DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

“Şərqin Qapısı” Tiyatro Festivali / Adilə Səfərova

Ulusal lider Heydər Əliyev’in doğumunun 103. yılı ve Nahçıvan tiyatrosunun 143. yılı dolayısıyla, kadim yurdumuz Naxçıvan, 8-11 Mayıs tarihleri arasında bir başka önemli etkinliğe — “Şərqin qapısı” Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yaptı.

Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle, Nahçıvan Devlet Milli Dram Tiyatrosu organizasyonunda gerçekleştirilen etkinlik, tiyatro camiasının hafızasında güzel anılar bıraktı. Festivalin açılış töreninde, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Kültür Bakan Yardımcısı ve geçici bakan vekili Həsən Seyidov ile Nahçıvan tiyatrosunun müdürü, Cumhurbaşkanlığı ödüllü Mir Qabil Əkbərov; köklü sanat ocağında çağdaş ve klasik dramaturgların eserlerine yer verildiğini belirterek tiyatroda sağlıklı bir sanat ortamının oluştuğundan söz etmiş, devletin bu alana gösterdiği ilgiyi vurgulamışlardır.

Festival kapsamında tiyatro topluluğu, oyunculuk atölyeleri ve ustalık dersleri temelinde hazırlanan “Şüuraltı kölgələr” adlı psikodramatik oyundan kısa sahneler sergilemiş, etkileyici müzik performanslarıyla izleyicilere hoş anlar yaşatmıştır. Festival çerçevesinde Azerbaycan’ın farklı bölgelerinden gelen sanat insanlarıyla yaratıcı fikir alışverişi yapılmış, oyuncular tanınmış tiyatro uzmanlarının ustalık derslerine katılarak oyunculuk teknikleri, sahne taktikleri ve sahne hareketlerinin doğru uygulanış biçimleriyle tanışmışlardır.

Daha sonra tiyatronun perdeleri Azerbaycan Devlet Pandomim Tiyatrosu’nun sahnelediği “Şinel” adlı oyunla açılmıştır. Sözün bittiği, beden dili ve plastiğin konuştuğu o anlarda seyirci bir kez daha tiyatronun evrensel bir dil olduğunu anlamıştır. Nikolay Qoqol’un “küçük insan”ının büyük trajedisi, Nahçıvan sahnesinde adeta yeniden doğmuştur.

Azerbaycan Devlet Akademik Rus Dram Tiyatrosu tarafından Rusça sahnelenen Mirzə Fətəli Axundov’un klasik komedisi “Müsyö Jordan”, festivalin milli dramaturjiye bağlılığını göstermiştir.

Festivalin ikinci gününde Azerbaycan’ın farklı bölgelerinden gelen sanat insanlarıyla yeniden yaratıcı fikir alışverişi yapılmış, oyuncular ünlü tiyatro uzmanlarının ustalık derslerine katılarak oyunculuk teknikleri ve sahne taktikleri hakkında bilgi edinmişlerdir. Sanat insanlarının heyecanı ve tiyatro fuayelerinde bitmek bilmeyen yaratıcı tartışmalar büyük anlam taşımıştır. Şunu da özellikle vurgulamak gerekir ki; festivalin kalbi yalnızca alkışlarla atmamış, yapay zekânın dünyayı kuşattığı bir dönemde canlı insan nefesinin ve sahnenin vazgeçilmez ruhunun nasıl korunacağı da burada tartışılmıştır.

Tarih boyunca “Doğu’nun konservatuvarı” olarak adlandırılan Şuşa, aynı zamanda profesyonel tiyatro düşüncesinin ve oyunculuk okulunun temellerinin atıldığı mekânlardan biridir. Şuşa’da tiyatronun yeniden canlanması ve Şuşa Devlet Müzikli Dram Tiyatrosu’nun öz yurduna dönüşüyle sahnede yeniden Üzeyir Bey’in ve Ə.Haqverdiyev’in ruhu hissedilmiş, milli dramaturjimizin nefesi yeniden hayat bulmuştur. Şuşa’da düzenlenen festivaller tiyatro ortamına yeni bir dinamizm kazandırmıştır.

Şuşa Devlet Müzikli Dram Tiyatrosu’nun sunumunda Hüseyn Cavid’in “Ana” adlı felsefi dramı, Nahçıvanlı sanatseverlere sunulmuştur. Festivalin kapanış töreninde başarılı oyunlarla sahne alan çeşitli tiyatro toplulukları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’nın onur belgeleri ve Nahçıvan Devlet Milli Dram Tiyatrosu’nun teşekkürnameleriyle ödüllendirilmiştir.

Ayrıca Karabağ ve Şuşa’nın simgesi sayılan “Xarıbülbül” adlı küçük halı, Nahçıvan tiyatrosunun müdürü Mir Qabil Əkbərov’a takdim edilmiştir. Sanat insanları festivalin organizasyonu için teşekkür ederek, bu tür festivallerin yakın zamanda uluslararası festivallere dönüşmesini arzu ettiklerini ifade etmişlerdir.

Nahçıvan Devlet Milli Dram Tiyatrosu’nun, Üzeyir Hacıbəyov’un “O olmasın, bu olsun” adlı müzikli komedisiyle sona eren festival, bir kez daha göstermiştir ki; bu tür etkinlikler yalnızca tiyatroların gelişimine katkı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda sanat insanları arasında samimi iletişimi ve deneyim paylaşımını yeniden canlandırıyor.

Festivalden geriye kalan ise yalnızca alkışlar değil, aynı zamanda tiyatromuzun yarınına dair yeni fikirler ve arayışlardır.

Adilə Səfərova
Azerbaycan’ın emektar kültür çalışanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir