Yalan Bizi Kurtarır mı? / Rabia Suluk

Rabia Suluk
Psikolog & Aile Danışmanı

 Rabia SulukEfendimize (s.a.v.) biri gelir ve der ki: Bırakamadığım üç günaha tutuldum. Bunlar; zina, yalan ve içki. Bu durumda efendimiz, neyi terk etmesini öğütlüyor dersiniz; dudaklarımızı uçuklatacak zinayı mı, yoksa içkiyi mi? Hiç biri. Cevaben buyurdu ki: Yalanı, benim için terket! Adam, kabul eder ve gider. Bir günahı işleyeceği zaman, “Eğer bu günahı yaparsam, Resulullah sorduğunda, evet, dersem suçum meydana çıkar. Hayır, dersem yalan söyleyerek verdiğim sözü tutmamış olurum” diye düşünür. Böylece öbür iki günahtan da kurtulur. Yalan ne kadar kötü bir şey ki içkiden de, zinadan da ağır bulunuyor? Rabia Suluk Diğer yandan doğruluk nasıl büyük bir nimet ki, doğru söyleme zorunluluğu adamın günahları bırakmasına sebep oluyor? Rabia Suluk

 Rabia SulukYalan; ikiyüzlülük, hakaret, karşısındakini hafife alma, onunla alay etme hallerini taşır; aynı zamanda o şahsın kişilik bozukluğunu gösterir. Yalan; sahibini mahcup ve rezil eder, kavga ve huzursuzluklara yol açar, insanları birbirine düşürür, dostlukları yıkar, düşmanlık tohumları eker. Yalan söyleyen, kendini fazla zeki sanır, oysa farkında olmadan aslında şahsiyetini tahrip eder; güvenilemeyen, sevilmeyen durumuna düşürür kendini. Hele insanların inançlarını kullanarak aldatmak ayrıca, tahribatı vahim, vebali ağır, çok daha şiddetli sonuçlar doğurur. Rabia Suluk

 Rabia SulukNe yazık ki, yalan çok yaygın hale geldi. Beyaz yalan, pembe yalan, kuyruklu yalan, dolandırıcılık, sahtekarlık derken yalanın her türlüsü toplumda icra edilir oldu. Şimdilerde gereksin gerekmesin su içmek kadar doğal kullanılıyor yalan. O yalanlar ise birikimle, kalp üzerinde zifte dönüşür, ruhta tonlarca külçe halini alır. Ezildikçe ezilir altında, yalan sahibi.

 Rabia Suluk“NİYE YALAN SÖYLESİN Kİ?”

 Rabia Suluk“Niye yalan söylesin ki?”, der dürüst insan; toplumda yalan söyleyen birilerinin varlığını bilse de, karşısındakinin o yalancılardan biri olduğunu düşünemez. O saflıkla söylenilenlere inanır. Yalan yakalanınca da bir trajedi sahnelenir; bu kez yalancının, ikna turları devreye girer. En iyi savunma saldırıdır düsturunca yalancı; ya direk saldırıya geçer, sağa sola beddualar, lanetler yağdırır, bağırır çağırır, tepinir, kızarır bozarır; bazısı bir de kaba kuvvete başvurur, bir daha yalanı araştırılmasın diye. Ya da masumluğunu gözyaşlarıyla ispata çalışır. Gözyaşı en etkili silahtır, bilir ustalar?! Hatta bazıları yeminler eder, andlar içer masumluğunu ikna yolunda. Mümkünse bir de yalancı şahit edinir. “Bozacının şahidi, şıracı.” nevinden. Kesin yalan söylediğini öğrendiğiniz kişinin bu tavırları karşısında donar, kalırsınız. Sözlerin bittiği andır, o an. Artık çareyi o sahte dünyayı terkte görürsünüz, daha fazla aldatılmamak için. Rabia Suluk

 Rabia SulukAhlaki zaaflara, kişilik bozukluklarına nispeten göz yumularak ilişkiler sabırla sürdürülebilir belki; ama yalan, kaygan bir zemin sunuyor kişilere. Buzlu bir yolda, gözlerini kapatarak kim gönül rahatlığıyla yürüyebilir ki? Ya da riskli öyle bir yerde kim yürümek ister, güvenli yollar dururken? Denir ki, “Az yalan söylenemez, yalan söyleyen her yalanı söyler. Rabia Suluk İnsanı paranoyaya sürükleyecek bir ilişki sunar yalan. Yalanın yaptığı yüksek tahribatı çok az insan tamir edebilir. Hele samimi ve dostunuz sandığınız kişinin, gözlerinizin içine baka baka söylediğini öğrendiğiniz yalanlarından sonra, dost sarayının, gerçekte bir kulübe olduğunu gördüğünüzde, yaşanılan şok kolay kolay atlatılamaz. Rabia Suluk

 Rabia SulukYalan söyleyen belki “o anını kurtarır” ama kendini çok daha kötü bir duruma sokar;  ve yalan başladığı noktada durmaz, yalanlar zincirine dönüşür. En sonunda o zincire dolanıp yüzüstü kapaklanmak işten bile değil.  İmam-ı Şafii, “Yalan; güven ve emniyeti, huzur ve itimadı yok eder.” der. Cam bir eşyanın, kırılmasından sonra bir daha bir araya gelmesi mümkün olmadığı gibi, güven de tuzla buz olur yalan karşısında. Artık o kişi doğru söylese de karşıdakinin şüpheli bakışlarından kurtulamaz. Gözlerdeki o derin sorgulama, en bilindik bakış olur yalanı yakalananın sözleri karşısında. Hep aynı soru sorulur içten; Acaba yalan mı söylüyor? Beni kandırıyor mu? Artık her söz ve hareket yargılanır iç mahkemede. O mahkeme, o kişi için hep orada kalır. Her söz ve hareketi tartılır, ölçülür biçilir; doğru olup olmadığına kanaat getirmeye çalışılır. Yalan söyleyenin doğruları bile itham altındadır artık. Böyle bir güvensiz ortam, insanı daima huzursuz ve tedirgin halde bırakır. Rabia Suluk

 Rabia SulukDiğer yandan yalan söyleyen, “kişi karşısındakini kendi gibi bilir” kuralınca, kimseye inanamaz. Böylece başkalarının güvenini yıkmakla kalmaz, aynı zamanda insanlara karşı kendisininkileri de yıkar.

 Rabia SulukİSLAM’DA  YALAN

 Rabia SulukDinimiz yalanı, haram kılar ve şiddetle yasaklar. Üstelik bu öyle ağır bir sonuca bağlanır ki, yalan, kâfirlerden bile daha aşağı görülen münafıkların vasıflarından sayılmıştır. Allah-u Teala, “…Allah, yalancı ve nankör olan kimseyi doğru yola iletmez.” (Zümer, 39/3), “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin Böyle davranırsanız, Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar…”( Ahzâb, 33/70-71), buyuruyor. Efendimiz (sav) ise: “İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.”, “Kalp, doğruluktan huzur, yalandan ızdırap duyar. ” diye bildiriyor. Hazret-i Âişe, “Ashab-ı kiram indinde, yalandan daha kötü bir şey yoktur. Çünkü onlar, yalanla imanın bir arada bulunamayacağını bilirlerdi.”, der. Rabia Suluk

Rabia SulukYalanın kazandırdıkları, kaybettirdikleri karşısında bir hiçtir. Öncelikle bu dünyada iğrenç bir koku ve pislik olarak yakalara yapışır. Gidilen her yere o iğrenç koku sahibinden önce varır. Kimse, onlarla gönlünü açarak, iç huzuruyla oturamaz. Yüzler buruşur, kaşlar çatılır yanlarında. Ağızlarıyla kuş tutsalar, sözlerini hassas terazilere vursalar, o kaybedilen şeyi yeniden elde etmek neredeyse imkânsıza yakındır. Söz ve hareketlerini daima ispatlamak zorunda kalırlar. Ne kâbus! Bundan daha kötüsüyse, Allahın gazabını çekmek! Nede olsa dünya, şöyle ya da böyle geçici bir mekân. Oysa sonsuz olan o yerde affa mazhar olunamazsa, işte asıl dehşet o zaman başlar! Rabia Suluk

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

6 thoughts on “Yalan Bizi Kurtarır mı? / Rabia Suluk

    ramazan

    (24 Temmuz 2016 - 23:35)

    Rabia hanım yüreğinize sağlık…
    Dergimizin isim annesi olarak dergimize katkılarınızın devamını da bekleriz..

      Rabia

      (25 Temmuz 2016 - 00:02)

      Teşekkür ediyorum Ramazan Bey… İnşallah…

    Cemil Ahmed

    (26 Ağustos 2016 - 15:49)

    Tebrik ederim hocam çağın en büyük hastalığı evde söylense ev yıkar yutta söylense Yurt yıkar belkide şu an Dünyanın en büyük meselesi kargaşa ve kaosların sebebi..

      Rabia

      (19 Eylül 2016 - 08:02)

      Evet, haklısınız Cemil bey…

    Ahmet Zeytinci

    (3 Kasım 2016 - 20:05)

    Dünya yalan dünya zaten o yetiyor bir de dil ile söylenmemeli kutlarım…

      Rabia

      (10 Nisan 2017 - 09:29)

      Teşekkürler Ahmet bey…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir