DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Bir Omuza Yaslanmak / Mehmet Asıf Işık

Bu harika manzara doğuş mu, batış mı, gidiş mi, geliş mi tam olarak belli değil.

Sanki gece bitip gündüze dönülecek gibi bir görüntü var. Belki de güneşin son huzmeleri yerden çekiliyor da yerini ay’a bırakacak gibi. Gökyüzünde ay ve güneşten bir veda ve taze bir merhaba beliriyor.

Kimbilir, durmak bilmeyen bu devranda belki de dünyamız gözünü güneşe yenice açmış, belki güneş semada yüzünü başka yerlere/âlemlere çevirecek ışıltı ve sıcaklığıyla. Ya da tam tersi. Kimbilir, neyse ne!..

Zaten her doğuş bir batışa, her geliş bir gidişe gebe değil mi? Her ayrılığın içinde bir vuslat saklı değil mi, ya da her kavuşma bir ayrılık haberiyle gelmiyor mu; geldiysen gideceksin diye! Her doğan batıyor, her gelen de gidiyor aslında…

Güneş doğar ve batar; Gece olur, gündüz olur, ne gam!..

Her hāl u kârda, esen sabah yeli de olsa, akşam rüzgârı da olsa, kişinin ardı ve ayağı (kökü) sağlam, yanında ve yakınında dik ve sıkı duran, başını yaslayacağı bir omuz varsa, ya da omuzuna başka başlar yaslanacak ise varsın ay da, güneş te doğsun ve batsın. Varsın yeller essin, rüzgârlar savursun, fırtınalar kopsun, denizler kabarsın, hava kararsın ya da aydınlansın!..

Şu fotoğraf karesindeki lâleler gibi baş başa, omuz omuza ve gönül gönüle verilince her güçlüğün üstesinden gelinebilir, her zorluğa karşı konulup birlik ve beraberlikle mutlu ve güçlü olunabilir.

Bir büyük şāir yıllar evvelinden, yüreğiyle ebede yönelmiş dâimi dostluk ve muhabbetler için ne güzel deyivermişti: “Yarın elbet bizim, elbet bizimdir / Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.” (N.Fâzıl)

Kadim bir dostum şu fotoğrafa bakıp derin düşüncelere dalmış bir halde uzun uzun baktıktan sonra “Lâle Allah’a, gül ise Peygambere (sav) açılır” dedi.

“Her şeyi, her güzelliği, güzelliklere açan Güzeller Güzeli Fettâh-ı ZülCemâl’dir (Açıcı ve Güzellikler Kaynağı). Her işi yapan, her şeyi yaratan, her varlığı çekip çeviren, halden hâle geçiren Cemâl ve Kemâl sahibi Allah’tır.

“Her celâli, cemâli ve kemâli güzellik, onlardaki san’atı, mânâyı, estetiği, hüsün ve güzellikleri hem kendi seyr eder, hem de kendi yarattığı, cemâlin müştaklarına seyrettirir. Cemâl sahibi Yüce San’atkâr, cemâlinın seyrine doyulmaz hünerli eserlerine cemâlinin müştak ve hayranlarıyla bakar.

“Hem her şeyi ihâta eden kendi nazarıyla bakar, hem gayrın nazarlarıyla bakar…

“Elbette, güller yaprak yaprak, perde perde Peygambere (sav) açılır. Gülün gönül çelen râyihası Nebi’den haber verir. Lâle Allah’a açılır da, ya güller kokan Nebi kime açılır; bütün kâinatı içine alan avuçlarını ve gönlünü kime açar?” dedim.

Ruhu saatlerce derinlerde gezinen kadim dost daldığı âlemden devşirdiği mânâların, içinde uyandırdığı huzur ve dinginlik hâliyle “İahi Marifet ve ona götüren ilim ve manalar hayattır.” deyiverdi.

“Evet” deyip devamla, “bilmemki, bu ince (lâtif) ve leziz mânâları sezip hissetmeyen akıl ve kalp hayatta mıdır, hayatdar mıdır?!..” sözleri döküldü dilimden…

Gözü ve gönlü ebed’de, ebedilikte ve Ebedi’de olanlara ne mutlu, ne mutlu…

[email protected]

Bu yazıyı paylaş:

One thought on “Bir Omuza Yaslanmak / Mehmet Asıf Işık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 5 eseri bulunmaktadır.