DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Aydınlık Doğuş / Nisa Orhan

Karanlık bir vadide görülen yedi kişi …
Hem kendilerine hemde gökyüzüne zincirli.
Zahiri de batını da aydınlığı ile süsleyen bir zatı şerif karşıladı beni…
Geldi ve geçti…
Heybetiyle, zincirleri insanlardan bir haber etti…
Geldi ve gitti.
Bela âleminden beka alemine…
Gitti ve geldi.
Baki ruhundan fani olan zihnime.
Zihnimden ziyade her hücrelerime işledi sohbeti ve inayeti
Ardından başka bir mecliste karşıladı beni.
Güzel ve özel sahanın nöbetçisi olan ben ise ruhumu teslim etmeye hazırda bekliyordum.
Ben mi ruhuma teslim olacaktım yoksa ruhum mu bana…
Nefsim ve nefesim bu lütuflar karşısında dili tutuldu.
Gözlerimse Bir müddet yazamadı ve konuşamadı kimseyle…
Bu serzeniş ya da bu denklem bana hayatım boyunca yetecekti.
Ağladım ve anladım, Adem, demden ibarettir.
Daha sonra başka bir üstadla göz göze geldim.
Bana ölümün ve doğuşun sadece bir sesten oluştuğunu aktardı.
Müzik ile deva sundu kırık dökük harabeme.
beni dinlemek istedi, bende o nu…
Ben görmek istedim, o da görünmek…
Ve yaşadığımı farkettiren bir an daha gerçekleşti ,
Rüyadan rüyalar ile uyanılabilirdi ancak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir