DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Felâtun Bey İle Râkım Efendi / Sevdenur Celayir

Dünyada okunacak onca kitap var ziyadesiyle ömür de sınırlı, ‘vita brevis, ars longa’* diye düşünürken Ahmet Mithat Efendi’yi nasıl karşıma çıkardı, nasıl en ünlü romanını okuttu hayat bana, hayret verici doğrusu. Türk edebiyatının şu an sayısı belki de milyonları aşmış roman türünün atası diye nitelenebilecek kitabını okumak, yazılan tüm romanlara şöyle bir göz gezdirmekle eş değerdi bencileyin.. Öz kavramını daha iyi anlıyorum. İki yüzyıllık roman geleneğimizin nerelerden günümüze ulaştığını, ilk kimlerin elinden nasıl anlaşılarak geçtiğini görmek, tanımak, ellerini sürerek öğrenmek isteyen ve kitap yazmaya kol sıvayacak herkesin okumasını şiddetle öneririm, bunu bir basamak olarak görürüm.

Felatun Bey ve Rakım Efendi Batı tarzı ıslahatların yapılıp Tanzimat Fermanı ile başlayan zamanda yaşayan kendileri arasında alaturka ve alafranga yaşamlara sahip iki ayrı karakter. Olaylar bu iki tiplemenin çevresinde gelişir. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere Felatun ‘bey’ yeni beylerden… Rakım ise bizim Anadolu’dan ‘efendi’.

Çok sevgili edebiyat öğretmenim; “Romantik (romantizm akımına mensup) sanatçıların iyileri hep çok iyi, kötüleri ise çok kötü yaptıklarını” söylerken ne demek istediğini tam olarak anlamamıştım. Böyle sığ bir iyilik ya da kötülük ne kadar mümkün olabilir ki? Yahut da aynı çizgide anlatmak bir karakteri, oldukça basmakalıp, ezbere, insan gerçeğine omzu silkmiş olmaz mı? Olmuyormuş demek ki. Hugo da bir romantik ancak onu okurken böylesine belirgin hissetmem bunu. Çünkü Hugo kendi inşa ettiği binanın adına romantizm verirken Ahmet Mithat diktiği binayı romantizme adapte etmeye çalıştı. Özgünlüğün tadı tam olarak burada ağza geliyor işte.

Lafın kısası yeni tatlar, yeni sesler, biraz özgünlük, bambaşka bir dünya okumak isteyen okuyucu bu kitabı bu niyet ile seçmemeli. Tabi elle tutulur bir yanı yok mu bu kitabın? Olmaz mı?

Osmanlı tarihine ilgili olan insanlar dönemin yaşayışı, toplumsal normları, yahut da Kağıthane’den Sütlüce’ye bakan o sahilin o zamanlar nasıl olduğu hakkında tam olarak dönemin tanığı olan bir yazardan sesler duymak isterse hemen başlayabilir kitaba. Eskiden bizim topraklarımızda yaşayan insanları tanımamak beni her zaman üzmüştür. Bu üzüntüm kitapta öğrendiğim yeni bir bilgi ile nüksetti.

Bir yaz günü sabah olmaya yakın ev ahalisi Sadabat’a çıkacak olmanın verdiği heyecanla seher vakti uyanır. Osmanlıların sabah sefası vardır, uzaktan bakanlara keyif verir. Evin cariyesi elinde bir mangalla efendisinin yanına gelir. Mangalın bir tarafında kahve güğümü, bir tarafında çay güğümü, bir tarafında taze inek sütü ve sigaralar.. Sabah melteminin tatlı ve hafif esintisi tenleri süpürür. Mangal başı alemi yarım saat kadar sürdükten sonra Sütlüce’den kayıkla Sadabad’a geçilir. Haliç’in sularının üstündeyken doğar güneş, fecr vaktidir çünkü. Gökyüzünün tüm kızıllığı allığı pulluğu kayıktakilerin üzerine serilir..

Bu şölen nedense bana çok keyif verdi. Yaşamımı hep erken kalkarak, doğan güneşi izlerken içtiğim kahvemle sigaramla idame ettiririm. Bunun kökeninin nereye dayandığını bulmak için çok da geri gitmeye gerek yokmuş. Sağ olsun Mithat Efendi şu sabah sefasını gösterdi de artık daha sarılarak alışkanlıklarıma, bir anlam yükleyerek devam edeceğim. Hayata bir yerde başlamak gerek. Öğlen olmuş hala uyanmayan bir toplum olmaya giderken ‘kadim’ geçmişimizi ve değerlerimizi bana hatırlatan Ahmet Mithat’a teşekkürler, halkı eğitmeyi amaçlarken amacına ulaştığını görmesini isterdim..

Hikaye mâlum, Batı’nın alafrangalığını çok yanlış anlayıp binbir türlü rezillikler, skandallar yaşayan Felatun ve yaptığı her şeyi erdemle yapan, yalan söylemeyen, kendi parasını kendi eğitimiyle kazanan şarkın alaturka hayatını biraz gevşeterek yaşayan Rakım.

Felatun’un yaptığı her şeye sakarlığını, beceriksizliğini, kötü niyetini bulaştırmasının keskinliği ve Rakım’ın bir melekten farksız hep en iyisini, en ahlaklısını, en erdemlisini, en doğrusunu yapmasının keskinliği kitabı yetkinsizleştiren bir kısmı.

Rakım efendinin satın aldığı cariye Canan ile aralarında geçen ilişki çok hoşuma gitti. İçimdeki sevgiyi besleyen aşk o zamanlardan kalma. Bir İskender Pala okur gibi hissettiren gazeller roman türünün en yetkin olmayan kitabında olsa bile güzelliğinden ve anlamından hiçbir şey kaybetmeden orada öylece kitaba değer katıyorlardı.

Sadece romanımızın zaman içindeki değişimini kendi ellerimizle anlamak için bile okunabilir, diğer anlattıklarım da cabası..

*ömür kısa, sanat uzun.

                                                                                                                                                                          17.02.2021

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 4 eseri bulunmaktadır.