Ayşegül Çiçekoğlun’dan Yankı / Gözde Karadağ

Herkese Merhaba!
Romantik tarzı kitapların çok tarzım olmadığını beni tanıyan hemen hemen herkes bilir. Ama her ne vakit bunu desem, karşıma öyle bir kitap çıkıyor ki, ne yapacağımı, ne düşüneceğimi şaşırıyorum. İşte bu kitap da onlardan birisi!

Ayşegül Çiçekoğlu yazarımızın kaleme aldığı bir çok eseri olmasına rağmen, onun kalemiyle ilk kez bu kitap ile tanışma şansım oldu. Tüm işlerimi olanca hızıyla bitirip, kaç kez kitabın başına koşarak gittiğimi hatırlamıyorum.
Ve gerçekten muazzam bir yürekten dökülen, şahane satırlar okuduğumu altını çizerek belirtmek isterim.
İnsanı sarıp sarmalayan sıcacık bir öyküsü var. Ve gözyaşlarımın hiç bu kadar akmaya meraklı olduğunu bilmiyordum, bu kitap sayesinde bu tecrübeyi de bol bol yaşadım, bilhassa Ada’nın hayat hikâyesini okurken. Defalarca gözlerim doldu ve boğazım düğüm düğüm oldu… Yalnızlık hiç bu derece dip ve derin anlatılmamıştı. Bir insanı görüntüsüyle, giyimiyle yaftalamak ne kadar kötü bir durum, onun o anki duygularını, düşüncelerini bilmeksizin hem de… Her insanın iki yaşantısı vardır bence. Bir dışarının gördüğü bir de kendiyle iç içe olduğu zamanlar. Ve kişi en çok kendiyle olduğu zaman gerçektir…

Kitabın baş karakterlerinden birisi olan Ada, oldukça küçük yaşta büyümüş, yalnızlığın ve sevgisizliğin ne olduğunu daha o yaşlarda öğrenmek zorunda kalmış bir çocuktur.
Ayvalıkta bulunan o güzel evin demir kanatlı kapısından girdiği an, tüm kaderinin başladığı an olduğunu bilemezdi…
Yankı ile gözgöze geldiğindeyse hayatının sınavı olacağını asla bilemezdi.

İnsanın hayatına bazen bazı şanslar çıkar ve gözler tüm onları göremeyecek kadar kördür insanoğlu. Eğer Yankı, o gün o elim kazayı geçirmeseydi, belki de hayatta hiç birşeyin farkına varmadan, kendi mutsuzluğunun mimarı olarak yaşayıp gidecekti…
Her şer bir hayr taşır denir. Bu kitabın ana teması kesinlikle bununla ilgili ancak çok daha farklı mesajlar içerdiğini de belirtmek istiyorum. Örneğin Türk’lere düşman olan bir Alman’ın( Yankı’nın babaannesi Helga) neden düşman olduğunu ve o düşmanlığı sonlandıransa hastaneye gelen gizemli adam olduğu gibi… O kadar doğal ve rayında giden bir olay örgüsü var ki, yazarı çokça tebrik etmemek elde değil…
Kitaptan kopya vermeden, daha nasıl anlatsam bilemiyorum. Ancak şunu iyi biliyorum ki bu kitabı okursanız harika vakitler geçirirsiniz. En azından ben öyle hissediyorum ve hissettim de.

Kitabın teknik özelliklerine gelecek olursak; Kapak tasarımı oldukça ilgi çekici duruyor. Onun haricinde puntoları göz yormayacak denli büyük. Ve yazım dili ise harika ötesi… Zaten emin olun kitabın kapağını araladıktan sonra, bitene kadar asla bırakamayacaksınız…

Buradan sevgili yazarımız Ayşegül Çiçekoğlu’nu gönülden bir kez daha kutlamak istiyorum, bu kadar güzel kitapları biz okurlara sunduğu ve kendi penceresinden bakmamızı sağladığı için…

Hep dediğim gibi bu kitabı okumazsanız birşey kaybetmezsiniz ancak çok şey kaçırırsınız…

Selâm ve saygılarımla…

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir