DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Gönül Müzesi / Süleyman Türkmenoğlu


Kitap yazalım der, yeni yazarlar,
Nurlar can olsa yok, yazmam bir daha.
Yarın bizleri hayırla anarlar.
Ramazan gelse yok, yazmam bir daha.

Sayfa sayısı altı olsun dendi.
Bizler sıkı sıkıya ögütlendi.
Kimden niye, nasıl bir görüş geldi.
Fikir degişse yok, yazmam bir daha.

Herkes gönlünden geçeni söyledi.
Kimin ne yazacagı belirlendi.
Biz on bir, Duran Hocam otuz yedi,
Sayfa yazarsa yok, yazmam bir daha.

Gönül Müzesi sadece anıymış.
Daha korku, aşk gibi seri varmış.
Tüm herkes Nurcan Yanalak’a alkış.
Şaplak çalarsa yok, yazmam bir daha.

Dil dökseler, resim çizseler gene,
Hesap yapıp, çevirseler üçgene,
Gülcan, Nurcan, hele bir de Medine,
Üç bacı varsa yok, yazmam bir daha.

Lafın persengini bozsam gayrı,
Safa Amcayla İrfan Can apayrı.
Onlara gitsin duamızın hayrı.
Dilek not yazsa yok, yazmam bir daha.

Meslek belirlenirmiş ta evvelden.
Geçmiş çağırırmış Kent Müzesinden.
Yağmurun yağması Çömçeli Gelinden,
Medet olursa yok, yazmam bir daha.

Yol, İlbistanlı yol çatına çıksa.
Grezet köynek, kürdük sırtımı cırtsa,
Savrun suyu, Flavyapolis’e aksa.
Tünel kazılsa yok, yazmam bir daha.

Yüceltmeliyiz tüm Kadirlimizi,
Unutmam Hanife Simitçimizi,
Ben baygınken elime Sevgi İzi,
Çizilecekse yok, yazmam bir daha.

İlim Sokagında saklı tüm emek,
Güldeste Teyzeye bin türlü yemek,
Bizlere de bir tek salçalı ekmek,
İkram olursa yok, yazmam bir daha.

İnsan gayretiyle olmalı mahir,
Gülcan, öğrenciyken olmuşsa Nehir,
Hele Zümrüt’ten doğmuşsa Cevahir.
Her dili bilse yok, yazmam bir daha.

Evraklar sarsa, olsanız da müşkül.
Pandemi olsa, verseniz de ödül,
Annelik hissiyle soyadım Öncül,
Konulacaksa yok, yazmam bir daha.

Yolum düşse Şahinbey ilçesine.
Türev, integral, kosinüs yerine.
Bakardım havada kalan eline.
Kir olacaksa yok, yazmam bir daha.

Göremezsiniz onda nefret ve kin.
Dikbayır’da gam çekse Taştekin.
Hakim bile sandalye verse, ilkin,
Yatıra soksa yok, yazmam bir daha.

On altı yılım geçse de gurbette.
Arap Baharı, güz olsa şirkette.
Osman, Orhan Gazi yüzse elbette.
Donanma sarsa yok, yazmam bir daha.

Kar yolları kuşatmışsa çok Yaman,
Korkma, inançlı bir baban var taman.
Üç gece, dört gündüz kaldıgın zaman,
Sıcak bot alsa yok, yazmam bir daha.

Eyüp, yine gelse makarna yapsa.
Rüzgar, Mustafa diye fısıldasa.
Sandıktan silik yüzlü kadın çıksa.
Tavuk gurk yatsa yok, yazmam bir daha.

Çıkarım bembeyaz bir yolculuğa,
Alışırım Ağıllı’da soğuğa.
Devam ederim Rıfat’la dostluğa,
Mavzer verilse yok, yazmam bir daha.

Yakama dört halka mürekkep düşse.
Sınıfta yaseminler çiçek verse.
Matematik notum otuz beş dense.
Hürmet edilse yok, yazmam bir daha.

Dedikodu bilmem, kapı dinlerim.
Sebahat’i Maviş diye severim.
Her masrafı gözlükçüye yüklerim.
Altın bozdursa yok, yazmam bir daha.

Titriyorum buz tutan topraklarda,
Şevk var, mutlu ve munzur çocuklarda,
Ayakkabım kalsa donan buzlarda,
Nöbet verilse yok, yazmam bir daha.

Ben her yaşı dolu dolu yaşarım.
Öykülerden, yarınlara koşarım.
Çöl kumlarında sabırdır başarım,
Fırtına kopsa yok, yazmam bir daha.

Bir daha yazalım derseniz şayet.
Bize getirecek olsa da şöhret.
Seçim yapar gibi durmadan anket.
Düzenlenirse yok, yazmam bir daha.

Ben gökgülü olayım, siz de şahin.
Gavurdağlarından tırmanıp geçin.
Gözlerden yaş düşse Gülistan için.
GAP, suya doysa yok, yazmam bir daha.

Yazar havasına girdik ya artık.
Hanım bir fistan aldı, yanlar yırtık.
Ön yüzü dantelli, arkası sarkık.
Fors atacaksa yok, yazmam bir daha.

Yol gösteren. LİZ YAYINCI Ramazan,
Baş editörümüz Yanalak Nurcan,
Bana da Karatepeli Süleyman,
Denilecekse yok, yazmam bir daha.

Gönül Müzesi / Süleyman Türkmenoğlu” eseri için 2 yorum:

  1. Süleyman hocam muhteşemsin,harika yazmışsın. Yazmaya devam ederseniz çok ama çok sevinirim. Ne güzel, Gönül Müzesi size ne güzel yazdırmış. Selamlar 👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏

  2. Tebrikler kutlarım öğretmenim. Anı yazalım derken unutulmaz anılar yaşadık. Bu şiirde kanıtı oldu. Bunun üzerine ben de gönül müzesi 2’yi yazarım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir