DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Şiirin Ardına Düşmek  / Fuat Arpa

Şiir kelimelerin estetiğidir. Bu estetik kelime harcı içine duygulanım, düş dünyası ve akıl donanımlarının katılmasıyla meydana gelir.

Büyük şairlerin, insanlık tarihinde unutulmamış ozanların birçoğunun şiir konusunda vurguladığı nokta şudur ki şiir; anlatmadan ziyade hissettiren, malzemesinin dilden alan ve birçok farklı kelimeden oluşan büyük bir kelimeden başka bir şey değildir.

Şiirin varoluşun önemli bir gerçeği oluşu kimse tarafından reddedilemez… Şiire olan saygısından dolayı şiiri bıraktığını vurgulayan Psikiyatrist Şemsi Belli’ye göre şiir, son derece dalgın bir şekilde sokakta yürürken karşıdan gelen birinin size çarpmasıyla aniden sıçrayıp dalgınlığınızdan uyanmanızdır. Sedat Umran bu durumu şöyle açıklar. Şiir uyuyan kişinin uyandırılmasıdır. Bir şok etkisi ile, bir çarpma ile.

Şiir bize göremediğimiz ya da çocuklukta görüp de bilinçsizce tattığımız güzellikleri gösterir. Bizi çocukluğumuzun o masal günlerine götürür.. Bizi bazı şeyler üzere bilinçli kılar. Durum böyle olunca şiirde dünya görüşüne, ideolojiye gerek kalmaz.

Çocukluğumuzda elimize aldığımız renkli boncuklar şiirdir. Çünkü bize büyülü bir dünya sunar.

Şair ruh hallerini derinliğine yaşayandır. Bu çelişkilerden büyülü bir terkip oluşturur, onları hareketli tablolar olarak bize sunar. Biz kelimelerden örülü bu büyülü binalara şiir deriz. Bir ressam fırçalar ve boyalarla bir karikatürist çizgilerle, bir heykeltıraş taş yontmalarıyla ortaya bir eser çıkarırken bir ozan da kelimelerle bir sanat vücuda getirir. Değil mi ki sanat da varoluşa karşı bir tavır geliştirmenin adıdır. Fransız şair Mallarme’nin “şiir kelimelerin dinidir” cümlesi de bu durumu özetler. « Şiirleriyle böbürlenmek mi? Birkaç perişan mısra» diyor, Mehmed Akif kendi yazdıkları için. Necip Fazıl “Verin cüceye onun olsun şairlik” diyor. Mevlana, Mesnevi’yi bir neyin inleyişinden ibaret görüyor. En büyük bilgeler ulaştıkları zirve derinlikleri bile, cehaletlerinin başladığı yer olarak görmüşlerken biz ne diyelim ki…

İsyanlar, sitemler, teslimiyetler, coşkular, sessiz hıçkırıklar, suskunlukta erdem arayışları, güçsüz soluklar, coşkunluklar, esintisiz gözyaşları, derin içlenişler, metafizik hayretler, hikmet arayışları, varlık sancıları, sığ karamsarlıklar, sevdalanmalar, sevinçler… İmam Ali ne güzel özetliyor sözün değerini: “Bu kalpler de bedenler gibi yorulur; o halde onun için hikmetli sözler arayın.”

Şiirin ardına düşmek, şiirin yollarına vurulmak kolay bir uğraş değil. En fazla ısrar ve kararlılık gerektiren bir yolculuktur bu. Bu yola düşenlerin yoldaşı, yalnızlık, sabır ve yoğun bir ruhsal uğraş olacaktır.

 

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 3 eseri bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları