacak olan yeni savaşa hazırlık yapmaya başlamıştı. Balkan Savaşını 2. Savaşta kazandığımızdan, bu dünya savaşının ikincisinin olacağını ve onu kazanacağımızı söylüyordu. Salihli’deki Kuşçubaşı Eşref Beyin çiftliği bunlardan birisiydi ve Çerkez Ethem mücadeleye başlarken bu silahlarla başlamıştı.

               30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanınca itilaf devletleri daha önce aralarında anlaştıkları şekilde Anadolu Topraklarını Yağma Hasan’ın Böreği misali babalarının mallarını paylaşıyorlarmış gibi aralarında paylaşmaya başladılar.

               Trakya ve Ege Bölgesi Yunanistan’a verilmişti. Özellikle Ege Bölgesinde Rumların nüfusu fazla idi. Sadece Aydın’da 5.000 Rum vardı. Yunanistan özellikle Tanzimat’tan sonra Adalar’dan (Ege Denizindeki adalardan Midilli, İstanköy, Sakız vb.) ve Yunanistan’dan bu bölgeye sistematik olarak nüfus sevk ediyordu.( Bu sistematik göçün fikir babası Fener Rum Patrikhanesi idi ve bu göçler Yunan Milli Bankasından finanse ediliyordu.)

               Rumlar askerlik yapmadıklarından nüfusları hızla artmaktaydı. Türk evladı yıllar süren askerlikten dönebilirse (Annemin babası 9 yıl, babamın babası 13 yıl askerlik yapmıştı ve ikisinin de İstiklal Madalyası vardı) köyüne ihtiyar olarak geliyor ve çoğu zaman ekonomik olarak onların avucun düşüyordu. Çünkü uzun süren askerlik süreleri ciddi bir ekonomik kayıp oluşturuyordu. Uzun süren savaşlar nüfusu ve ekonomiyi bitiriyordu. Ayrıca kapitülasyonlar Rum’u kalkındırırken Türk’ü bitiriyordu. Uzun süren savaşlar yüzünden 13-15 sene askerlik yapanlar çoğunluktaydı. Askerden gelseler bile genelde kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş bir şekilde geliyordu. Mondros’tan sonra Rumlar eşkıyalığa başlamışlar, nüfus dengesini değiştirebilmek ve Türkleri ekonomik olarak çökertmek için savunmasız Türkleri öldürüyor, mallarını, hayvanlarını gasp ederek Adalara sevk ediyorlardı. Yunanlılar bölgeye geldiklerinde Rum nüfus bunlara kılavuzluk ediyor hatta Yunan Ordusuna asker olarak katılıyorlardı. Yunanlılar yerli Rumlardan 2 tümen oluşturmuşlardı.

               Ordu gerek Ateşkes Antlaşması hükümleri gereği gerek terhisler ve gerekse firarlardan dolayı adı var kendi yok durumunda idi. Alaylar hatta Tümenler birkaç yüz kişiden oluşuyordu.

               İşte 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar bölgeye geldiklerinde durumu böyle idi. Aydın’da bile İngiliz Kontrol Görevlileri vardı. Her hareket izleniyordu. 27 Mayıs1919’da Aydın işgal edildiğinde Aydın’da bulunan 57. Tümen komutanı Albay Mehmet Şefik Aker Telsiz Telgraf tesisini düşman faydalanmasın diye tahrip ettirerek topları ve taşıyabileceği kadar cephaneyi önce gene bir Rum’a ait olan Andon Ağa Çiftliği’ne sonra da Çine’ye naklettirecekti.

               1895 yılında doğan ve genç yaşta efe olan Yörük Ali Efe bu sırada Çine’nin Yağcılar Köy’ünde oturuyordu. Başta İzmir’deki işgalden kaçan Üsteğmen Zekai Bey başta olmak üzere 57. Tümen subaylarından bir grup subay Yörük Ali Efe’yi ziyaret ederek onu Milli Mücadele’ye davet ettiler. Çünkü bölgede en çok sözü geçen ve efelerin efesi diye anılan Yörük Ali Efe idi. Yörük Ali Efe’nin haydi demesi birçok kişinin bu mücadeleye girmesini sağlardı. Ayrıca hazır kuvvet olarak sadece Yörük Ali Efe vardı. Yörük Ali Efe 5 Haziran 1919’da Çine Askerlik Şubesinde (şimdiki Kuvayı Milliye Müzesi) gece Albay Mehmet Şefik Beyle görüşmüş ve daha sonra Yenipazar’a geçerek burada bütün efelere mektup yazıp İstiklal Mücadelesi için açtığı bayrağa katılmaya davet etmişti.

               15 Haziran akşamı toplanan kuvvetler ve subaylar da dâhil olmak üzere 60 (Ey Türk evladı 300 dalmaçyalı’yı boş ver örnek istiyorsan bu 60 kişiyi örnek al. Kürşat’la beraber Çin Sarayını basan 40 yiğidi örnek al.) kişi ile (İstiklal Harbi başladığında Subaylar sivil kıyafetlerle zeybek gibi efelerle beraber mücadeleye girmişlerdir. Bunun 2 sebebi vardı. Birincisi ateşkes antlaşması hükümleri gereği devlet ve resmi kuvvetler silah kullanamazlardı. Böyle bir durum ateşkesin ihlali olurdu. İkincisi efelerin ve zeybeklerin eskiden kalma asker fobisi vardı ve askerleri sevmezlerdi.) Büyük Menderes Nehrinin kuzeyine geçer. Büyük Menderes Nehri İtalyanlar ile Yunanlılar arasında sınırdır. Menderes’in güneyi İtalyanlara, kuzeyi Yunanlılara aitti. Sabaha karşı Sultanhisar’da bulunan Malgaç Karakolu basılarak düşman imha edilir, silahları da güneye geçirilir.

               Aydın Bölgesinde düşmana atılan ilk kurşun ve ilk savaş16 Haziranda yapılan bu baskındır. Yörük Ali Efe’n bu baskını milleti adeta tetikleyecek ve kısa sürede Menderes, Köprübaşı ve Umurlu Cephesinde yaklaşık 1500 kişilik bir kuvvetin birikmesine ve hatta Aydın’ın geri alınmasına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle bu baskına katılan, bu mücadeleyi başlatıp sonuçlandırılan bu kahramanlarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz.

               Efe’ye olan sevgimizden dolayı onun için yakılan bir türküyü buraya alalım.

Şu Dalmadan geçtin mi
Soğuk sular içtin mi
Efelerin içinde
Yörük Ali’yi seçtin mi

Şu Dalmanın çeşmesi
Ne hoş olur içmesi
Yörük Ali’yi sorarsan
Efelerin seçmesi

Cepkenimin kolları
Parıldıyor pulları
Yörük Ali geliyor
Açıl Aydın yolları

Aydın dağını oydular
Ardında yar koydular
Yörük Ali’nin ismini
Hazreti Ali koydular

Malkoç çayında durdun
Binlerce Yunanlıyı vurdun
Yüz tane efe ile
Aydın’ı, Yunan’dan aldın

Çam dalına yaslandım
Yağmur yağdı ıslandım
Yörük Ali’nin yanında
Altı ay on gün eylendim

Hey gemici gemici
Nerden aldın pirinci
Efelerin içinde
Yörük Ali birinci

Deve damı han oldu
Yörük Ali memlekete şan oldu
Yörük Ali’yi sorarsan
Bu dünyaya nam oldu

Dağlar aman hey tane
Yörük Ali şu cihanda bir tane
Bıçağımın masadı
Yörük Ali düşman kasabı

Aydın dağları dumanlı dumanlı
Bak kaçıyor Yunanlı
Yörük Ali geliyor
Bak kaçıyor Yunanlı
Hey gidinin efesi, efesi
Efelerin efesi.

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 1 eseri bulunmaktadır.