DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Koşucu Sahabe (Hz. Seleme) / Amine Ateș Kabaktepe

Seleme (r.a.) sayılı Arap okçularından… Sahabe arasında şecaat ve cesareti ile şöhret kazanmış bir yiğit… Ok ve mızrak atışıyla, ata binişiyle usta bir süvari… Yaya olarak düşmanı takip eden piyadelerin kahramanı…

Daha genç yaşında Araplar’ın en iyi okçuları arasında yerini almıştı. Onun öne çıkan en büyük özelliği ise koşudaki başarısıydı. Hiç kimse yarışlarda onu geçemiyordu.

O, ok ve mızrak atmakta da ustaydı. Onun savaş tekniği bugünkü gerilla savaşlarındaki usule benzerdi. Düşmanı kendisine saldırdığında onun önünden çekilir, düşman geri çekildiğinde veya dinlenmek üzere durduğunda süratle ona saldırırdı. O, bu usulle bazı seriyyelerde düşman kuvvetlerini tek başına püskürtmeyi başardı. Onun şecaat ve kahramanlığı gazvelerde daha bariz bir sekilde görüldü.

Seleme’nin savaşlarda dikkat çeken özelliği piyade olarak düşmanını istediği gibi yakalayabilmesi ve hızla kaçabilmesiydi. Bu kabiliyetinden dolayı kendine has bir savaş yöntemi geliştirmişti.

Seleme, İslam’ın Medine’de şanlı yücelişinin haberlerini aldıkça ve arkadaşları bir bir müslüman oldukça, içinde karşı konulmaz bir hayranlık oluşmuştu. Kendisini zalim insanların yanında görmekten artık sıkılıyordu. Ailesini İslam’a girme hususunda ikna edemeyince hayatının en önemli kararını verdi. Hicretin 6. yılında malını ve ailesini bırakıp Allah ve Rasulü yolunda yalnız başına Medine’ye hicret etti. Rasulüllah’ın huzurunda İslam’la şereflenerek, ebedi mutluluğa erenlerden oldu.

Seleme (r.a.)’ın kahramanlıkları her gazvede görülürdü. Sakif ve Hevazin gazvelerinde bir adam İslam ordugahına gelmiş işbirliği yapmayı teklif ediyordu. Sonra sıvışıp gittiği anlaşıldı. Seleme onu takip etti ve yakalanacağı sırada vuruşarak onu öldürdü. Devesini, silahını eşyasını alıp getirdi. Hadise Rasul-i Ekrem efendimize arzedilince alınan ganimetlerin hepsinin Seleme’ye ait oldugunu söyledi ve onu bu şekilde taltif buyurdu.

O, Hz. Ebu Bekir (r.a.)’in başkanlığında Beni Kilab seriyyesinde de bulundu. Tek başına yedi aileyi dağıtan Seleme (r.a.) çoluk-çocuk, kadın-erkek hepsini toplayıp esir alarak getirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) kadın ve çocukları niçin getirdin deyince müslüman esirlerin kurtarılması için dedi. Müşriklerle anlaşma yapıldı ve onlar da serbest bırakıldı.

O, cömertlikte de kahramandı. Allah icin istendiğinde, oldugundan daha fazla verirdi. Halk onun bu özelliğini bildiği icin; “Allah rızası için senden istiyorum.” derdi. Seleme (r.a.) da “Allah rızası için istemeyen ne için ister ki?” diye onların gönüllerini hoş eylerdi. Tanımadıklarına bile ikramda bulunurdu. Kendisinden bir şey isteyen kimseyi reddetmezdi. Herkese de böyle öğüt verirdi.

Birgün Gabe dağının eteklerine vardığında Abdurrahman İbni Avf (r.a.)’ın kölesi Seleme’yi gördü ve koşarak yanına geldi. Çok heyecanlıydı. Seleme olayı şöyle anlatıyor:

“Ne oldu sana?” dedim.

O da: “Rasulullah (s.a.v.)’ın çobanı Zerr şehid edildi, develeri de götürüldü!” dedi.

“Kim götürdü” diye sordum. Gatafanogulları dedi. Bu hadiseden çok müteessir oldum. Hiç vakit kaybetmeden, derhal Medine’ye haber ulaştırdım. Yardımcı kuvvet gönderilmesini istedim. Kendim de tek başıma Gatafanoğullarının peşini takip ettim. Süratle onlara yetiştim. Hemen yayıma ok yerleştirip onlara ok yağdırmağa basladım.

Okları atarken de: “Ben Ekva’ın oğluyum! Bugün alçakların öleceği gündür!” diyor, onları oyalıyordum. Vallahi onlara, durmadan ok atıyor ve onları yaralıyordum. Bana yönelip de vurmadığım hiçbir atlı yoktu. Dağ yolu daraldı. Müşrikler boğazın dar geçidindeyken ok yetişmez oldu. Dağın üzerine çıktım onlara tekrar atmaya başladım. Müşrikler güneş batmadan önce Zu Kared denilen sulu bir vadiye saptılar. Çok susamışlardı. Su içmek istediler. Onları orada da tedirgin edip uzaklaştırdım. Bu arada Rasulullah (s.a.v.) sahabileriyle yetişti. Onlarla birlikte peşlerini takibe başladım. Yaya olarak tek başıma baskıncılara o kadar yaklaşmıştım ki; ashab ordusunu arkamda göremiyordum. Sabahdan aksama kadar kaçmaktan yorulan müşrikler beni arkalarında görünce çok şaşırdılar. Nihayet develeri bırakarak kaçmak zorunda kaldılar.

İşte o gün Rasul-i Ekrem (s.a.v.) efendimiz ashabına: “Süvarilerin en iyisi Ebu Katade, piyadelerin en hayırlısı Seleme İbn-i Ekva’dır,” buyurdu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir