Ahsen Sevgili / Hanifi Yılmaz

NAAT
-I-
Tüm varlığa sebeptin
Her devirde beklenen
Sen! Müstesna güzellik
Ruhlarımızda özlenen
Ahsen sevgili..
Cebrail heyecanla kutlu doğumda
İlan etti cihana, Muhammed’dir bu gelen
Sevinirken melekler, dile gelir her yerden
Sallallahu aleyhi ve sellem
Teşrifinle dünyanın, Sen oldun efendisi
Rahman ve Rahim’in, en gözde sevgilisi
Hep yolları gözlenen, İncil’de Ahmed’sin Sen
İsmin gibi cismin de ahsen..
Bir güneş gibi doğdun, Hira dağından
Aydınlattın ruhları, tüm karanlıklardan
Açılır sana semanın, tüm kapıları
Ayet ayet inerken, okunur satırları
Cebrail’le Kur’an’sın, Kur’an’la kurtaransın
Ebubekir’le yoldaşsın, Ali’yle hep sırdaşsın
-II-
Gülünce güller açar yanaklarında
Gül kokardı kelimeler
Hikmete dönüşür dudaklarında
Dinlerken seni gönül
Ferahfeza seyrinde mestanedir
Bilmem ki, bu kaçıncı bahar
Senden en güzel gül kokuları getirir
Her ezanda ruhumuz, kullukta yenilenir
Bu ezanlar şahadettir, çağrıdır
İkrarımız vahdettir, dört bir yana
Yalnız Sana tanınan, Ey Sevgili
Allah ismiyle ismin, yazılırken yanyana
“Lailaheillallah Muhammedün resulullah”
Bu ne muhteşem bir tebliğdir cihana
Ahsen Sevgili…
Mutluluk çağlayan bir pınar gibi
Zemzem misali avuçlarından
Kana kana bir içebilsem
Ya da.. parmaklarından akarken ab-ı hayat
Kevserin tadını hissedebilsem
Cennete dönüşür nûrlanır karanlık dünyam
Solunda ben olayım, sağımda hep Sen
İhsanlar dağılır ben mest olurum
Muhsinin makamını bulurum
Kalbimi, gönlümü kuşatan Ahsen
-III-
Bütün salavatlarım zikir halinde
Essalatü vesselâm ü aleyke ya Rasûlullah
Essalatü vesselâm ü aleyke ya Habiballah
Essalatü vesselâm ü aleyke ya nûru Arşillah
İşte Sana ümmet olmamızın
Bu en muhteşem bildirgesi
Ravzana doğru dua yüklenir
Aşk ile şevk ile duyurabilsem
Biz Seni ölümüne sevdik, Ya Resûlullah!
”Sevdim seni ben de” dediğini
Kutlu dudaklarından bir duyabilsem
Ahsen Sevgili…
Sakın bir lâhza bırakma beni
Ruhum daralır, kalbim kırılır
Bu can Senden nasıl ayrı kalır
Zira âhir zaman kardeşinim ben
Ümmetine düşkün Muhammed’sin sen
Âdem’in kurtuluşu Sensin
Peygamberlere Sultansın
Musa hayran olurken Sana
Yûsuf’a yansıyan ayinesin Sen
Siracen münira, süreyyasın Sen
Nûrun alâ nûr, mücellasın Sen
İsmin gibi cismin de ahsen..
-IV-
Bir yetim olarak ayrıldığında
Muzaffer bir kumandan olup geldin Sen
Mekke’yi fethettin, Medine mesken
Lebbeyk davetine gönül verirken
Kâbe’de tavaf da, hissedilensin
Salâvatlar gönderilir dünya milletlerinden
Yetmişiki milletin gönül dilinden
Sallallahü Teâlâ aleyhi ve sellem
Habib-i Kibriya, Muhammed’sin Sen
Şimdi ümmetlerin perişan halde
Can ağlar cânân ağlar
Analar, babalar, kimsesiz çocuklar ağlar
Kerbelâ’dan bu yana bahtımız kara bağlar
Bir ışık gönder bize ne olur
Adil olan Ömer’le, Zülfikar sahibi Ali’yle gelsin
Yeniden Fethedilsin ağlayan Kudüs
Kurtuluşa ersin Gazze Filistin
Yetsin artık şu ümmetin gözyaşı dinsin
İbrahim’in duası
Davud’un muhteşem sadâsı
İsa’nın kutlu müjdesi
Amine’nin sâdık rüyası
Onsekizbin âlemin Mustafa’sı
Ümmetini çok seven Rauf Rahim’sin
Sonsuz Rahmetlerle kuşanıp gelsen
Güzeller güzeli Muhammed’sin sen!
Essalatü vesselâm, Ey Nûr-u Hüda
Essalatü vesselâm, Yasin ve Tâha
Essalatü vesselâm, Rahmeten lil âlemin
Ümmetin ihya olur, Ya Şefi-ül müznibin
Sallallahü Teâlâ aleyhi ve sellem.
Kahramanmaraş

