DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

İki Bilinmeyenli Bahçenin Refik’i / Ayşenur Akın

 

Ayva sarısı akşam pervanesinin üçüncü dönüşü beni yordu. Ellerim, zaman sebilini tutacak mecâl aradı ve buldu. Çok ses getiriyor bu muattar ezgi. Gönlümün tam orta yerine konan andelib yokluğu ıslatıyorum. Nasıl mı görünüyorum? Beni yoran hikâyenin merâmı bu değil, bilin istiyorum. Elimde şimdilik üç kişilik reng-i ahengi birliyorum. Ömrün keşmekeşine, efendiliğin mihnet-keşanlığına, delikanlı kitabının en ciğerden cümlesine kadar… Hayır, bu benim cümlelerim değil! Elimi hüzne istifli bir gün semeresi çizilmeden toplamıyormuşum onları. Biliyorum, gökyüzüne çekilmiş hevesimin en az beş parmağı. Çünkü yağmurlar gökyüzünden en güzel bu çiçeklerin üzerine yağardı. Yağmurlar dinlendirir insanı. Ve yoruldum… Henüz eve girmedim, soluklanmadım, büyük bardakla çay içmedim, en basiti çoraplarımı çıkarmadım. Bana bu aralar iyi gelen şey yüzükoyun uyumak. Onun süslü kelimeler ettiğine bakmayın, ben yüzükoyun uyurum birkaç saat. O besbelli yine kelime hınzırlığı peşinde…

Burası… Burasından ben neden bu kadar söz etmeliyim? Şu elimde gördükleriniz birbirinden çok uzaklar. Sarı olan menekşe, mor olan yelkovan… Öyle ya ötekini anama soracağım. Bilinmez dedim ya! Laleler neden sarıdan kırmızıya dönerler? Bilinir elbet, ben şimdilik bilmiyorum. Benim içimde neden alacaklı bir ses? Çok gece kulağım çınlıyordu, bu ona benzemez. Yine o diyor, ben değil… Bakın, bunlar benim. Biri menekşe, biri yelkovan… Öteki… Siz onun kusuruna bakmayın, benim çiçeklerim var; onun kelimeleri… Bu çiçeklere de göz dikti biliyorum. Bunlar henüz benim; onları bir başkasına vereceğim.

Hikâyenin tam şurasında işte ben varım! Çiçeği koparırsınız, suya koyarsınız. Nitekim öyle yapardım, hâlâ yaşardı, canlı gibi dururdu. Dediği doğrudur; heveskârlığım, bu çiçeklerin toplamı… O, bu büyük bahçenin bahçe-vânı, ben ise teşnelik savanı… Gözüm doyumsuz bir toprak ağası… Ömrümün en güzel gölgeliğinde dikili tek bir çiçeğim bile yoktur. Onun hiç bilmediğiniz bir adı var: Refik. “Sana da toplarız.” diyecektir. Hangimiz daha tez canlıyız kim bilir? Hem bu öyle bir şey ki, insanın açlığına tamah etmeye fırsatı olmadan bir bohçadan çıkan nevaleler gibi… Neyse, benim yazmaya meyyâl tavrımı sağ eli çenesine hafif dayalı bir hanımefendi temaşası gibi düşünmeyin! Derdim başka benim, derdim başka…

Kalemi elimden bırakıvermişim, gözümü daha yavaş kırptım, gözümü bahçesinden çok uzakta… Sözümü dilimden çok sesli:

“Taa şuramda… Bir çiçek de benim olsun mu?”

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 6 eseri bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları