Kısa Yazar (Ama Sen ‘Uzun’ der, Okumazsın) / M. Faruk Habiboğlu

Arkadaşına anlatır gibi yazamıyorsan hiç yazma bence. Bir yazar olmakla bir aşçı olmak arasında derin bir benzerlik var, insan kendine yemek yapınca değil başkaları için yapınca aşçı olur. Yazdığını da başkalarıyla paylaşırsan yazar olabilirsin. Tabi iyi aşçı olduğu gibi iyi yazara olmak da ayrı bir konu. Herkes yazar ama herkes yazar olamaz. Ve herkes iyi yazar da diyemeyiz elbette.

Şimdi bu kadar söz ettikten sonra kalkıp kendime bir kupa kahve yapayım diyorum. Ama unutma ben kahveyi sigarasız içmem. Bir kalender abimiz her kahve ortamında sigara çıkarırdı, imansız gitmesin derdi. Allah rahmet eylesin iyi adamdı.

Şimdi ben yıllardır yazıyorum. İyi bir yazar değilim. Hatta yazar bile değilim çünkü kısa yazıyorum. Kısa yazar? Ha bu hoş bir ifade oldu yahu. Ben kısa yazar. Zaten boyum da uzun sayılmaz, tam tamına yüzaltmışyedi santimetre. Valla hoşuma gitti, tanışma ortamında kendimi tanıtıyorum: Ben kısa yazar Zahit Turabi!

Çok sigara içiyorsun diyorlar bana. Halbuki niye sigara içiyorsun diye sormalıydılar. Sormadılar. Ben de bir daha yanıt vermedim, vermeyeceğim. Oysa benim için bir tek yanan o. Tabi yine bu sigara muhabbeti bazılarını kızdıracak. Aslında dostlarım, iyiliğim için bırak diyenler. Lakin bilmiyorlar niçin içiyorum yahut bırakırsam yerine neyi ikame edeyim. Neyse boş ver. Zaten boş vermekten başka çoğu defa bir şey becerimiyorum. Tabi bu arada kendisini artık sevmediğim bir şarkıcı Tivibu Arabesk Müzik Kanalında bir şarkı söylüyor ya “Susadım Çeşmeye” diye ama ben hiç kandıramadım ki susuzluğumu. Kurak memleket çocuğuyuz diye sanırım…

Hasılı kelam ben kısa yazarım dostum. Bu gecelik bu kadar.

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir