DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Ve Yıllar Sonra.. / Selin Işıl

Son dönemde yaptığım her telefon görüşmesinde insanların ya geçmiş hayallerine sarıldığını ya koronadan önce ve sonra diye mukayeselere başladığını ya da “ah korona bir bitsin bak neler yapacağım” diye türlü düşler kurduğunu fark ettim.

İstinasız olarak tüm telefon görüşmelerimde bu üçünden en az birini duydum karşı tarafın ağzından. Aslında 3′ te 3 yapanların sayısı hiç de az değildi!.

Bu satırları okurken sizin de bu konuda kendinizi yokladığınızdan eminim… Ve inanıyorum ki siz de bu düşünce ve duyguların en az birini yaşamaktasınız.

Kabul edelim ki hayatlarımız değişti ve daha da değişecek. Korona bitse dahi hiç birimiz eski, alışkın olduğumuz yaşamlarımıza yüzde yüz aynı olarak dönemeyeceğiz. Bunu bu şekilde kabul edersek, sanırım gelecek üzerine kurduğumuz hayallerimizin gerçekleşmeme ihtimaline karşılık nispeten daha hazırlıklı oluruz.

Belki işlerimiz, belki gelirlerimiz, belki yol aldığımız insanlar ve hatta belki de bazılarımızın yaşam yerleri bile değişikliğe uğrayacak koronadan sonra.

Kesin olan şu ki; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!. Esas soru ise; bizler bu değişimleri nasıl karşılayacağız? Geçmişe daha fazla özlem duyarak mı? Yoksa geçmişle bugün arasında sıkışıp kalarak mı?

Benim gibi gelenekçi ve eskilere sımsıkı bağlı biriyseniz eğer, yeni oluşumlara kolayca ve hızlıca kucak açamayacağınız düşüncesindeyim. Ancak zamanın koşullarına da uymak zorunda olduğumuz düşünülürse, sanırım en çok biz eski alışkanlıklarına ve rutinlerine bağlı olanlar daha çok zorlanacak gibiyiz.

“Yüz senede bir denk felaket beni mi buldu?” gibi bir serzenişte olmasam da gerçek bu. Beni buldu, bizi buldu!

Bu soruyu soranlara kaygılanmak yerine şunu tavsiye ediyorum yaptığım görüşmelerde; ” evet yüz senede bir gelen felaket bizleri buldu ama buna sempatik bakmak da bizim elimizde!”.

Nasıl mı?

Düşünsenize tarih bizi yazacak. Bu devri, bu devrin insanlarını, muhtemelen kurtuluşumuz için bulunan ilaçları, aşıyı, nasıl mücadele edildiğini, aldığımız önlemleri, yaşam tarzlarımızı, hayatlarımızdaki değişimleri, belki bu vesileyle yapılacak olan bilimsel buluşları, olası dijital ve biyolojik çağın başlangıcını ve başlangıcın gerektirdiği dönüşümleri vs .

Biz bugün nasıl onlarca yıl önce yaşanmış salgınları konuşuyorsak, bizden onlarca yıl sonra da bizi konuşacak insanlık tarihi. Belki onlara azmimizle, sabrımızla ışık olacağız veya belki de bu dönemi ve dönem insanlarını çağ dışı bularak bizleri yadırgayacak yeni neslin insanları.

Kimbilir dünyanın bir yerinde belki de yüz yaşının üzerine gelip de hayatta kalan tek tük insanın sözcüklerinden dinleyecekler bu günleri; “yaşayan tarih” diye!

Geleceği hiç birimiz sezebilme ve görebilme yeteneğine sahip olamadığımıza göre, bunlar benim çok uzun yıllar sonrası için yapmış olduğum fikir olasılıklarım.

Gelecek çağ insanları için nasıl görünecek olursak olalım, bugün yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın bizden sonraki yeni yaşamlar için ışık olacağı kesin.

Pandeminin üzerimizde bıraktığı ve bırakacağı derin etkileri olumlu yönden ele alarak tarihe “aklı selim ve aydınlatıcı” notlar düşmek bizim elimizde.

Umarım ve dilerim ki bir dahaki yüzyılda yaşam bayrağını bizden devralan insanlık adına iyi birer rol model olabiliriz.

Güzel günlere olan ümitlerinizi yitirmeyerek geleceğe güvenle bakmanız dileğimle,

Esen kalın.

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 1 eseri bulunmaktadır.