DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Merhaba, Otuzdan Sonra Gelen Şeyler / Mehlika Tuğba Türküm

Eğer uyansaydın sen de bilirdin
Gök içini döker bu saatlerde
Aramız pek iyi değil gerçi.
Rahmetli latife yapardı :
“Tanrıya yakın olmak için bu binalar” derdi
Hâlbuki Babil Kulesi efsane değildi
Belki de çağlar, atlayarak geçilmedi
Bir ortaçağ Hristiyanı gibi alınıp satılan :
Birinin cehennemi, birinin cennetiydi
Gözle görünmeyene itaat masal oldu
Cennetten arsayı bu dünyada sattılar ;
Kendi elleriyle yaptıkları cenneti
Seni bu dünyadan bir toprak almaya
Zorladı modern tanrılar
Bak böyle dümdüz söylüyorum
İncitmiyorum değil mi şair yanını!

Hah, ne diyordum
Bir kahve demliyorum, bir tütün sarıyorum
Üflüyorum tüm zehrini bir kağıda
Döndürüp duruyorum elimde kalemi
Ki yazdıklarım sarhoş olsun
Okuyanlar desin ki bu pek de akıl kârı değil :
Şehrin uğultusundan süzdüğüm bal
Ensemde gezdirdiğim güneş,
Çapraz bir ölümün ağıtına son dize
Tepindiğim tüm acılardan bir döşek, tüm hainlere
Gün doğuyor, bileğinde kehribardan bir tesbih
Uzun bıyıklarını tarıyor
İçimin âmâ celladı
Şafakta boynu vurulur gökte yaşayıp
Göğe bakmayanın :
Eğer uyansaydın, sen de bilirdin.
Beni çirkin bir gülme ile müjdelemişler babama
Anamın ıccak karnından doğmuşum
Ilık bir mevsim olarak
Ne ayaz ne kavruk yaz.
Kaşı çatık omzu düşük
Eski aylardan kırpıp
Yıldız koymuşlar adıma.
Al emzir demişler geceye
Kara yoldaşım olmuş, uyku düşmanım.

Eğer uyansaydın, sen de bilirdin.

Bu yazıyı paylaş:

3 thoughts on “Merhaba, Otuzdan Sonra Gelen Şeyler / Mehlika Tuğba Türküm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 3 eseri bulunmaktadır.