DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Kitap Arasına Gül Koyanlar Burada mı? / Yelda Kılıçarslan


Biz Güzel Çocuklardık…
Bir zamanlar biz de çocuktuk…

Ne teknolojinin parmak izine bulaşmıştık ne de zamansız büyümüş, yorgun birer yetişkindik.
Çocuktu hâlimiz… Ama aklımızda büyüklerin duası, kalbimizde inceliğin izi vardı.

Kitap ayracı bilmezdik mesela, satılmazdı da…
Sayfaların arasına bir tutam kurumuş gül, menekşe, yaprak koyardık.
Belki biraz kokusunu saklamak için,
belki de kitabın sonuna geldiğimizde o gül, o yaprak bize kim olduğumuzu hatırlatsın diye…

Ne kitabı atmaya kıyardık ne de o gülü…
Bir anlamın hatırına her şeyi saklardık biz.
Bir vedada kumun içinden çıkarılıp verilen Pepsi kapağı, o veda unutulmasın diye yıllarca saklanırdı.
Ederine, fiyatına bakılmazdı hediyenin…

Defterlerimizin kenarlarına renk renk çiçekler, hayvanlar çizerdik.
Sadece yazmak yetmezdi çünkü; güzelliği taşımak isterdik her sayfaya.
O süsler, bizim tertemiz yüreğimizin aynasıydı aslında.

“Kalbin kadar temiz bir sayfayı bana ayırdığın için…” diye başlayan hatıra defterlerimiz olurdu;
en sevdiklerimize yazdırdığımız…
Ne yaptıysak sevgiyle yaptık; incelikle, özenle…
O yüzden güzeldik biz.

Yere düşen ekmeği öper, alnımıza koyardık;
sonra da kuşlar yesin diye yüksek bir yere bırakırdık.
Bize öyle öğretmişlerdi çünkü:
“Ekmeğe saygı, insana saygıdır.”
Bu sözle büyütüldük.

Süt dişimiz düşünce cami avlusuna koyardık;
kuşlar götürsün, yerine inci gibi yenisi gelsin diye dua ederdik.
Her şeyin bir anlamı vardı.

Oyun oynarken yaşlı bir teyze “Evladım, ekmek alır mısın?” dese,
seksek yarım kalırdı, can yakmaca durur, saklambaç beklemeye alınırdı.
Çünkü büyük sözünün üstüne oyun kurulmazdı.

Telefon her evde yoktu ama her evde mahcup bir nezaket vardı.
“Bir maniniz yoksa, annem yarın size gelecek” cümlesi, kapı ziline basmadan önce çalınan gönül ziliydi.
Biz böyle büyüdük.

Utanmak ayıp değil, erdemdi.
Arsız olanın adı çıkardı,
ve o ad; çocuklar arasında bile sessiz bir uyarıydı.
Terbiye, utanılacak bir şey değil, övünülecek bir cevherdi o vakitler.

Hayata kirpik altından bakan, inceliği baş tacı eden, sessiz ama derin çocuklardık.
Aklımız gökkuşağı gibi renkliydi; ama rengârenk hayallerimize bir tek toz kondurmazdık.

Şimdi büyüdük.
Ama öyle bir düzene düştük ki…

Büyüğe saygı, laf sokmanın altında ezildi.
İyilik, artık açıklama yapmak zorunda.
Nezaket, “Acaba bir şey mi istiyor?” şüphesine kurban.

Üzgünüz biz.
Çünkü bu düzenin içine doğan çocuklar,
belki de bizim sakladığımız o kuru güllerin anlamını hiç bilemeyecek.
Kitapların arasına değil, ekranların içine…
Şanslıysa, gerçeğini dalında görüp tanıyacak — ama anlamını bilemeden…

Ve biz sessizce bakacağız.
İçimizde bir burukluk…
“Elimizden geleni yaptık mı?” sorusuyla…

Ama yine de içimizde bir kıvılcım var.
Çünkü biz, kalbini buruşturulmamış defter gibi koruyan çocuklardık.
Ve hâlâ bir yerlerde —

Bir sayfanın arasına gül koyacak kadar ince,
Yere düşen ekmeği kaldıracak kadar içli
bir çocuk büyümeyi bekliyor.

Belki bizim içimizde,
belki de bizim bıraktığımız yerden…

Kitap Arasına Gül Koyanlar Burada mı? / Yelda Kılıçarslan” eseri için 14 yorum:

  1. Ne de güzel bir yazı okuyan geçmişe gidiyor.Bazen diyorum ki hiç gelmesemiydik.Tebrik ediyorum…

  2. Bizler biz olmanın şuurunda mutlu çocuklardık. insanın insanlık erdemleriyle yaşayarak büyüdüğü çağın çocukları.

    kaleminize yüreğinize sağlık değerli hocam 👏👏👏🌸

    1. Çok teşekkür ederim değerli Hakan Hocam iyi yetişmiş çocuklar iyi birer büyük insan olarak hala o güzellikleri koruyor ne mutlu ☺️✨️🌸

  3. eskilere, çok eskilere, çocukluğumun masum renkli dünyasına kadar geri götürdü bu yazı. Kaleminize, yüreginize sağlık. dokunaklı ve keyifli bir yazı olmuş

    1. İçten yorumunuz için çok teşekkür ederim Mehmet Bey varolun 🙏✨️☺️🌸

  4. Yelda hocam; kalemine, yüreğine sağlık,dakikalar içinde anılarımızı tazeleyipte geldik…. ve içimizdeki çocuk görmezden gelsekte hep aynı umutlarla dolu.

    1. Canım arkadaşım, Satır aralarında buluştuk yine, yıllar geçse de değişmeyen o çocuk yanımızla. Varlığın, yüreğinden süzülen o güzel kelimeler için çok teşekkür ederim. İyi ki dosttuz kalemle bile hissediliyor… ❤️🙏🥰

  5. Çok güzel bir yazı olmuş canım Yelda hocam, değerlerimizin kıymetini bu kadar güzel anlattığın için teşekkür ederim. Yeni nesile bu değerlerimizi öğretmek bizim boynumuzun borcu, nasıl büyüklerimiz nesilden nesile bu görgü kurallarını öğrettiyse biz de şimdi kendi çocuklarımıza, öğrencilerimize öğretmeliyiz. Böyle paylaşımlarla, sosyal medya aracılığıyla, projelerle bunları yapmalıyız. Bir tane kişinin dahi bunları öğretmesi zamanla diğerlerine dalga dalga ulaşacaktır. Bu yazınızdan kısa kısa mutlaka sosyal medyada paylaşın. Yüreğinize sağlık, iyi ki varsınız.

    1. Canım arkadaşım aynı dili, aynı duyguyu paylaştığımızı bilmek ne güzel. Dediğin gibi, bir kişinin ışığı bile karanlıkta yol buldurur bir başkasına .Desteğin, güzel sözlerin için çok teşekkür ederim 🤗🥰🥰💐

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir