Baharla Sonbahar (Küçük Kızlar) / Gülnare Asgarzade

En son 16 yaşında görmüştüm onları en son okuldan ayrıldığımızda hepimiz 16 yaşta idik. Her kesin farklı hayat hikâyesi oldu aradan bir ömür geçti. Bir kaçı ile şehrin sokaklarında ara sıra rastladım çoğunu bir daha hiç göremedim. Çoğunun izini bile bulamadık. Ne acı ki birçoğu dünyadan erken göç etmişti.
Biz Şaki’de 5 saylı okulun öğrencileri idik. Öğretmenlerimizi bile hatırlıyoruz bir birimizi nasıl unuta biliriz ki? Uzun yıllar ancak 2 kız bir oğlandan başka kimseyi göremedim bu şehrin sokaklarında. Bazen düşünüyordum acaba onlar bu şehirde yaşamıyorlar mı? Sokakları caddeleri adım adım yaya gezdiğim çok oldu ama onları bir daha göremedim. Evet bu da normal çünkü çoğu evlenmiş çoluk çocuğa karışmış yahut başka şehre taşınmıştı. Ama hep merak ederdim onları nasıllar ne kadar değişmişler?
Ben o zaman zayıf saçları oğlan saçı kadar kısa birisi idim. Çok da sakin bir öğrenci idim. En çok sevdiğim ders edebiyat idi. Okul bahçesinde ve başka yerlerde çekilen siyah beyaz resimlerimi şimdi arasam da bulamam. Çünkü kendimi beğenmediğim için o zamanki aklımla yırtmıştım. Şimdi sorsanız çok pişmanım. Çünkü sınıf arkadaşlarım uzun seneler sonra görüşe o resimlerle o hatıralarla gelmişti.

Kırk seneden fazla geçmiş aradan. Tesadüfen bir sınıf arkadaşım beni sosyal platformlardan birinde görüyor ve bana yazıyor. Seni gözlerinden tanıdım diyor. Ondan sonra daha bir arkadaşım hiç beklemediğim bir anda ben falanca kişiyim diyor ve ardından yarın öğlen saatlerinde dört kadın buluşacağız diyor. Beşinci kişi de ben oluyorum. Sevinçten uçasım var. Senelerdir göremediğim kızlarla
buluşacağım. Birisi Konya’dan birisi Bakü’den gelmiş. Ben de 4 kitap götürerek belirlediğimiz adrese gidiyorum. Onların da benim hakkımda bilgisi yok tabii.

Beni de çok merak etmişler. Ben ilk Südabe adındaki arkadaşımı gördüm. Yakınlaştım,tatlıcının önünde sağa sola bakınıyor, birisini beklermiş gibi hali vardı. Merhaba Südabe dedim, sen kimsin dedi. Beni gerçekten tanımadın mı dedim hayır tanıyamadım dedi. Ben Gülnare deyince bana sarıldı kucaklaştık.
Sonra Resmiye geldi. Onu ara ara görürdüm. İçeri girdik. Daha sonra Arzu ve Yegane geldi. Ben Yeganeni ve Südabeni yolda görsem bile tanımazdım onlar da, beni tanımayacaklarını söylediler. Zaman bizden çok şeyi alsa da, okul hatıralarımızı alamamıştı. Çantalarından okul zamanı çekilen resimlerimizi çıkardılar.

Maalesef bende onlar yoktu. Gururla oğlanlarının, kızlarının torunlarının, gelinlerinin resimlerini gösterdiler, bende hiç biri yoktu. Ben sadece kitaplarımı göstere bildim. Edebiyat yolundaki uğurlarımdan bahsettim. Sen o zaman da çalışkan seçilen bir öğrenci idin dediler. Unuttuğum birçok hatıraları gözlerimde canlandırdılar. Konya’dan gelen lokum ve pasta ile çaylarımızı yudumlarken 40 sene geriye gittik. Her birisi bir hatıra anlattı o günleri tekrar yaşadık. Keşke her kes toplanıp bir araya gele bilseydik. 2 saatlik sohbetten sonra yeniden buluşmak dileği ile ayrıldık.
Çocukluk ve okul yılları unutulmazmış. Ömrümüzün sonbaharında belki de kışında yeniden o yılları hatırlamak güzeldi.
Sağlıkla kalın küçük kızlar.

