DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Bir Duygu, İki Yüz / Nurcan Okur

Al Yazmalım Selvi Boylum’un son sahnesinde Asya ile İlyas karşılaşır ve Asya’nın Çemşit’e gittiği an gösterilir. Filmi izleyen herkesin aklında aynı düşünce dolaşır: Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti… Gerçekten sevgiyi sadece bu üç kelimeyle tanımlamak yeterli mi? Bu sorunun cevabı gerçekten bu üç kelimede mi yatar?

Dostluğun içinde sevgi olduğunu kabul ediyoruz. Dostunla saatlerce konuşur, içini döker, gülersin; bazen dostunun omzu gözyaşların için bir mendil olur. Ancak hayat bazen “dostum” dediğimiz insanlarla tartışmamıza ve yollarımızı ayırmamıza neden olur. O zaman aradaki sevgi nerede kalır? Neye dönüşür? Kine mi evrilir, yoksa o duygu bile zamanla kaybolur mu?

Sevgiye iyilik diyelim. İyilik gördüğümüz birini sevmek ya da sevdiğimiz birine iyilik etmek sevgi olmuş olur mu? Bu tanım, biraz çıkar ilişkisine benzemiyor mu? “Bana iyilik yapmazsa onu sevmem” düşüncesine dönüşmez mi? O hâlde şunu da sormak gerekir: İyilik gördüğümüz birinden kötülük gördüğümüzde sevgi bir anda düşmanlığa mı dönüşür?

Sevgi emek vermektir denir. Peki bu, kolaya kaçmak değil midir? Emek verdiğimiz biri uğruna kaç işten vazgeçtik, kaç alışkanlığımızı geride bıraktık? Uğraşıp çabaladığımız hâlde istediğimiz sonucu alamadığımızda “emeklerim boşa gitti” dediğimizde, artık o kişiyi ya da o uğraşı sevmiyor mu oluruz?

Sevgi gerçekten bu kadar kolay mıdır? Eğer öyleyse, neden bu kadar çok insan sevgisizlikten söz eder? Huzur, mutluluk ve saygı gibi duyguları yok mu sayacağız? İnsan huzur bulduğu yerde mutlu olur. Mutlu olduğu yerde sevgi yok mudur? Sevgi öyle bir kelimedir ki, içine hangi duyguyu koyarsak koyalım az ya da çok bir parçasını mutlaka barındırır. Belki de bu yüzden düşman gördüklerimiz bir anda dost olurken, dost bildiklerimiz bir anda düşmanlaşır. Gece gündüz emek verdiklerimizi bir anda yok sayarız ya da huzur bulduğumuz omuzlar bir anda mutsuzluğun kaynağı hâline gelir.

Sevgi, geçmişten bugüne insanı en derinden etkileyen duygu olmuştur. Üzerine şiirler, şarkılar, destanlar ve hikâyeler yazılmıştır. Kimilerinde sevenler kavuşmuş, kimilerinde kavuşamamış; kimilerinde ise kavuşmanın mı yoksa kavuşamamanın mı daha doğru olduğu sorgulanmıştır. Belki de tarih boyunca en hassas noktamız hep sevgi olmuştur. Bir sevgiyle yeniden doğmuş, bir sevgiyle yaşarken ölmüşüz.

Dünyadaki tüm dilleri düşünürsek, içinde her duyguyu barındıran başka bir kelime var mıdır? Zıtlıklarıyla birlikte bilerek ve isteyerek yaşanan bir duygu… İnsanı hem güçlü hem de kırılgan yapan başka bir kelime ya da duygu var mıdır?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir