DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Gelecek Aslında Geçendir / Mehmet Asıf Işık

İstikbâlimiz, yāni ömrümüzün dünya hayatından sonraki kısmı belirsiz midir?

Nereye doğru gidiyoruz, geleceğimiz nasıldır ve nasıl yaşanacaktır? Hayatın ileriki safhalarında neler olup bitecek? Bunlar şimdiden bilinemez. Daha doğrusu mecrasında bulunduğumuz ve içindekileri belirlenmiş, müstakar bir noktaya doğru sürükleyen zaman nehri nereye akar, nerede durur biz bilemeyiz.

Zāhiren görülüp bilinen, süreklilik halinde, hayata göz açıldıktan sonra, ama kısa ama uzun, bir vakt-i muayyen yaşandıktan sonra feri çekilen gözler yumulup bir meçhûle doğru uğurlanmadır. Buraya geliş neden’dir, neredendir ve gidiş nereyedir? İnsanoğlu, nefes aldığından itibāren kendine bu sualleri sorar ve hāhişle cevap bulmaya çalışır.

Büyük şāirimiz merhûm Yahya Kemâl, Sessiz Gemi adlı hüzün yüklü o hārika şiirinde bu esrarengiz yolculuğu kelimeleri ağlatır gibi ne de güzel anlatır:

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

….

Birçok gidenin her biri memnûn ki yerinden
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”

Gidenlerin yerlerinden memnûn olup olmadığını bilemeyiz, fakat kesin olarak bildiğimiz şu dünya hayatına dönmedikleri, dönemedikleri ve dönemeyecekleridir. Bu ākibet, yaşamakta olduğumuz hayatın en büyük, en mühim, en katı ve sert gerçeğidir.

Dönüş dünyaya değildir elbette. Çünkü “O’ndan (kudretinden) gelmiş ve yine O’na (rahmetine) dönücüleriz.” Sādece bizler mi? “Her şey ve her iş O’na döndürülecektir.” Evet, döneceğiz ki, bu kesin dönüş, bütün peygamberlerin insanlara bildirdikleri en büyük haberdir.

Dönüş olacak; Gelinen yere dönülecek. O halde dönüşe hazırlanmalı ve her dāim hazırlıklı olunmalı!.. Hazreti Peygamber bir hadisinde bu vakt-i merhûn’un her an olabileceği gerçeğini “Yārın ölecekmiş gibi” gidilecek yer için hazırlıklı olmayı tavsiye etmemiş miydi?

Zamanın Müşfik Sesi’nin “Hazırlanınız; başka dāimi bir memlekete gideceksiniz!..” ikāzı da yolcu olduğumuzu, başka yerlerden uğraya uğraya bu aleme geldiğimizi, yolculuk serüveninin başka menzillerde de belirli sürelerle duraklayarak devam edeceğini şu sözlerle hatırlatır bize: “İnsan bir yolcudur. Sabâvetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.”

Her uğrak yeri yolcunun hazırlığına göre, önceden gönderdikleriyle donanmış olacaktır. “Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır.” Öyle bir yük ki, kişi ne yaparsa yapsın, onu gönderenden asla ayrılmayacak; kimini sevindirip yüzünü ağartacak, kimini utandırıp yüzünü karartacak. Oralarda pişmanlığın, yakınıp dövünmelerin, “keşke”lerle hayıflanmaların hiçbir faydası olmayacak!..

Bir yolculuk ki yükü ağır olanı ezecek. Kişiyi hedefine ulaştıramayacak. Dünyada yaşanan her hal o yolculuğun yüküdür ve fāilinin zimmetindedir. “Hâlbuki üzerinizde değerli yazıcılar vardır. Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.” Her şey kaydedilmiş, her yapılanı yazılmıştır. Yazılanların hepsi yapıp işleyene yarın birer birer sorulacaktır: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?”

O gidilecek yerde hiçbir şey unutulmadan, ihmâl edilmeden, en küçük şeyden en büyüğüne kadar, “Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?” her şeyin hesabı sorulacak; her sözün, her fiilin, her yapılanın veya yapılmayanın. “Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezāsını (karşılığını) görecektir.”

Şu halde her yapıp ettiğimiz, her işimiz ve işlediğimiz, her sözümüz ve söylediğimiz kayd ediliyorsa bütün bunlar boşuna mıdır? “O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şāhitlik eder.” (O gün herkese kendi kitabı kendisinin elinde ve diliyle okutulacaktır. “Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyāmet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. ‘Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter’ denilecektir.”

İmtihan yeri zorluklarla, belâ ve musibetlerle, hastalıkla, sağlıkla, varlıkla, darlıkla, yaşanmakta olan hayatın pek çok zorluklarıyla çetin bir sınanma yeridir. Yolculuğun güzergâhı belirlenmiştir. Güzergâh boyunca her yere uyarıcı işāret levhāları konulmuş, yolun hudutları da tāyin edilmiştir. Lüzûmlu yerlerde görevliler yolculara istikāmet verip gidişin usül ve erkânını hatırlatıyor. Ve bāzen de uyarılıyor: “Nereye gidiyorsunuz?” diye. Gerçekten de bu gidiş ve böyle bir gidiş nereyedir?!!!

Bugünkü teknik ve teknolojik imkânlarla anlıyoruz ki, nasıl ki yol boyunca çeşitli yerlere konulmuş kamera ve radarlarla yolda seyir halindeki yolcunun bütün ahvāli kaydedilerek bir başka merkeze gönderilip orada saklanıyor. Yapılan tetkiklerle yolun hudut ve kurallarını ihlâl edenlerin bilâhare hatırları soruluyor. Aynen öyle de, bu sınanma yerindeki yolculuk esnāsında, māruz kalınan ve muhātap olunan her hâl ve her durum kayd edilip hesap görülecek yere gönderiliyor.

               “… herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın.”  

Yaşayanlar için şimdilik dünya yolculuğu devam ediyor. Bugün, yolumuzun istikāmetini düzeltip, yolculuğun gidişātını erken veya geç te olsa, tāmir ve ıslâh imkânımız henüz var. Varılacak yere ulaşmadan, henüz defterler dürülüp mühürlenmeden her nefes alanın hālen bir şansı vardır.

Peygamber (sav) Efendimizin buyurduğu üzere, “dünya āhiretin mezra’ası (tarlası)dır” sözüyle, burada ekilen dānelerin yarın orada hasat edileceğini ders vermiştir. Zāten harmanda hasat edilenler tarlada ekilen şeylerin neticesidir. Rüzgâr ekenin fırtınayı biçmesi gibi…

Yārın aslında dündür. Yārınımız dün ve bugün işlediklerimizin meyvesi olacaktır.

Gelecek aslında geçendir. Herkes şimdiden yārına ne/ler gönderdiğine baksın, çünkü istikbâl, geçen zamanın ya kârı ya zararıdır…

([email protected])

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 3 eseri bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları