DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Günümüzde Çocuk Yetiştirmek/Buket Orhan

(Zamanın Ağırlaşan Yükü)

Çocuk yetiştirmek, her çağda anne babalar için hem kutsal hem de hayatın en zor görevi idi. Ancak günümüz annelerinin ve babalarının yükü, geçmişe kıyasla çok daha farklı hâle gelip ağırlaştı. Eskiden geniş aile yapısı içinde çocuk büyütülür, anneye büyükanneler, teyzeler, komşular destek olurdu. Bugün ise şehir hayatının yalnızlaştırdığı aileler, çoğu zaman tek başlarına bu sorumluluğu omuzluyor.

Geçmişte çocuk için “sokak” da bir okuldu; oyunlar, mahalle arkadaşlıkları ve bu ortamlarda paylaşılan değerler vardı. Şimdi ise çocukların oyun alanı tabletler, telefon ekranları ve sanal dünyalar oldu. Bir annenin çocuğunu koruma kaygısı artık sadece dışarıda güvenlik içinde olması değil, ekranın arkasındaki görünmez tehlikelerle de baş etmek anlamına geliyor.

Anneler, iş hayatı ile ev arasında sıkışmış durumda. Bugün bu şartlarda “iyi anne” olabilmek için hem çalışıp üretmesi hem de çocuğuna yeterince vakit ayırması bekleniyor. Sosyal medyanın oluşturduğu “mükemmel anne” algısı da bu yükü daha da ağırlaştırıyor.

Bir yandan kendi hayatını kurmaya çalışan, bir yandan toplumun beklentileriyle mücadele eden günümüz annesi, aslında görünmeyen bir kahramandır. Eskiden çocuk büyütmek daha çok içgüdü ve çevresel destekle yürürken, şimdi kitaplar, uzman görüşleri, seminerler, psikoloji yazıları arasında kargaşaya dönen ve bu kargaşada neredeyse kaybolan bir süreç hâline geldi.

Fazla bilgi, çoğu zaman kaygıyı da beraberinde getiriyor. Çocuk yetiştirmek doğallığını kaybederken, anneler “Çocuğumu büyütürken doğru yapıyor muyum?” endişesiyle kendi anneliklerini sorgular oldu.

Bugünün çocukları, her şeyin kolay erişilebilir olduğu bir çağda büyüyor. Ama aynı zamanda, maalesef, duygusal açlık yaşayan, kalabalık içinde yalnızlaşan talihsiz bir nesildir. Onların yanında duran, sadece sevgi ve güvenle rehberlik eden annelerin kıymeti belki de hiç olmadığı kadar büyük.

Sonuç olarak, geçmişin dayanışmacı, sıcak, samimi ve doğal ortamında büyüyen çocuklar ile bugünün hızlı, yalnız ve bilgi bombardımanı altında yetişen çocukları arasında büyük farklar var. Günümüz anneleri ise bu iki dünyanın yükünü aynı anda taşımak zorunda kalıyor!

Böylesi bir dönemde belki de en çok ihtiyaç duyulan şey; çocuklarımızı sevgiyle büyütürken aynı zamanda kültürel değerlerimize, geleneklerimize ve köklerimize sahip çıkarak onlarla beraber yaşamak ve yaşatmak. Çünkü teknolojinin sunduğu kolaylıklar gelip geçicidir; fakat saygı, merhamet, paylaşma ve büyüklerden alınan hayat dersleri nesilden nesile aktarıldığında kalıcı hâle gelir. Çocuklarımızı geleceğe hazırlarken, onları köksüz bırakmamak; özümüzden aldığımız değerlerle büyütmek en büyük görevimiz olmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir