DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Kalabalıkların Kimsesizliği / Gülşen Güler

​Gökyüzü grileşirken her köşede bir hatıra canlanır. Yaşananlara, yaşanamayanlara, kaderin ördüğü o görünmez ağlara bakıp söylenecek binlerce sözü tek bir cümlede bitiririz. Dudağımızdan dökülür o bildiğimiz, hem bir kabulleniş hem de sitem dolu kelime “Kısmet değilmiş…”

​İnsan büyüdükçe mi kimsesizleşiyor, yoksa kalabalıklaştıkça mı kimsesiz kalıyoruz.Bizi biz yapan değişmeyen anılardır aslında. Yeni bir kitap kokusunda, ya da annemizin pişirdiği çorbada ya da eski bir radyodan gelen iç sızlatan bir şarkıda buluruz kendimizi.

​Zaman geçer, takvimler eskir,ama kelimelerin yetmediği, etraftaki seslerin artık gürültüye dönüştüğü anlarda, en çok da içimizin dolup taştığında gideriz deniz kenarına. Kıyıya vuran her dalga, sanki geçmişten çıkıp gelen bir hatıradır. Öfken “arkanı dönüp git” diye bağırdığında, ne akıl el verir gitmeye, ne gönül razı olur ne de ayaklar adım atabilir. O dalgaların tanıdık hüznü ruhu sarıp sarmalarken insan anlar ki asıl kalışlar hep o kıyılardadır.

​Griye çalıyor yine zamanın rengi,
Her köşe başında bir eski anı.
Sanki ömrün bitmeyen bir acısı,
Duruyor içimde sızlayan yanı.
​Biz mi büyüyoruz, şehir mi sessiz?
Kalabalıklar içinde kaldık kimsesiz.
Bir radyo sesi derinden, sessiz,
Alıp götürüyor eski günlere.
​Öfkem “git” dese de ayaklarım gitmez,
Ne akıl el verir ne gönlüm ister.
Deniz kıyısında bu hüzün bitmez,
Kıyıya vuran dalgalar onu gizler.
​Sığınak ararsan o mavi sularda,
Asıl kalışlar hep o kıyılarda…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir