DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Cam Kafes / Gülcihan Sinem Öztürk

Kapalı kapıların arkasında kalıp kalbinde saklar insan sevdiklerini, hayallerde yaşayan insanların sevildiği zaman tutsağa dönüştürüldüğü bir odaydı cam kafes… İçinde binlerce heves olsa da dışarıda gökyüzünde süzülen uçan balonlara takılırdı insanın kirpikleri. Kalp çalışır çabalar ayakta tutardı kocaman bir bedeni… Bazen de zaman durur, mekân yorulur, insan çalışırdı her şeye rağmen…

Bilirdi balonlara kansa kırsa cam kafesi bir başkasını üzer, kırardı… Kurtulmak için olsa kendini hırpalar, zarar verirdi. Böyle bir tutkuyla yazıldı bu cam kafes hikâyesi…

Kalbini üzüm buğusuna saklayan bir insanın en köhne yanı duygularıydı elbet ve kederine, ederine, değerine sabretmek. Hatıralara daha fazla sahip çıkardı insan bir gün kaybettiğini bilerek, ancak yaşam içerisinde yoktu yaşayan bir canlıya huzur armağan etmek. Havadan, sudan ıslanırdı kirpikler, botanik bahçesinde resim bezemeye benziyordu bazen sevgiler. Hava günlük güneşlik, iklim ılıman ama cam kafes buz gibiydi sevmediği kişilerin hislerine ısınmaya çalışırken…

Bir gün pek çok şeyin üs üste geldiğini fark etti insanoğlu, zorluklar, kolaylıklar, yenilgiler, kazanımlar ve daha pek çok şey üst üste gelmişti iyisiyle kötüsüyle… Öğrenecek çok şey vardı elbet…

Bırakmamak gerekirdi yarı zamanlı inatları, çabaları, çalışma gayretinden vazgeçmemek ve doyasıya yaşayabilmek bu esrik zamanları…

İnsanın zorluk ve sıkıntıları ardına sıkışan göğüs kafesinden doğdu cam kafes hikâyesi… İnsan sevdi bazen de cam kafeste savunmasızdı, bir kalp kırılıverdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir