Sadık Hidayet’in Kör Baykuş’una Absürt ve Psikanalitik Bir Bakış / Kenan Altun


Sadık Hidayet’in Kör Baykuş’u, rüya ile gerçeğin, romantizm ile rasyonalizmin sınırlarını zorlayan, insanın en derin yalnızlığını gözler önüne seren bir romandır. Roman demek belki de yetersiz kalır, zira olay akışı ve karakterin konumu, yazarın kendi hayatının bir ifşası gibidir. Bu otobiyografik özellik, metni psikodramatik bir boyuta taşır ve okurun bilinçdışını harekete geçirme gücü taşır. Kitap o kadar güçlü bir kurguya sahiptir ki, okuyucu kendini cenaze arabasını taşıyan iki karakterden biri gibi hisseder, karakterlerin günahına ve sevabına ortak olur. Kör Baykuş, sanki bütün insanlık için yazılmış gibidir. Yazar öyle bir girdaba çeker ki, bir daha çıkmak istemezsiniz, hatta kimi zaman dönemezsiniz. Bu kitabı okuduktan sonra artık siz, siz değilsinizdir.
Yazarın İç Dünyası ve Eserin Psikanalitik İncelemesi
Metnin her satırında acı çeken bir karakterle karşılaşırız. Bu ruhsal bunalım sadece karakterin değil, yazarın da gerçek hayatında yaşadığı bir durumdur ve trajik bir ölümle sonuçlanmıştır. Kör Baykuş’u psikanalitik bir yerden okuduğumuzda, bir anlam arayışı içinde debelenen bir karakter görürüz. Edebi açıdan, zaman ve mekanın belirsiz olması, rüya ile gerçeklik arasında salınan olay örgüsü, yazarın ruhundaki derin ızdırabın dışavurumudur. Bu ızdırap o kadar yoğundur ki, beynini uyuşturmak için yoğun miktarda afyon kullanır. Ayrıca, eserdeki şiirsel dil, okuyucuyu bazen bir şiir dizesi içinde hissettirir, bu da metnin zenginliğidir.
Yazarın hayat hikâyesini karakter üzerinden okumak mümkündür. Metinde annesi Hintli bir dansöz olarak aşağılamasi bir kompleks olarak Hidayet’in bilinçdışındaki karmaşık kişiliğe işaret eder. Varoluş sancısı, sevdiği kadını mezara koyduktan sonra gelişen travmatik saplantılarla devam eder. Anne, baba, eş ve kaynana gibi aile fertleri, Hidayet’in kaleminden kendi derslerini alır.
Absürdizmin Edebi Kökleri
Bu tür metinleri edebiyat tarihinde görmek mümkündür. Sofokles’in Kral Oidipus’undaki kişisel kompleksler, Kafka’nın çürümüş toplumsal kodları, Necip Fazıl’ın Bir Adam Yaratmak’ı ve Albert Camus’nün Yabancı’sı bu tür eserlere örnektir.
Absürt metinler, tıpkı absürt sanat gibi, uyumsuz denemelerdir. Özellikle dünya savaşlarının insanlık üzerinde yarattığı yıkıcı etkiler, bilimin her şeyi çözebileceğine olan inancı sarsmış ve insanları umutsuzluğa, çaresizliğe terk etmiştir. Bu umutsuzluk, Absürt ya da Uyumsuz olarak adlandırılan metinlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Sadık Hidayet de bu çalkantılı dönemin bir ürünüdür. Bir dönem İran’da, bir dönem Batı’da yaşamış, siyasetle arasına mesafe koysa da yaşadığı hayal kırıklıkları onu kendi iç dünyasına yöneltmiştir. Kör Baykuş metninde, Sadık Hidayet’in bu içsel dünyasının kodlarını okumak mümkündür.

