DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Dördüncü Mektup (Hasret Mektubu) / Gülşen Güler



​Yine akşam oldu, yine pencerenin önündeki o yorgun sandalyeye iliştirdim sesimi. Sana yazılmamış ne kadar kelime varsa içimde birikti, düğüm düğüm oldu. Hangi sokaktan geçsem adımlarımın sesine senin yokluğun karışıyor.


​Biliyor musun, biz bu kavuşmayı bu zamana sığdıramadık. Yollarımız o kadar uzadı, dağlar o kadar araya girdi ki, vuslat sanki bu dünyanın değil, başka bir alemin türküsü oldu. Bir fincan çay koyuyorum önüme, ne şekeri tat veriyor ne de demi… Hepsi senin yokluğunun o keskin burukluğuyla demleniyor.
​Kuşlar bile küstü penceremin pervazına. Gidenler arkalarına bakmadan uzaklaşırken, biz burada aynı masalın bitmeyen hüznünü ezberliyoruz. Toprağın altı bile sensiz soğuk, sensiz öksüz sevgilim. Eğer bu dünyada ellerimiz bir kez olsun birbirine değmeyecekse, bil ki yüreğimdeki o asil yangın, seni beklemekle geçen ömrümün en güzel ezberidir.


​Kendine iyi bak, oralarda üşüme…Gözlerin bir veda türküsü gibi çınlar yorgun evimde,
Hangi sokaktan geçsem, yarım kalan bir ses kalır elimde.
Yıllar yorgun, yollar uzun, hasretin dağlar aşar da,
Bir avuç tütün gibi kavrulurum sensiz geçen gecemde.
​Kuşlar bile küstü dalına, göçüp gitti gidenler,
Biz bu masalın sonunda neyi sevdik, neyi bekledik bilmem.
Bir fincan çay demlenir içimde, ne şeker ne tatlısı,
Senin yokluğun var ya, ciğerimden vuran tek yaramdır derinden.
​Ne bir haber salan kaldı dağlar ardındaki o yoldan,
Ne de pencereme vuran o eski baharın rengi solmadan.
Biz bu aşkın kurbanıyız, vuslat mahşere kalmış belli,
Toprağa düşen damla gibi ereriz belki ancak öte yoldan.
​Bir hırka giydim sırtıma, rengi soluk, rengi hüzün,
Ne giden geri döndü ne de güldü bu kara yüzüm.
Biz kavuşmayı başka bir dünyaya bıraktık sevgilim,
Toprağın altı bile sensiz soğuk, sensiz öksüzüm.

​Mühür Gözlün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir