Leyla(lar) Ve Modern Dünya / M. Latif Bakış

(Ağrı’da menfur cinayete kurban edilen Leyla’ya ve Leyla’lara ithafen)

Kadim şark geleneğinde “Leyla” sevdanın, aşkın, sevginin, narinliğin, nezafet ve nezaketin, merhametin adı idi. Kadim şark kültüründe “Leyla”, hayânın, mahcubiyetin, edebin, tebessümün, mutluluğun, masumiyetin adı idi. “Leyla”, tüm şeytani vesveselere ve haram düşünce ve duygulara, kirli ellere ve emellere karşı basiretsizliğin mahküm edildiği bir karanlık setre idi; yani ki her türlü gayri meşruluğa karşı “Leyl” olmaklıktı “Leyla”!..

Hanelere ihtiyacı olunan huzurun muştusu olduğu içindi ki her evde bir Leyla ismini koymak Şark’ın neredeyse asırlık bir geleneği olmuştu. Huzurun, mütebessim gözbebeklerinde okunduğu cennet kokuluların adıydı “Leyla”!..

Türkülerde, şarkılarda, şiirlerde dillendirilen de hep o bir yudum huzurun ta kendisi idi. O bir et-kemik urbası değil; zihinlere Kays ve Fuzuli ile desen desen işlenen tarifsiz nakış idi. Her kesin “Leyla” kelimesiyle resmettiği bir melek, bir huri, bir nurani varlık idi. Tekâmülün nakıs sözcük aynasından dile düşen parıltının adıydı “Leyla”!..

“Leyla bir özge candır
kara gözlü ceylandır
doyulmaz hüsnühandır
kanılmaz bir içim su…

leylaaaaaaaa, leyla ah leyla….

Leyla bir özge candı, kıyılamazdı. Gözlerinin feriyle asumana mavi düşler saklardı. Dokunulamazdı. Yoksa Neharlar leyl’e dönerdi. Canileşen toplumun sefil edilmemesi gerek nadide goncasıydı Leyla!..

Dillerde söylenen o…
yollarda gözlenen o…
yürekten özlenen o
her gönülde o arzu
leylaaaaaaaa, leyla ah leyla….

Her yolcu biraz “Leyla” bakışlıdır. Her ebeveyn bir parça “Leyla” umutludur. Her beşer bira parça “Leyla” hissiyatlıdır. Neler oldu da sevda türküleri ile ve hatta Mevlâ’ya ismi ile hitap edilen bu goncaları isterik kuduzların imecesi gibi arz eden bir yapıya dönüştü insanların toplumu. Bu insanların toplumuna “insanlık toplumu” olma bilincini kazandıramadığımız için bu menfur hadiselerin bir parça suçlusu da biz değil miyiz; ne dersiniz? İtirafa cesareti olan varsa beri gelsin!..

Mevla’ya Leyla denilen bir kültürde, Leyla’yı incitmek Mevla’yı incitmektir. Leyla’yı üzmek Mevla’yı üzmektir. Leyla’ya bela olanlar Mevla’dan bela bulmazlar mı? İnanıyorum!..

Gözleri gök mavisi çocukların neden yüzleri hep toprağa bulanmış olarak umutları çalınır? Yüzleri tebessümün her rengini taşıyan bu masumları, ne tür bahtsızlar bir tek mor rengine bulandırmaya azmeder? Fiske vurulsa kan damlayacak bu narin bedenlere nasıl bir canavarlık ruhuyla ilişilir.

Sokakta gördüğümüz zaman, çarçabuk huzuru hücrelerimize hissettirebilmek için başlarını okşamaya koştuğumuz bebelerimize, şimdilerde şefkatle bakmaya utanır olduk. Şefkatin şehvet zannedilerek kendisini kilitlediği bu duruma nasıl geldik; hey hat?!.

“Leyla”, diyebilirim ki Şark’ın varlığın temeline oturttuğu tözdür. O varsa her şey var, o yoksa fesat vardır. Kevn-fesat âleminde fesat sade bir maddi bozuluş iken; şimdi şeytani behimi ihtirasların cemiyete bir mikrop gibi yayılışının adı oldu.

“Seven ölümsüzdür Leyla” terennümlerinde derinleşen mana, aşkın safiyetidir; ve bu safiyeti izhar edip lekelemeden dâr-ı bekâ’ya irtihal haline de şehadet dendiğidir. Varlığı sadece huzur sebebi değil, meratip katetme sebebidir de!.. Leyla huzurun Doğu’daki ismidir. O nedenle yakın zamana kadar her ailede bir Leyla ismi muhakkak bulunurdu. Leyla’ların yerini Cevriye’ler, Muhsin’lerin yerini Tosun’lar, Kaya’lar alalı beri, toplumun ar damarı dikiş tutmaz olmuş olmalı!..

Cemiyetin temeli ailedir. Ailenin şartı beraberliktir ve bu da çocuk ile kaim ve daimdir. Şimdi her gün bir yavrucağımızın yitip gitmesiyle huzursuz edilen yuvaların dağılmasına kim engel olacak; toplumun yıkımına ne mani olacak? Yani anlaşılmalıdır ki; Leyla yoksa, artık toplum da yoktur. Toplumu temelinden sarsan canavarlara lazım gelecek en hafif tedbir –tüm hücrelerimle haykırıyorum- İDAM’dır. İdam uygulanmadıkça, toplumun ipi darağacında hep sallanmaya ve her gün bir meyvesini yitirmeye mahkûmdur.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Leyla’sında gördüğünü bu küçük Leyla’nın sevenlerinin görmediğini kim iddia edebilir:

Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm
Derdini ağlarken yanan bir muma;
İpek saçlarını elimle ördüm,
Ve bir kemend gibi taktım boynuma
Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm.

Rüyalarını Leyla ile doldurup dünyalarını Leyla’sız bıraktılar ebeveynlerin. Oysa o yavrucağa, o kuzucuğa kıyamadan, belki doyasıya öpüp koklayamadan salıvermişti anneciği; içindeki kıvancı, gün akşam olmadan doyasıya yaşasın diye!.. Günler gecelere döneli on sekiz asır oldu. Bağrına taş mı ateş mi basar anne:

Leyla… Ela gözlü bir çöl ahusu
Saçları bahtından daha siyahtır.
Kurmuş diye sevda yolunda pusu
Döktüğü gözyaşı, çektiği ahtır.
Leyla… Ela gözlü bir çöl ahusu.

Şimdi tüm yürekler aynı yasla dağlanmadı mı? Var mıdır bu acıya kahkaha ile kayıtsızlık yaşayan

Bir damla inciydi kirpiklerinde,
Aşkın ızdırapla dolu rüyası
Bir başka güzellik var kederinde
Bir başka alem ki ruhunun yası
Sessiz incileşir kirpiklerinde.

Akıp gider Leyla; ince ve sessiz sessiz… Ve giderken, hiç yaşanmamış ve yaşanamayacak beşinci mevsimi de, baharları da yüreğinde götürür…

03.07.2018 AİÇÜ

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Leyla(lar) Ve Modern Dünya / M. Latif Bakış

    Semiramis

    (2 Ağustos 2018 - 14:46)

    Duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederiz… yüreğinize sağlık Latif Bakış..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir