Şehit Kızı Yegane / Esmira Günəş

Henüz küçücük bir çocuktu babası şehit olduğunda. Onun çocukluğu babasının mezarının önünde koşup oynamakla geçiyordu. Saçları gece gibi simsiyah, gözleri boncuk gibi küçücük, dudakları kırmızı güldü sanki. O kadar güzeldi ki, sanki Allah da özene-bezene yaratmıştı. Yegane koymuştular ismini. Yegane isminin anlamı tek varlığım demekmiş. Doğulduğunda babası Karabağ savaşlarında şehit olduğundan yüzünü göre bilmemişti. Belki de kalbimdeki baba özlemiydi onun bu kadar yaramaz bir çocuk olması. Asla bir yerde duramazdı. Hep enerji dolu olması tüm gün annesini, dedesini, babaannesini peşinden koşturuyordu.
Zaman su gibi akıp giderken yıllar geçmiş o küçük yaramaz çocuk büyümüş kendi alanında en iyi öğretmen olmuştu. O kadar iyi bir öğretmendi ki, tüm öğrencileri mutlaka üniversiteden başarı belgesi alıyorlardı.
Bir gün Karabağa tayini çıkan Yeganə haberi aldığı gece uyuya bilmemişti. Babası gelmişti aklına. Bir zamanlar babasının şehitliği uğruna zafere kavuşan Karabağda şimdi kendisi yaşayacaktı. Acaba nasıl bir yerdi?
Bunca yıl hiç gitmemişti. Akşamdan giysilerini çantasına koymuş, sabahın şafağında bir fincan kahvesini içtikden sonra çıkmıştı evdən. Yol boyu hep babasının hayalini kurmuştu. Hala kalbinde sızlayan baba özlemi bunca yıl onunla birlikte yaşamıştı kalbinde.
Karabağ’a varınca önce üniversiteye gitmeye karar vermişti. Öğrencileri görmek için sabırsızlanıyordu. Oraya varınca gözlerine inanamadı. Üniversitenin karşısında babasının fotoğrafı vardı. Üzerinde şöyle yazılmıştı “Ben şehit oldum ki, halkım güzel günler yaşasın. Karabağ Azerbaycan’dır! KARABAĞ bizim sizlere emanetimizdir!”
Yegane babasının fotoğrafı karşısında ona yemin etti ki, onun canı pahasına zafere kavuşan Karabağ’da güzellikler yaratacak. Her zaman alanında en iyi öğretmen olduğu gibi en iyi öğrencileri halk için yetiştirecek. Karabağ tüm dünyada cennet bahçesi gibi tanınacaktır.
25.10.2025

