FETÖ’cü Bir Doktorun, Bürokrat Hastasını Öldürme Teşebbüsü / Rukiye Yıldız

- Tamamıyla yaşanmış bir hayat hikayesinden…
Ah! Güzel Şarkışla, bağrından Muhsin Yazıcıoğlu, Yusuf Kaplan, Aşık Veysel gibi, nice şair nice kahraman çıktığı gibi, vatan haini, sapık soytarılar da çıkmış. Bu yazıda yazdıklarımız, bir kurgu, bir hayal değil; bizzat yaşayan kişinin müşahit olduğu acı olaylar. Bu yazıda olayları yaşayan kişiye “Mücahide Gelin” diye takma isim vererek yazacağız. Burada yazdıklarımız, 35 yıl önce, henüz 18 yaşında iken evlendirilen Şarkışlalı Genç Geli’nin evli kaldığı günden bu güne kadar, yaşadıklarından küçük bir kısım; zira yaşanılanlar kısa bir dergi yazısına sığmayacak kadar uzun, elim, vahim, meşum şeyler.
FETÖ nedir, kimdir? Neden dinî bir kisve takınıyordu? FETÖ gerçekten otuz yıllık mazisi olan bir terör oluşumu muydu? Neden Amerika’da konuşlandı? Bunlara da cevap vereceğiz. Lakin yazımızın odağı, FETÖ’cülere gelin olan Sivas Şarkışlalı, Mücahide Gelin’in yaşadığı dayanılmaz şeyler. Mücahide Gelin, Sivas Şarkışla’da, daha çocuk yaşta FETÖ’cü, ruhsal sorunları olan biriyle zorla evlendirilir. Kabus gibi bir hayat onu bekliyordur.
FETÖ basit bir terör örgütü değildir; FETÖ, istediğini alamayınca başkaldıran sıradan terörist grup değildir. FETÖ, ülkeleri, küresel güçlere kolay lokma yapmak için kullanılan piyonların, bir kurşun atmadan ülkeleri teslim etmesi için satın alınan bazı erklerin adıdır. İstihbarata sızan, düşmanla iş birliği yapan vatan hainlerinin, kamufle olmak için millî ve manevî her argümanı kullandığı, ülkesini anbean dışarıya jurnalleyen, Amerika’ya sığınıp oradan emir alan, silahlı kuvvetlere sızan, askeriyeyi ve emniyeti ele geçirip silahlı güç elde etmek için her yolu deneyen bir oluşumdur. İslam’ın “fetih, cihat” kavramını kaldırıp Yahudi Hıristiyan’ı Müslüman’ı birleştirip “Yeni bir dünya” sloganı ile yeni bir din oluşturma projesinin adıdır FETÖ. Yıllardır “himmet” diyerek İslam’ın ‘zekat-infak’ kavramından faydalanıp halkın parasını Amerika’ya aktarma oyunun adıdır FETÖ.
Yıllardır Türkiye’de,” İslami” olan ne varsa yasak oldu, FETÖ onların istediği “İslam olmayan bir İslam” üretme çabası idi, yani şuna benziyordu, fırınları kapatıp kendi zehirli ekmeklerini millete yedirme çabasıydı. İslami olan ne varsa yasak edenler, “ılımlı İslam” diyerek, ecdadın cephede savaştığı Yahudi Hıristiyan’ı kardeş /dost ilan ediyordu. FETÖ otuz yıllık kısa geçmişi olan bir terör örgütü değildir; iki yüz yıl önceki Hafiye Teşkilatının içine sızıp diğer düşman istihbarat örgütleri ile dirsek temasına geçerek Hafiye Teşkilatını, Teşkilat-ı Mahsusa’ya çeviren ve sinsice Teşkilat-ı Mahsusa’ya karışanların halefleridir. Biz şimdi FETÖ’yü çözümlemeye ve özellikle Mücahide Gelin’in yaşadığı mide bulandırıcı olaylara dönelim. Mücahide Gelin’in yaşadıklarını iyi anlayan, FETÖ’yü iyi anlar.
FETÖ, Türkiye’den çok Rusya’yı Amerika’ya diz çöktürmek için kurulan Amerika istihbarat fareleridir. FETÖ’nün Amerika’ya karşı Rusya’nın zayıflaması için kurulmuş bir örgüt olduğu, Rus ataşesini FETÖ’cü korumanın vurduğu gün ispatlanmıştır; zira FETÖ daha çok Türkî Cumhuriyetleri’nde; Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan gibi Türkî Cumhuriyetler’inde ve hatta Moğolistan’da konuşlanmış, Rusya’nın kalbine girmiştir. Türkiye tampon bölgedir; hem Türkiye hem Rusya istihbaratına sızmak için kullanılan maşaların adıdır FETÖ. Düşürülen Rus uçağını unutmamak gerek. Erdoğan, denge politikası ile durumu ülkemizin lehine çevirdi; yani FETÖ’cüler ava giderken avlandı. Darbe gecesi o yüzden Rusya bize destek verdi. Recep Tayyip Erdoğan, müthiş bir siyasi diplomasi zekaya sahiptir, Ukrayna’ya İHA satıp Rusya ile dost kalmayı başaran, İsrail’i tehdit edip Amerika’yı yanına çekmeyi başaran bir dehadır Erdoğan, Suriye’deki asırlık sorunu bitirip İran’la dost kalmayı başaran liderdir Erdoğan. FETÖ’yü Alamut Haşhaşilerine benzetmek çok yanlıştır, FETÖ çakır keyf olup aklı dağılan kuklalar değil daha sinsi daha netameli bir oluşumdur.
Evet, FETÖ, her yolu kullanarak amaçlarına ulaşmak için faili meçhul cinayetlere imza atan; şantaj, porno kasetleri, rüşvet, cinayet gibi her yolu mübah gören güruhun adıdır. Nitekim Mücahide Gelin’in yaşadıkları, burada okuyacaklarınız bunun canlı örneğidir. 17-25 Aralık döneminde bazı olayların patlak vermesi, onların önü alınmaz kumpaslarını engellememiştir. Anayasa Mahkemesi üyeleri seçilirken kendilerinden olan FETÖ’cü isimleri karşı taraf gibi lanse eden, FETÖ’cü olmayanları ise FETÖ’cü diye lanse eden, her türlü düzen, kumpas, yalan ve pis işlere imza atan FETÖ, Türkiye’nin içindeki kanserdir; bütün uzuvlara, kamu kuruluşlarına metastaz yapmıştır.
Bunlar, Said Nursi’nin Risale-i Nur’larını kendilerine koruma kalkanı yapan, aslında risaleleri hiç okumayan, sadece Fethullah Gülen’in “Prizma” kitabını evirip çevirip okuyan, bununla insanları “dinî sohbet ediyor” havası ile kandıran güruhtur. Abant toplantılarında üç dini birleştirme çabası ile “İslamsız İslam” üretme çabasında olan, “Ilımlı İslam” sloganı ile İslam’ın özellikle “cihat ve fetih” kavramlarını yok ederek kafirle Müslüman’ı aynı kefeye koyan, Allah’ın ayet ve kanunlarını yeniden kendi çıkarlarınca dizayn eden; “Bahailik” gibi kilise, cami ve havrayı birleştirerek küresel sömürgeci güçlere İslam coğrafyasını altın tepside sunma projesinin adıdır FETÖ.
Mücahide Gelin’in Şarkışla’daki Mücadelesi
Şarkışla gibi Anadolu kasabasına kadar nüfuz eden FETÖ ile Mücahide Gelin’in yolu, 35 yıl önce kesişir. Mücahide Gelin, çocuk yaşta annesinin zoru ile karakter yoksunu, bir FETÖ’cü ile evlendirilir. Zorla evlendirilen Mücahide Gelin, ruhsal sorunları olan eşinin garip davranışlarını fark eder ama artık anne olmak üzeredir; çaresiz bir şekilde evliliğine devam eder. Eşi (o kişiyi okuyucu tanısın diye ‘eşi’ diyoruz; yoksa Mücahide Gelin tiksinerek bahsettiği kişiye ‘eşi’ denilmesini kendisine zulüm sayıyor; mecburen okuyucunun kim kimdir anlaması için, eşi, kaynı, görümcesi gibi ifadeleri kullanacağız.) Evet, eşi Zaman gazetesini eve kutsal bir belge getirir gibi getiriyordur ama eşinden çok Mücahide Gelin gazeteyi okuyor, okudukça da FETÖ’yü daha iyi çözümlüyordur, zira Zaman Gazetesinde, Yunan Herkül Milas, Ermeni Bejan Matur gibi Gayrimüslim isimler köşe yazıyor; kilisede nikah kıyan Müslüman çiftten bahsediliyor, ertesi gün Hıristiyanlığı öven bir haber oluyor, İslam ile taban tabana zıt itikadı sapkınlıklar sitayişle anlatılıyordur.
Bir gün, Mücahide Gelin büyük kongre merkezinde “Zaman Gazetesinin” düzenlediği bir programa gider. Mücahide Gelin gördüklerini şöyle anlatıyor: “Zaman Gazetesinin son dönem Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı gelmişti ve Zaman Gazetesine abone yapanların nasıl ecir kazandıklarından bahsediyordu, güneydoğuda PKK kepenk kapattıracak demiş Zaman Gazetesi bunu yazmış ama ertesi gün kepenk kapatılmamış vs vs bunları anlatıp duruyordu, Ekrem Dumanlı’nın yanına gidip, “Bütün Müslümanların evine kâfir yazarları sokuyorsunuz bunu da millete ibadet şuuru ile sunuyorsunuz yazık size” dedim. Adamın birden yüz ifadesi değişti.”
Mücahide Gelin, Erbakan Hoca’nın talebesi olan imam bir babanın kızıdır; İslam’ı iyi bilmektedir. Millî Görüş’ü hiç sevmeyen FETÖ’cü kocası, Millî Görüş’ün dağıttığı bir takvimden “Erbakan” ismini mücahide gelin’e tırnakları ile kazıyarak sildirmiştir. Akşamları evlerde “Risale dersi yapacağız” diye toplanan FETÖ’cüler, telefonlarının piline kadar çıkarıp “dinleniyoruz” diyerek aşırı tedbir alarak toplantı yaparlar. Mücahide Gelin şaşırır; “ insan Risale-i Nur” dersi yaparken neden telefonlarının pilini çıkarır? Bu FETÖ’yü kim dinliyor? Bunlar kim?” Sonra konuşmalarından bunların istihbaratla çalıştıklarını anlar. O vakitler daha AK Parti dahi kurulmamıştır, bunlar bir yerlerden emir alıyor, askeriyeye ve emniyete konuşlanmaya çalışıyorlardır. Mücahide Gelin daha neler duyacak, nelere şahit olacaktır. FETÖ elde edecekleri kişilerin zaaflarını iyi tespit eder, mesela Bülent Arınç’ın evladı ölmüştür, evlatları konusunda hassas olan Arınç’ın hayatta olan evladını Bursa’lı bir FETÖ’cü ile evlendirerek onu böylece kıskaç altına aldıklarını Mücahide Geline anlatmışlardır.
Bir gün, FETÖ’nün Bursa’daki bir okulunda, FETÖ’cüler, uluslar arası olimpiyatlara katılan yabancı öğrencilere yemek verecektir, Mücahide Gelin gözlem yapmak için o okula gider, dünyanın her yerinden, FETÖ okullarından gelen öğrencilerin toplu fotoğraf çekinmeleri için platforma çıkmaları istenir, platformda bütün dünya ülkelerinin küçük küçük bayrağı vardır, Türkiye’nin bayrağı da küçük boyutta onlarla aynı yerdedir ama bir bayrak ev sahibi gibi dev boyutta platformun arka planında asılıdır, hangi ülke? Tabii ki AMERİKA BAYRAĞI… Bütün ülke bayrağı ve Türkiye bayrağı, dev Amerika bayrağının önünde küçük küçük dizilmiştir. Mücahide gelin şüphelerinde haklı çıkar bunlar Amerika’ya hizmet eden p..leridir. Erdoğan’ı Amerika seviyor” derseniz bizde deriz ki: Ülke başkanı olarak sulh etmek ayrıdır, ülkesinin menfaati için anlaşma yapmak ayrıdır, cemaat gibi gözükerek CIA ile MOSSAD ile görüşüp işbirliği yapmak kendi ülkesini satmak, onların emri ile darbe yapmak ayrıdır.
Mücahide Gelin, Kur’an-ı Kerim’i bildiği, ayetlere vakıf olduğu için FETÖ’nün İslam’la alakası olmadığını anlıyordur. Katıldığı programlarda Mücahide Gelin FETÖ’cülere yüksek sesle: “Yahudi ve Hıristiyanlara ‘kardeşlerimiz’ diyorsunuz. Allah ayetinde: ‘Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin; kim onları dost edinirse o da onlardandır’ der. Siz son din İslam’ı tahrif olmuş dinlerle mecz ediyorsunuz, bu Kur’an’î itikada ters bir durum” diyerek her seferinde onlarla tartışıyordur. Ve nihayetinde Mücahide Gelin, FETÖ’cüler tarafından “sakıncalı kişi, programlara çağrılmaması gereken kişi” olarak damgalanır. Programlara çağırılmasa da eşine anahtar verme bahanesi ile programlara bir bahane bulup girer, bu programların birinde Mümtazer Türköne’nin şu sözlerini duyar ve Habervaktim’e haber yapar. Mümtazer Türköne salona şunu anlatıyordur: “Benim babam askerdi tank bana yabancı değil, 7 yaşlarında mahalledeki kız arkadaşımla tankın içinde evcilik oynardık ve Mehmet Baransu’ya verilen belgelerden bahseder. Mücahide Gelin bunları HaberVaktim’de “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” başlığı ile işittiklerini yazar, Mümtazer Türköne ona: “Ateşi de toprak ile söndürürler” diye cevap verir.
Evdeki Sapkınlıklar ve Yaşanılan Şiddet
Mücahide Gelin evinde sapkın porno kasetleri bulur. İlk zamanlar bunu evlendiği kocasının sapkın alışkanlıkları olduğunu zanneder ve bu durumla mücadele etmeye başlar. Kadın kadına sevişme sahnesini izlerken eşini yakalar; eşcinsel filmler izlerken yakaladığı eşinin iğrenç şeyleri bağımlılık derecesinde izlediğini fark ettiği günden sonra hayatı kâbusa döner; eve ansızın girdiği pek çok zamanda eşini iğrenç vaziyetlerde bulur. Birkaç sefer boşanmayı dener ama çocuğu olmuştur; çocuğunu bırakıp gitmeyi dener ama anne yüreği dayanamaz evladından ayrı kalmaya, mücadele yolunu seçer ve ölümüne bir mücadele başlatır. Önce porno kasetlerini kırar, televizyonu bantlayıp saklar ama heyhat! Kaç televizyon kırılır, kaç kere kavga eder ama ne evindeki kasetler ne de müşahit olduğu iğrençlikler bitmez. Sonra FETÖ’cülerin “imam” dedikleri kişiye gidip eşinin evli olduğu halde sapık şeylere müptela olduğunu, ne kadar mücadele etse de kocasını vazgeçiremediğini anlatır. FETÖ’cü imam, Mücahide Gelin’e yardımcı olacağı yerde onu tehdit eder. Ve kocasına, “Yenge hanım büyük kasetleri mi gördü, küçük kasetleri mi?” diye sorar. Mücahide Gelin anlar ki bu kasetleri birbirlerine bunlar alıp veriyordur. Kimine göre onlar şantaj kaseti olabilir. Bir de üstüne üstlük Mücahide Gelin’i tehdit ederler. O günden sonra Mücahide Gelin, bunların toplantılarda konuştuklarını bir yerlerde yazmaya başlar.
Ve bir gün annesine gitmek isteyen Mücahide Gelin’i, kocası ve kocasının erkek kardeşi susturmak ve korkutmak için döve döve karnındaki iki aylık bebeğini öldürürler. Sonra Tokat Devlet Hastanesinde karnından, bebeğin kalan parçalarını alırlar. Yaşadıkları bu kadarla kalmaz. Daha nice işkenceye maruz kalır; boynuna diz kapağı ile basan kocası boynunu üç yerden fıtık eder. Her dayakta göğsünü sıkar, yıllarca yara olur. Kocası bir seferinde Mücahide Gelin’i saçlarından tutup cam kırıkları üstünde sürükler; Mücahide Gelin’in bacaklarında bugün bile o işkence izleri hâlâ duruyordur. Kocası en basit şeyde, “çocuklara süt al” deyince sinir krizi geçirip saatlerce döver. Mücahide Gelin porno kasetlerini kırınca kocası onu evden atar. Her seferinde geceleri farklı derneklerde, vakıflarda kalan Mücahide Gelin, çaresiz tekrar evine döner; evliliği süresince daha nice nice kirli şeylere müşahit olur. Mesela evliliğinin 7. yılında bir gün “Risale dersi yapılacak” diyerek FETÖ’cüler bir yat gemisinde gezi düzenlerler; bütün FETÖ yönetimi gemidedir. Bikinili kızlar denize girer, FETÖ ağabeyleri soyunup denize girerler; bizim Mücahide Gelin sert tepki verir: “Siz nasıl Müslümansınız, Risale dersi bu şekilde mi yapılır?” O gün hayatında yemediği dayağı yer; eşi Mücahide Gelin’in gözlerini morartır, boynunu sıkar, öldüresiye döver. Mücahide Gelin günlerce yataktan çıkamaz, çocuğuna tek kolu ile sarılır ve aylarca mor gözlerini saklamak için gözlükle gezer.
Doktor Kaynının Cinayet İtirafı
Bir gün Mücahide Gelin ve kocasının yaşadığı eve henüz profesör olmayan o günlerde yeni doktor olan kaynı gelir; üst düzey bir bürokratı nasıl öldürmeye çalıştıklarını Mücahide Gelin’in yanında anlatmaya başlar. Mücahide Gelin, doktor kaynının FETÖ karşıtı bir bürokratı öldürmeye çalıştığını kulakları ile duyar. Hiç çekinmeden, Mücahide Gelin’in de olduğu ortamda, kaynı ile kocası, konuşuyorlardır. Erzurum’da Vali Yardımcısı ya da Belediye Başkan Yardımcısı bir bürokrat kalp krizi geçirmiş, bu FETÖ’cü kaynının olduğu hastaneye yatırılmış; doktor olan kaynına yukarıdan, FETÖ’nün üst birimlerinden telefon gelmiş: “O kalp krizi geçiren kişi cemaate (FETÖ’ye) zarar veriyor, işini bitir.” Kaynı anlatmaya devam eder: “Nöbeti devraldım, hasta kalp cihazına bağlıydı. Yanında biraz bekledim, ayakkabılarımın bağını çözer gibi eğildim, kalp cihazının fişini çektim, ölmesini bekledim. Hasta ölmek üzereyken hemşire girdi, diğer doktorları çağırdı ve kalp masajına başladılar.” Bunları duyan Mücahide Gelin şimdi anlatıyor: “Ya Erzurum Belediye Başkan Yardımcısı ya da Erzurum Vali yardımcısı idi; olayın teyidi için doksanlı yıllarda, 1995-1999 yılları arasında o kişinin doktor olduğu hastaneye vali yardımcısı ya da belediye başkan yardımcısı olan birinin kalp krizi geçirip hastaneye yattığına dair küçük bir araştırma yapan herkes olayın failini bulur.” Hasta öldü mü, yaşadı mı; sonucunu Mücahide Gelin bilmiyor ama kulakları ile bunları, duyuyor. Doktor kaynına, “Cemaate (FETÖ’ye) zarar veriyor, o bürokratı öldür” emri verdiğini, hastanın kalp cihazının fişini bir doktor olarak çektiğini, ölmesini beklediğini hiç çekinmeden ailesine anlatırken Mücahide Gelin hepsini duyar. Darbeden sonra görevden alınan, FETÖ davasından hapis yatan bu profesör müsveddesinin cinayet teşebbüsünü ailesinden başka kimse bilmiyordur. Bu doktorun FETÖ’deki kod adı “Bahadır”dır. Kanada’ya pompacı olarak görev yapmak için FETÖ tarafından yönlendirilir ama doktor olması, üniversitede doçent/profesör olması FETÖ için daha fazla yarar sağlayacağı için, öğrencilerin abisi olup tıp öğrencilerini FETÖ evine kazandırma görevi verilir. FETÖ evlerine öğrenci götürdüğü için daha o yıllarda soruşturma geçirir. Darbeden sonra bütün titri sökülen bu katil ruhlu soytarı şimdilerde özel bir hastanede görev yapmaktadır. Bu doktor kendisine röntgen için gelen kadınla evlenir bu kadın bir zamanlar FETÖ’ye muhasebecilik yapan, FETÖ’nün parasını toplayan, üniversitede FETÖ’ye adam toplayan kadındır. Daha sonra bu akademisyen olan kadın, babasının telkini ve tutuklanma korkusu ile 180 derece dönüş yapar, FETÖ’yü bırakır, o dönem FETÖ’cüler hep birbirlerini satarlar. Bizim Mücahide Gelin neler yaşar o karanlık evde… Görümcesinin beş çocuklu adamla yaşadıkları vs vs.
Çocukların Büyümesi ve Boşanma Kararı
Mücahide Gelin bunları anlatabilmek için çocuklarının büyümesini beklemiş ama FETÖ ile mücadelesine hiç kesmeden devam etmiştir. Oğullarını bir mücahid gibi yetiştirmiş ve Firavun’un sarayındaki Musa olmalarını, onların saraylarını bu Musaların yıkacağı ümidi ile yaşamıştır.
Mücahide Gelin’in, 19 yıl boyunca yaşadıklarını dağlara yükleseniz dağlar yıkılır. Bu evliliğin tek ama tek güzel tarafı üç tane oğlu olmuştur ama her gün acı, gözyaşı, işkence… Mücahide Gelin kendi annesine yaşadığı iğrençlikleri anlattıkça annesi: “Sabret kızım, sana Allah Hz. Asiye sevabı verecek, boşanma” diye telkinde bulunur. Mücahide Gelin’in o evde yaşadığı bazı şeyler burada yazılmayacak kadar vahimdir. Babasına anlatır: “Baba bunlar ‘Yahudi ve Hıristiyanlara kardeşlerimiz’ diyorlar; düşmanla birlikte istihbaratı yabancı istihbarata jurnalliyorlar. Baba bunlar Erbakan Hoca’dan nefret ediyorlar. Bunlar kimden çekinip her toplantıda telefonlarını kapatıp pilini çıkarıyorlar? Zaten düşmanlarla iş birliği içindeler; o zaman kimden bu kadar korkup ‘tedbir’ diyerek kendi aralarında bile kod adı kullanıyorlar?” Mücahide Gelin’in babası ilim ehli biri olduğu için olanları anlıyor, kızım. “Erbakan Hoca da onları sevmezdi bu da senin kaderinmiş” der.
Mücahide Gelin, darbeden çok önce boşandığı hâlde onların darbe yapma planlarını anlar, birkaç yere yazar ama kimse ciddiye almaz. Mücahide Gelin, milletvekili olan iki arkadaşına FETÖ’den bahseder ama onlar da henüz darbe olmadığı için Mücahide Gelin’in anlattıklarını ailevi bir şikayet gibi algılarlar. Hâlbuki yıllarca FETÖ; askeriyeye ve emniyete girmek için kendi adamlarını yerleştiriyor, bir şeylere hazırlık yapıyorlardır, özellikle istihbaratı ele geçirmek için çalışıyorlardır. Oraları ellerine geçirince bu sefer Türkiye millî eğitiminde güçlenmeye çalışırlar. FETÖ’cü piyonlara, büyük okullarda, büyük şehirlerde, zengin muhitlerinde öğretmen olmaları teşvik ediliyordur; satın aldıkları millî eğitim müdürlerini, kendi öğretmenlerini merkezî ve kaliteli okullara yerleştiriyorlardır. Okulda FETÖye sorun çıkaran bir bayan Beden öğretmenden Fethullah Gülen’e bahsedilince, “Bizim oradaki erkek öğretmen bayan öğretmene futbol topu alıp hediye etsin” der. Mücahide gelinin kocası da okuldaki sarışın bir bayanı Zaman Gazetesi’ne abone yapmak için arkadaşlığını çok ileri seviyeye taşıyacaktır. Öyle ki programlara karısını değil o bayanı davet eder, yan yana diz dize cemaate kazandırır! Öyle ki kadın mücahide gelinin kocasının cebini düzeltiyordur. FETÖ’cüler sadece kadınları değil özellikle, zengin iş adamlarını Zaman Gazetesi’ne abone yapmaya çalışıyor; ne kadar çok Zaman Gazetesi abonesi bulursa o kişiye prestij, makam veriyorlardır. Lakin FETÖ Ev kadınlarını sevmiyordur, kendilerine para kazandıracak kadınları kazanmalarını tavsiye eder. FETÖ’cüler Kendi aralarında Osmanlıca ağırlıklı, güya risale dili ile konuşuyorlar ama Kur’an-ı Kerim’i, hadis-i şerifleri asla bilmiyorlardır. Ne İslam ne de millî değerler FETÖ’nin dayattığı gibi değildir; özellikle İslam’ı bilmeyen cahilleri kazanmaya, kendi uydurdukları, “Yahudi ve Hıristiyan kardeşlerimiz” diyen sapkın bir İslam’ı telkin ediyorlardır. Mücahide Gelin her geçen yıl bunları iyice çözümlemiş ama kimseyi inandırmıyor, çaresiz çırpınıp duruyordur.
Evliliği boyunca bir gün dahi mutlu olamayan Mücahide Gelin, burada anlatılmayacak kadar uzun ve elim şeylerden tiksinir ama çocukları vardır, çaresizdir. Lakin Mücahide Gelin gördükleri karşısında susmaz, tepki verir; bunun üzerine kaç gece pijaması ile sokağa atılır ama o yine “yuvam” diye evine, çocuğuna annelik yapmaya döner; çocukları küçüktür, sabırla biraz daha büyümelerini bekler. Birkaç kez eşi “Boşadım seni, babanın evine git” der ama dengesiz adam ertesi gün “Boşanma, özür dilerim” diyerek ağlayarak ayaklarına kapanır. Kocası davranış bozuklukları gösteriyordur; en ufak şeye kızınca defalarca “talak” atar, geceleri dışarı atar, “boşadım” der, yeniden nikah olurlar. Dayak, işkence, ağlamaktan Mücahide Gelin’in gözyaşı damarları kurur, göz damlası kullanmaya başlar. Mücahide Gelin iki kez üzüntüden mide kanaması geçirir; çocuklarına sarılıp teselli olur ama öyle bir an gelir ki, astım krizi geçiren çocuğunu doktora götürmeyen bu dengesiz adamı bu sefer Mücahide Gelin boşamak ister. Çocuğu kucağında nefesi kesilirken, yüzü mosmor ölmek üzereyken, baba olacak o adam taksiye vereceği parayı düşünür. Kendi çocuğunu ölüme terk edince artık Mücahide Gelin dayanamaz; “Geçmişte karnımdaki bebeğimi de öldürmüştün, o zaman çok gençtim, 18 yaşımdaydım ama şimdi hiçbir şeyden korkmuyorum” Karnında öldürdükleri bebeğinin kalan parçalarını hastanede aldırırken ağlamaya başladığında, eşi demeye tiksindiği o yaratığın annesinin: “Ağlama yine çocuğunuz olur, öldüyse öldü” dediğini hatırlar. Bunları hatırlayan Mücahide Gelin, bu iğrenç yaratıktan bu sefer kendisi bir kadın olarak boşanmak ister. Mücahide Gelin’e artık el kaldıramayan kocası çocukları dövüyor, özellikle iki numaraya baskı yapıyordur ama Mücahide Gelin’inin kendi annesi, her seferinde “Sakın memlekete duyurma, yengelerin boşandığını duymasın, sabret” diyordur. Kocası olacak yaratık, Mücahide Gelin’i “Annenle beni konuşuyorsun” diyerek boğmaya kalkar ve “Seni boşadım, boşadım” der. Bu yaratık Mücahide Gelin ile kaç kez nikah tazelemiştir; artık nikah kalmamıştır. Üniversite ikinci sınıfta olan Mücahide Gelin: “Okulum bitene kadar ayrı odalarda yaşayalım, sonra ayrılırız” der; bir taraftan da çocuklarına ne yedireceğini, nasıl bakacağını düşünür. Yıllar önce başörtüsü nedeniyle okuldan atıldığı, başörtüsü zulmü de yeni kalktığı için üniversite ikinci sınıftadır. “Okulu bitirinceye kadar bekleyeyim, nikahımız yok” dediğinde eşi olacak adam: “Git dilekçe ver, ‘nikah yok’ diye yanıma gelmiyorsun, ben kadın istiyorum, git boşan, evinde senin olsun çocuklar da senin olsun boşan sana çok nafakada veririm ben kadın istiyorum boşan benden” der. Mücahide Gelin boşanma dilekçesini verince, adam gelinin babasına gidip: “Kızını ben boşamadım, kızın kendisi dilekçe verdi” diyerek boşanma suçunu Mücahide Gelin’inin üstüne yıkar. Mücahide Gelin mecburen gidip dilekçe verir, boşanma davası açar. Tek düşündüğü, daha çok küçük olan çocuklarıdır. Hayatını çocuklarına adayan, onlara sarılarak hayata tutunan Mücahide Gelin’in bu aileyle yaşayacakları daha bitmemiştir. Boşanınca dahi kurtulamaz bu lağım çukurundan.
FETÖ’cü imamlar toplanır Mücahide Gelin’i FETÖ’nün karargâhı olan dışarıdan lokanta gibi gözüken bir yere çağırırlar ve mücahide geline “Sen kendini ne zannediyorsun eşini evlendiririz” Mücahide gelin: “Lütfen evlendirin ilk altın çeğreği benden” der.
İmam (Aslında matematik öğretmeni imam değil): “Neden arıza çıkarıyorsun?
“Mücahide gelin: “Bizim nikahımız kalmadı, sinirlenince hemen talak atıyor onunla yaşamam haramdır, bain talak, rici talak hepsini denedik, nikahımız yok.”
İmam: “Günahınız bize siz evli kalmaya devam edin.”
Mücahide Gelin: “Günah öyle alınıp veriliyor mu? “
İmam: “ Bak yenge hanım, Sait Nursi’ye bir adam gelir ‘karımı boşadım pişmanım’ der, “nasıl boşadın” diye soran üstada adam der ki: “Namaza durursan seni boşarım, dedim karımda dinlemedi namaza durdu, şimdi karım benden boş oldu.” Said Nursi kadına “namaza dur” der kadın durur fatihayı yanlış okur. Bunun üzerine kadına ‘namazın olmadı dolayısıyla kocanın boşaması gerçekleşmedi siz evli gibi yaşamaya devam edin’ der. İşte yenge hanım öyle nikah yok diye ortaya düşme, sen evli gibi davranmaya devam et, nikahı falan boşver kahramanlık yapmaya kalkma” derler.
Sonra Mücahide Gelin’in kendi arkadaşları Mücahide Gelinle kocasını ilçe müftüsüne götürüler yazık yuvaları yıkılmasın derler. Müftü sorar “ Beyefendi siz karınızı boşadınız mı?” Şeytani yaratık yemin eder “Allah’ı ve Peygamberi şahit tutarım ki, ben boşamadım.”
Müftü: “Yenge hanım eşinin boşadığına dair sen de yemin eder misin?”
Mücahide Gelin “Allah’ı, melekleri ve Peygamber’i şahit turarım ki kaç kez “seni boşadım, boşarım” dedi kaç kez nikah olduk, en sonunda annemin yanında boşadı, bu son şansımız idi nikahımız yok” der.
Müftü:” “Aman ya Rabbi ikinizden biri yalan yere yemin ediyor, bu çok büyük günah ben size fetva vermeyeceğim der.” Sizce yalan yere yemin eden kimdir? FETÖ için yalan yere yemin leblebi yemek gibidir.
Şeytani Mahkeme Kumpası ve Hakimin Görevden Alınması
Ve Mücahide Gelin boşanma davası açar. Bu olaylar 15 Temmuz darbe gecesinden yıllar önce, FETÖ’nün Türkiye’de çok güçlü olduğu bir dönemde geçtiği için Mahkemede ne kirli tuzaklar kuracaklar, Mücahide Gelin’e dünyada eşi görülmemiş şeytanlıklar yapacaklardır. Mücahide Gelin avukat tutacak parası yoktur ‘üç çocuğun annesiyim avukata gerek yok, ev zaten benim bankadaki yıllarca kaç ev parası biriktirdi ben de onları istemem diye düşünür ama heyahat! Boşanma mahkemesi en başta sıradan bir mahkeme gibi ilerler ama bir müddet sonra hâkim değişir. Yeni gelen hâkim Mücahide Gelin’i tehdit etmeye, garip garip davranmaya başlar. Mücahide Gelin hâkimin kim olduğunu bir araştırır ki, hâkim; boşandığı FETÖ’cü ailedeki profesör müsveddesi şempanze kaynının doktora öğrencisi A.İ.’nin babasıdır. Tıp fakültesinde doktora öğrencisi olan hâkimin oğlu, bu FETÖ’cü profesörün öğrencisidir.
O zaman, darbe olmadan yıllar önce Türkiye’de çok güçlü olan, yargıya hükmeden FETÖ, bu profesörün isteği üzere Gölcükten boşanma mahkemesine girmesi için hâkim gönderir. Hâkimle arasındaki anlaşma şöyledir: Hâkimin oğlunun doktorasını vermesi, notlarını yükseltmesi karşılığında hâkim de Mücahide Gelin’i mahvedecek, yıllarca atölye işletip aldığı evini elinden alacaklar, yemeyip içmeyip yıllarca banka biriktikleri paraları bankadaki paralarını Mücahide geline vermeyecekler, gelini korkutup tehdit edip susturacaklar; bu şekilde hâkimle profesör aralarında anlaşırlar. Mahkemede hâkim sürekli Mücahide Gelin’i tehdit eder: “Seni hapse attırırım. Ben ağır cezada katilin, tecavüzcünün hâkimiydim, eşinden bir şey talep etme, evini alma, nafaka isteme.” Mücahide Gelin: “Ben onun kirli parasını zaten istemem; yıllarca kendi çocuklarından para kaçıran, paraya tapan bu yaratıktan kendime nafaka istemiyorum, rızık Allah’tandır” der. Bir hâkimin böyle yapmaması gerektiğinin farkında olan Mücahide Gelin, hâkimi araştırırken hâkimle profesör kaynının anlaştığını öğrenir. Hâkim FETÖ’cü değildir, alkol alan ve görevini kötüye kullanan biridir. Mücahide Gelin Hâkimin eski davalarını inceletir daha önce de görevini kötüye kullandığını öğrenir ve hâkimin avukat olan yeğeni ile irtibata geçer. Hâkimin yeğeni aracılığıyla hâkimle konuşur. Hâkim, Mücahide Gelin’e: “Oğlumu doktor kaynın sınıf geçirecekti; teknoloji dersi ve diğer iki dersi de zayıf geldi, sistemden notlarını değiştirecekti, değiştirmedi” der. Anlaşma yaptıklarını Yargıtay’a vererek, doktor kaynının ve hâkimin aralarında anlaştığını ispatlar. Şahitlerin söylediklerini tamamen yanlış olarak değiştiren hâkim görevden alınır. Şahitleri ulaşan Mücahide Gelin’in en büyük oğludur, mücahide gelinin büyük oğlu şahitlerden yeniden ifade vermelerini ister ve şahitler yeniden ifade verir: “Biz öyle şeyler demedik. Mücahide Gelin iyi biridir; hâkim bizim söylemediğimiz şeyleri eklemiş, ifademizi değiştirmiş” diyerek yeniden ifade verirler ve hâkim görevden alınır. Bütün bunları Mücahide Gelin en büyük oğlu ile yapar.
Darbe Gecesi ve Sonrasındaki Gelişmeler
Çünkü gelin hanım, bu FETÖ’cü aileyle o kadar iğrençliklere şahit olmuştur ki ne ölümden ne de hâkimden korkmamaktadır. Tek derdi canından fazla sevdiği üç kuzusudur; ama gelin görün ki bu batak, çocuklarını da içine çekmeye çalışır. Hâkimle mücadelesi sonunda hâkimi görevden aldırmayı başaran Mücahide Geline, eşi olacak yaratık, “üçyüz lirayı alma çocuklar senin olsun” der, çocukları annelerine kendi babaları bakmamak için üç yüz liraya satar. Böylece mücahide gelin, çocuklarının velayetini almayı başarır. Çocuklarına çok cüzi bir nafaka bağlarlar, bağlanan nafaka tek bir çocuğun okul servis parasını dahi karşılamayacak kadar azdır, çünkü babaları çocuklarına para vermemek için gelirini yalan belgelerle az göstermiştir. Her yıl artırması gereken nafakayı 10 yıl artırmamış sonra hepten kesmiştir. Ev, Mücahide Gelin’in kendi emeği ile aldığı, tekstil atölyesi işletip aldığı yerdir, evini elinden almaya çalışırlar ama evin Mücahide Gelin’in şahsi malı olduğu kanundan evvel aldığı ispatlanır, adamın yıllarca bankada biriktirdiği çocuklarına yedirmediği kaç ev parası bankalardadır, yalan beyan, sahte evrak, hâkim kiralama, ile bankadaki paralarını kendi çocuklarına vermemek için baba olmaya layık olmayan adam ne işler çevirir. Mücahide Gelin’in evini kendi bileziği ile aldığı iki makineyi çalışıp 20 makine yapan, koskoca tekstil atölyesi haline getiren Mücahide Gelin atölyeyi satıp ev almıştır. Eşi olacak adam evlilikleri boyunca yıllarca öz kendi çocuklarına yokluk yaşatmış paralarını dört ayrı bankada biriktirmiştir. Mücahide Gelin’in evini elinden almaya çalışırlar ama başaramazlar ve boşanırlar. Başörtüsü affı çıktığı için, henüz Üniversitede öğrenci olan mücahide gelin iki küçük çocukla yaşam savaşı vermeye başlar, en büyük oğlu üniversiteye gitmiştir, çocukların babası para vermemek için her yolu dener ve iki masum küçük çocuğa acımadan doğalgazlarını kestirir, aboneliğini kışın şubat ayında sonlandırır, mücahide gelinin doğalgazı kesilir, en küçük oğlu astım hastasıdır ve FETÖ’cü babaları doğalgazlarını kestirmiştir. Ve üç çocuğuna Mücahide Gelin’in babası ve kardeşleri kucak açar; yıllarca çocuklarına ve Mücahide Gelin’nin babası ve kardeşleri bakar. Çocukların FETÖ’cü öz babası yıllarca çocuklara bir ayakkabı dahi almaz; on beşte bir görüşür, çocukların eline beş lira verip gönderir. Babaları olacak yaratık “Dizlerim ağrıyor, Param yok” diye çocuklarına duygu sömürüsü yapar, onların zorluk çekmesinden keyf alır gibi yalanlarla çocukları kandırmaya çalışır. Çocuklarının babası olan, ruh sağlığı iyi olmayan bu adamı FETÖ hemen satılık mal gibi olan katalog kadınlarından biriyle evlendirir.
Mücahide Gelin çocuklarını dişi bir kaplan gibi koruyarak büyütür, çocukları için atanmaz, Ücretli öğretmen olarak Milli eğitimde liselerde görev yapar, çünkü çocukları nitelikli okullara gidiyordur, çocuklarını bırakıp onca talibi olduğu halde evlenmez, hayatını çocuklarına adar.
Darbeden önce çocuklarına “param yok” diye bakmayan FETÖ’cü baba, darbe sonrası “Bank Asya’daki paralarıma devlet el koydu” diye dövünmeye başlar. Hâlbuki büyük oğlu üniversitede ne zorluk çekmiş burs bulmuş babaları kendi parasını kendi evladından kaçırmıştır. Darbe sonrası BANK Asya’da paralarıma devlet el koydu der. Kalan parasını da çocuklarından köşe bucak kaçırmıştır, çocuklarına “velayetinizi annenizde size anneniz baksın” der. Katalog evliliği yaptığı kadınla ortak ev alır, çocuklarına bir pantolon almayan bu şeytani adam çocukları sürekli hükümet düşmanlı videolarla taciz eder. Çocuklar her şeyin farkındadır: “Bize yapamadığın babalığın her gününün bedelini ödeyecek” diye yemin eder. En büyük çocuk tam bir Recep Tayyip Erdoğan hayranıdır; iki numara ise sürekli “ders çalışmasını bahane ederek, mesajla taciz eden babadan bıkmıştır. Üç numara “bana babalık yapmayan adam orada rahat yaşayamaz, ben sünnet olurken yoktu dayım yaptırdı, ben hasta olunca yoktu, şimdi büyüdük peşimize düştü ama bize bakmadığı her günün bedelini ödeyecek” der. Yani dostunu yakın tut düşmanını daha yakın…
Büyük çocuğu dayıları çok sevmektedir babaları yok başlarında diye bir dediğini iki etmezler, köpek ister dayısı ona iki tane Alman Kurdu alır ve ona “o FETÖCÜ aile ile görüşmeyeceksin” der. Büyük oğlan dedesinin eski evinde köpekleri gece beslemeye çalışıp FETÖcü amcalarına gözükmek istemese de, FETÖ’cü amcalar, doktor olan soytarı dahil onca kötülük yaptıkları, yıllar önce boşanan Mücahide Gelin’in babasının evine gelecek kadar ileri giderler. Bu FETÖ’cüler çocukların peşini, annelerini susturmak için bırakmazlar.
Çocukların hiçbir masrafına bakmayan FETÖ’cü baba, büyüdüklerinde çocukları kazanmak için sürekli mesajlarla taciz ediyordur. Daha önce çocuklarına “param yok” diyen adama, darbeden sonra “param vardı ama Bank Asya’da devlet el koydu” diye çocuklarına para vermemek için on beşte bir görüştüklerinde duygu sömürüsü yapıyordur. Katalogdan evlendiği karısına dükkân açıp sonra deniz kenarında ortak ev alan adam, kendi çocuklarına para vermemek için sürekli yalanlar söyleyerek ama sahte sevgi göstererek onları kandırmaya çalışıyordur.
Darbe gecesi Mücahide Gelin oğullarını alıp meydanlara inmiştir; Mücahide Gelin ve üç oğlu darbe gecesi meydanlardadır. Mücahide Gelin darbe gecesi kürsüye çıkıp Recep Tayyip Erdoğan’ı Abdülhamid’e benzeterek yazdığı şiirini okur. Üç oğlu darbe gecesi kendi babalarına karşı sokağa çıkmıştır. Babaları bir subay, bir avukat ile bir taksiye binip FETÖ’ye bilgi taşımak, sonra da kaçmak için planlar yapmaktadır. Darbeden sonra profesör olan kaynı ve çocukların babası mesleklerinden ihraç edilir, hapse atılırlar ama çocuklara “yer altında indik daha güçlenerek çıkacakcağız derler” darbeden sonra, bizzat Emniyet müdürü Mücahide Gelin’e sürekli bilgi vermektedir. “Bugün seninkilerin Ankara’dan dayıları geldi emniyete, Sivaslı biri ile görüştüler” diye, Mücahide Gelin’e bilgi verir. Hâkimle, FETÖ cemaati ile tek başına mücadele eden Mücahide Gelinle darbe dönemi istihbarattan birileri görüşmek ister, mücahide gelin bildiklerini anlatır ve anlattığı istihbarat görevlisi az sonra FETÖ’den tutuklanır. FETÖcüler ağzından laf almak için böyle kumpas kurmuştur. Memlekette kitapçı dükkânı olan diğer FETÖ’cü kardeşleri kaç milyar para ile kaçarken yakalanır. Mücahide Gelin: “Kader bu aileden intikamımı aldı” der. Ve zafer doğru olan ve inananlarındır. Çok yaşa Mücahide Gelin… Üç oğlun gün gelecek o Firavunlara Musa olacak bekle gör.
FETÖ’cü baba darbeden sonra çocuklarına “Elime Kalaşnikof’u verseler Recep Tayyip Erdoğan’ın başını ellerimle parçalarım.” demiştir ama kendi oğlu Recep Tayyip aşığıdır; babasından tiksintiyle bahsetmektedirler. Çünkü Mücahide Gelin onları birer mücahit gibi yetiştirmiştir.
Daha önce defaatle Mücahide Gelin’e polis koruması verilmiştir ama bugün dahi Mücahide Gelin’in başına herhangi bir şey gelse, FETÖ’cü o aile yapmıştır; bu da buradan açık ihbardır.
Sonuç ve Tarihsel Paralellikler
Mücahide Gelin, ülkemizde FETÖ’den, büyük acılar çeken yüzlerce mağdurdan sadece birisi. Darbede öldürülen, hakkı gasp edilen, faili meçhul cinayetlere kurban giden onlarcası… FETÖ’cülerin ağzında onlarca insanın kanı vardır, ruzi-mahşerde de, bu dünyada da bunlar hesap vermek zorundadır. Çünkü FETÖ basit bir terör örgütü değil, mazisi 30 yıllık da değildir. Fethullah Gülen özellikle yetiştirilmiştir ama FETÖ’nün ondan evveli vardır. FETÖ, iki yüzyıldır Osmanlı’yı yıkmak isteyen İngilizlerin, Fransızların kurduğu kirli mihrakların günümüzdeki devamıdır.
Ülkemizde yüzyıllardır Yahudi, Hristiyan, Cizvit, Nusayri, Ermeni vs. çok çeşitli etnik ve dinî gruplar yaşamaktadır. Bize sığınan Yahudileri, Ermenileri, çeşitli etnik ve dinî grupları Osmanlı “millet sistemi” ile yıllarca adaletle yönetti. Ama maalesef sırtımızda taşıdığımız bazı gruplar, 1856 Islahat fermanlarıyla, daha önce orduya alınmazken orduya alındı. Gayrimüslim vatandaşlarımız silahı eline alıp orduya girdikten sonra bazıları sırtımızdan bıçaklamaya, Osmanlı’yı zayıflatmaya başladı. Abdülhamid “Hafiye Teşkilatı”nı kurmuştu. Hafiye Teşkilatı İngiliz’in, Fransız’ın, Rus’un oyunlarını boşa çıkarıyor, askerî planlarını bozuyordu. Hülasa, düşmanlar en çok Abdülhamid’in kurduğu “Hafiye Teşkilatı”ndan rahatsızdı.
İttihat ve Terakki’nin “Hüriyyet musavat uhuvvet” diyerek göz boyuyor, Osmanlıyı yıkamaya çalışan İttihat ve Terakki’nin içine aldığı gerçek vatanseverlerle kendini kamufle ediyordu; asıl amacı Osmanlı’yı yıkmak olan bu güruha nice güzel isimler dahil oldu, Mehmet Akif Ersoy, Said Nursi gibi, daha sonra perde arkasındaki kumpası gören pek çok isim, İttihat ve Terakki’den ayrıldı. Güzel sloganlarla kamufle olup milleti kandıran, istihbaratı düşman istihbaratlara peşkeş çeken halefleri FETÖ’dür. FETÖ, selefleri gibi “yurtta sulh cihanda sulh” sloganı ile göz boyamaya kalkmıştır. Kimse onların Abant toplantılarında üç dini birleştirme çabalarını; İslamsız İslam, Ilımlı İslam çalışmalarının ardında bambaşka, sapkın, cihat ruhundan azade, kâfirleri dost edinen bir din oluşturma çabalarının farkında değildir.. ittihat ve Terakki’nin içinde olan Karbonari gibi Katolik İtalyan orjinli kripto oluşumlarla dirsek temasında olanların halefleridir FETÖ. FETÖ global bir projedir, İngiliz uşağı Kral Salman da “ILIMLI İSLAM” diyerek, orta doğuyu sömürmek isteyenlere köpeklik yapmaktadır
FETÖ’cülerin cemaziyülevvellerine öğrenmek gerekirse, İttihat ve Terakki’yi öğrenmek gerek. İttihat Terakki’de Osmanlı’yı yıkmak isteyen Rusya’nın piyonu paşalar, İngilizlerin piyonu paşalar, Fransız severler, İngiliz Muhipleri, hepsi İttihat Terakki’de toplanmıştı, aynı onun gibi FETÖ’de farklı gruplar bir araya gelmişti.
Hülasa, FETÖ kanser hücresidir, kökünün kazınması gerekir yoksa yeniden çil atar. Bu vatan çok hain gördü ama bunlar kadar kalleşini görmedi. Binlerce mücahit ve mücahide sizi yok etmeye and içmiştir. Zilletle yok olacaksınız.

