DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

İzmirli Hayal Hanıma Mektup / Abdulbari Karabeyeser

Merhaba Hayal Hanım;

Ayazlı bir Kırşehir sabahında bu satırları yazmak üzere masama oturduğumda güneş henüz bir arpa boyu kadar olsun yükselmemişti.

Şimdi nerde olduğunu bilmiyorum ama umarım bu mektubu aldığında baktığın ufuklardan baharlar gülümseyecektir ruhuna.

Daim mutluluklar ve esenlikler dilerim. Hayat bitmeye mahkûm bir şarkı gibidir. Şarkının bestesi güftesinden, güftesi de bestekârının ruh ikliminden mütevellittir.

Buradayken çok neşeli, cıvıl cıvıl bir şarkı gibiydin. Ne zaman görsem yüzünden şarkılar, türküler, mevsimler akardı. Şuh ve nazenindin. Kelebekleri kıskandıracak mevzun endamından şairlere nazireler, ressamlara portreler çıkıyordu. Sehl-i mümteniydi kirpiklerin!

Ah Hayal Hanım! Sen gittiğinden beri bu şehir bomboş kaldı. Issız viranelere döndü gönül yurdum. Her bir şey de seni görür, seni arar oldu gözlerim ama sen yoksun ve yokluğun acı bir düğüm gibi kanatıp durmakta sinemi gün boyu.

Sahi nasılsın? Kendinden biraz söz etsene, anlatsana oralardan! Gittiğinden beri sırra kadem bastın; görünmez, görülmez oldun tıpkı bir masal perisi gibi!

Ah Hayal Hanım! Ah gözleri buhurumeryem kokusu, sabah aydınlığı, gök mavisi, ıtırlı akşamların esrarengiz öyküsü! Bilsen ne özledim, ne özledim seni! Ah bilsen! İnan denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa yazmaya güç yetiremez gönlümde biriken bu hasreti!

İyi ki varsın, iyi ki biliyorum seni! Yoksa ayazı bıçak gibi kesen bu şehrin akşamlarında ben gönlümü hangi şöminede ısıtırdım? Hangi yumuşak dize başımı koyar, hangi mavi gözlerin duldasında ruhumu beslerdim?

Ah Hayal Hanım! Fazla vaktini almayayım. Yormayayım kalbime hayat bağışlayan o efsunlu gözlerini bu süfli satırlarla. Ama ne olur beni merakta bırakma, yaz olur mu? Ayak parmaklarına mihmandarlık yapan o sokakları, o caddeleri seninle birlikte dolaşmak, seninle nefeslenmek isteyen bir yürek var bu şehirde!

Depremi sormuyorum. İyi olduğunu öğrendim. Kalbimiz, dualarımız seninle, İzmir’le. Ama gene de çok merak ediyorum seni, çok özlüyorum: En son okuduğun kitabı, kaldığın sayfayı, ezberlediğin şiiri, mırıldandığın şarkıyı, gördüğün rüyayı ve bir de sol göğsünün altında atan kalbini, kalbinin rengini!

Ah Hayal Hanım! Sana yazmak; seninle olmak, seninle nefes almak gibi bir şey ama gel gör ki hayat devam ediyor, kuşlar uçuyor, sokaklar vızır vızır insan kaynıyor. Üzülmesen, darılmasan şayet sözlerime burada nokta koymak istiyorum. Bana yaz olur mu? Uzun uzun mektuplar yaz; İzmir gibi güzel, İzmir gibi özel! Şimdilik bu kadar! Seni hasretle, muhabbetle kucaklıyorum. Esen kal, daim güzelliklerle kal.

Bu yazıyı paylaş:

3 thoughts on “İzmirli Hayal Hanıma Mektup / Abdulbari Karabeyeser

  1. Anlatım ve üslubunuz çok naif ve çok güzel. Kesinlikle kitap çıkarmalısınız, diğer yazılarınızıda okumaya çalışacağım.Başarılarınız daim olsun. Tebrikler👏👏👏👏

  2. Üslubumuz naif olmasa idi Ramazan Seydaoglu DergiZan’da yazdırır mıydı hic? Emin değilim. Sizlere de teşekkür ederim. Eksik olmayınız. Daim esenlikler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 10 eseri bulunmaktadır.