İstanbul’um / Elif Ekşi Zorer

 

Sen hiç yüreğinden hisleri damlayan bir gönüle, sevda dokudun mu ilmek ilmek..

Bir şehre dokundun mu avuç dolusu..kalbinin gökyüzünü çizdin mi mavilerin her tonuna.. çiseli yağmur tanelerinden en dokunaklı şiirini yazdın mı bir şehrin kulağına..her semtinden ayrı bir his mayalayıp da gönlüne,sevda dedin mi adına ; yüreğine huzuru cila süren o dokunuşa  “istanbul” diye…

Bir şehre aşık olmanın tarifi imkansız, en nazik hissine tevafuk olur; “Fatih”.. Fatih denince akla Fatih Sultan Mehmet gelir şüphesiz ..Sadece onun, sevgililer sevgilisinin iltifatlarına nail olabilmek için ;henüz 13 yaşında iken “rica ve emir” ile yoğrulmuş cümlelerini babasına yazan; 21 inde ise yastığına İstanbul’un sevdalı renklerinden oluşmuş  haritasını çizen, Fatih Sultan’a hürmettir.. Dar geçitli sokaklarında yürürken, koca yürekli sevdaların imzalarına dokunmaktadır bizde aşk ve İstanbul’a sarılır yüreğimizin  aşka bağlanan kalp otağı.. her semtinden farklı cümleler dökülür de, mısra mısra şiirler yazılır boğazına..her seven şairi olur İstanbul’un..Kimi ,Fatih camisinin avlusunda uçuşan güvercinlere sıralar; bir ucu virgüllerle bağlı avuç dolusu özlemlerini.. kimi Beyazıt meydanında; bir çay daha içer tüm can kırıklıklarının anısına.. Ali Kuşçu mahallesinde üzeri türlü türlü isimlerle yazılı o bankın üzerinde; cevabını bilemediğim tüm soruların ard arda dizilip, hiç nefes bile almadan düşünüp ,sonra  cevaplarını bir bir yanı başımda adeta İstanbul’la yaşlanan çınar ağacının gövdesine yazmak kadar güzelsin  Fatih.. Ne vakit Fatih camisinin minaresinden bir ezan sesiyle nefes alsam,ciğerlerim bayram bilir o huzuru,mesrur olur gözlerim..

Aminlerin biri bin para.. Dilimden düşmeye yarışır en kıymetli dualarım gönül evimden.. Sonra Balat’da bulurum kendimi.. Burası Balat; İstanbul’un çeyiz sandığında saklanmış; renkli, iğne oyalı, kolalanmış, naftalin kokulu semti… Evlerinin iç içe dizili olması, samimiyeti resmediyor adeta, eskimişliğinin üzerini örtemiyor, canlı renklere boyalı evler, her binanın önünde basamaklar ve kışa rağmen çeşit çeşit oyunlar oynayan; yanakları kızarmış, burnu donan çocuklar… 

Balat’ın renkli evlerinden hayaller kurulur yine kalbimin cam kavanozlu raflarına.. şeffafiyetin resmi çizilir  samimiyeti tembih ettiğim sözlerimden.. Haliç’e yürürken  bir kuş olup uçasım gelir, bayıraşagı patika yollarında;tüm ünlemi cümlelerimi dökerim üzerimden..denizin kokusuyla yıkarken yüzümü vapurların sesleriyle dans eden martılardan mutluluk çizerim gözlerimin içine.. “Ver elini Eminönü” der yine içinden bir ses.. Balık ekmek kokusu esen rüzgârlarla serenat yapar adeta o davetkâr lezzetine.. Şükür demek en çok  İstanbul’da yükselir minarelerin etrafında halkalar çizen güvercinlere dek.. Sonra yine bir şiir düşer aklıma şairine hürmetle;

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer..” der dilim..

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “İstanbul’um / Elif Ekşi Zorer

    Semiramis

    (30 Mayıs 2018 - 03:59)

    Camiler şehri İstanbul’u öyle güzel anlatmışsınız ki..Bir masal gibi..mest oldu yüreğim..,😔 Yüreğinize sağlık..Teseķur ederiz..Gönlümüz şen olsun Değerli Elif Ekşi Zolder..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir