DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Aynı Şehir, Ayrı Adımlar / Gülşen Güler

Canını yakıyor insanın bu sessizlik. Bir zamanlar sesinin tonunu, adımlarının sesini uzaktan bile tanıyacak kadar hayatına koyduğun, nefes alsa hissettiğin bir insanı gün geliyor, aynı yolda yürürken bile fark etmiyorsun. Ya da o seni fark etmiyor. “Çok uzaklara gitti, araya yollar girdi,” deriz. Ama asıl can yakan uzaklık, yanındayken başlayan o sessizlikmiş.

Aynı fırının önünden geçiyorsun, aynı çocukların gürültüsünü duyuyorsun, belki aynı durakta durup aynı yağmurda ıslanıyorsun ama aranızda öyle bir duvar var ki ne gözün ilişiyor ne de elin gidiyor. İçin acıyor ama dilin varmıyor. O insanla güldüğün, ağladığın, omuz omuza yürüdün o güzel günleri düşündükçe, “Bunları gerçekten biz mi yaşadık?” diye yabancılaşıyorsun. Keşke kızsan, keşke bağırsan… Ama içindeki o yangın sönmüş, geriye sadece soğuk bir kül kalmış. “Bizim hikâyemiz de bu kadarmış,” deyip boyun eğiyorsun.

Bazen aynı sokaklarda karşı karşıya gelmekten deli gibi korkar ya insan; aslında korktuğun o kişi değildir, “Yine görsem içim cız eder mi?” telaşıdır. Ama o an gelip de yanından gölgesi bile sana değmeden geçip gittiğinde ve içinde derin bir boşluk hissettiğinde anlıyorsun hikâyenin bittiğini. Sadece bitmemiş, bizi de beraberinde bitirmiş.

Şimdi geriye kalan: Aynı şehir, ayrı adımlar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir