Olcay Şeker’in Kasaba’sı / Gözde Karadağ

Bu yorumumda sizleri; Olcay Şeker’in Kasaba kitabını okurken zihnimde canlandırdığım dünyayı anlatmaya çabalayacağım. Öncelikle bir grup gencin yolda kaybolarak, yönlerini bulmaya çalışmalarını anlatacağım.

..

Eski zamanlara, geçmiş kültürlere oldukça düşkün biriyimdir ve hep de merak etmiş, o günlerde yaşamak istemişimdir. Bu kitaba bağlanmamın en temel sebebi budur bana göre. Eserin güzelliğinden bahsetmiyorum bile…

Bulunduğum şehirde, bahar başlangıcı güneşin, sarı ışığının berraklaştırdığı bir hava ve hafif rüzgar esintisi eşliğinde okuduğum bu mistik kitap beni içine, çok daha derinine çekmeyi başardı. Rüzgar öyle bir esiyordu ki kitabı okurken; sanki kitapla bütünleştim. O kasabanın dokusunu adeta iliklerimde hissettim, sadece hissetmekle kalmayıp o esnada sanki bir geçit açıldı da kitabın içine girip orada yaşamaya başladım!

Yazarın anlatımı, betimlemeleri o kadar muazzam ki; o arabanın içinde yolculuk eden sanki bendim de yaşanan onca şeyi, gelişen tüm olayları gören, şahit olansa benim gözlerimdi…

Tutku insanın hırslarını körükler, hırslar ise her zaman olmasa da başarının kapılarını açar. Jesse Hardy için durum da tam olarak bundan ibaretti. Çocukluğundan beri araba tutkunu olan Jesse’ye babası, okulu bitirdiği takdirde istediği arabayı alacağı sözünü vermiş ve işler tam da istenilen gibi olmuştur. Okulu bitirdiği gün babasıyla birlikte son model arabaların bulunduğu bir galerinin kapısından içeri girmişler lâkin babası araba tutkunu olan oğlunun bu durumdan mutlu olmadığını görmüştür. Çünkü Jesse’nin tek bir isteği vardır o da hurdalıktan eski model bir araba alıp, onu yeniden modifiye ettirmek ve o araba ile arkadaşlarıyla uzun süren bir yolculuğa çıkmak!

Tüm yaşanacak olan güzel, kötü, dramatik, romantik vb hikâye de tam yola çıktıkları ilk gün bu noktada başlar… Kayboldukları o yolda bir geçit açılır ve farkında olmadan içinden geçerler.

Serin Vadi adlı bir kasabaya varmışlarıdır. Ancak bu kasaba hiç de sandıkları gibi bir yer değildir. Yaşam tarzları, giyim tarzları, davranışları çok farklıdır. Durum yalnızca bunlarla da sınırlı değildir, bireyler aynı zamanda bulundukları odanın farklı bölümlerinden sesler duymaktadırlar. Bu seslerin geldiği yeri bulduklarındaysa inanılmaz şeyler gerçekleşir…

Bana göre bu bir araf romanı, ya da bir kayboluş ya da yeniden doğuş, bilemiyorum fakat bildiğim tek şey okurken inanılmaz keyif aldığım ve kitaba bağlandığım! 523 sayfanın dolu dolu olduğu…

Normalde fantastik, ütopik tarzı kitapları pek sevmiyorum. Bu kitabı okuduktan sonra acaba bu türden de kitaplar okumalı mıyım diye çokça düşündürdü beni. Ve sanırım okuyacağım bundan sonra… 🙂

Kitabın tekniklerine gelecek olursak; kapak tasarımı oldukça ilgi çekici ve kitap ile müthiş uyumlu olduğunu düşünüyorum. Kitap standart ölçüden bir tık küçük basılmış olmasına rağmen puntoları göz yormuyordu tersine hızlı akıp gitmesine sebep oluyordu. Sadece puntolardan yahut kitabın boyutundan değil, aynı zamanda çokça akıcı bir konuya ve anlatıma sahip olmasından da kaynaklanıyordu bu durum.

Şunu diyebilirim ki; bu kitabın en keyifli yanı, her yaştan insanların okuyabileceği farklı bir lezzet sunmuş olması. Bence bu lezzetin tadına bakılmalı derim.

Hep dediğim gibi;
“Muhteşem bir kitabı okumazsanız birşey kaybetmezsiniz, ama çok şey kaçırırsınız”

Tavsiye eder miyim? Kesinlikle, şiddetle tavsiye ederim. Bilhassa tarz dışı farklılık arayanlara yahut yeni başlayanlara… Zira anlatımı ağır bir kitap değil, aksine kolay anlaşılan, akıcı ve sürekliyici bir eser. Bu sebepten ötürü her yaştan insanın rahatlıkla okuyabileceği bir kitap olduğunu yukarıda da belirttim.
O vakit kitap meraklılarına şimdiden mutlu okumalar… 🙂

Yazarımız Olcay Şeker’e, böyle güzel eserlerle biz okurları buluşturduğu için teşekkür eder, kaleminin ve başarılarının devamlılığını dilerim…

Selâm ve saygılarımla…

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Olcay Şeker’in Kasaba’sı / Gözde Karadağ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir