Benim Hikayem / Gülşen Güler

Babamın bir çift ayakkabısı vardı.
Kahverengi
Önü biraz çatlamış buruşmuş, altı delikdi
Ama her bayram o ayakkabıyı boyardı.
Ben küçükken derdim ki: “Baba yeni pabuç alalım.”
O gülerdi. “Kızım bu daha gider. Temizler silerim parlar.”
Fırçayla, kremle, eski tişörtle silerdi.
“Tertemiz olsun da, ayıp olmasın” derdi.
Kışın altı delinirdi. Ayağına poşet geçirirdi içine su geçirmesin” diye.
Ama ben bilirdim. Çorabı ıslak gelirdi ayakları donmuş üşümüş vaziyette.
Soba kenarında koyar kurutur du, işe giderken sabah yine giyerdi.
Hiç şikayet etmezdi.
“Var” derdi.
“Yok” demezdi.
O ayakkabıyla işe gitti.
O ayakkabıyla beni okula yazdırdı.
O ayakkabıyla cenazeye, düğüne, hastaneye gitti.
Bir gün eskidi iyice babam attı
Ama ben atmaya kıyamadım. O attığımızı sandı. Posete koyup somye yatağın altına sakladım.
Tozlandı , delindi,
Ama çöpe gitmedi.
Şimdi ben büyüdüm.
Benim de ayakkabılarım var.
Ama babamın o eski ayakkabısı gibi değil.
Çünkü o ayakkabı sadece sıradan bir papuç değildi.
Sabırdı.
Gururdu.
Bu ayda “İdare ederim kızım”dı
Biz böyle büyüdük işte.
Yamalı ayakkabıyla.
Şimdi somyenin altina eğilip bakıyorum
babamın ayakkabısı hala orada.
Eski.
ama bir gün birine yol gösterecek kadar kıymetli

