Üçüncü Mektup / Gülşen Güler

Sevdiğim,
Sana bu mektubu yazarken artık ne titriyor elim ne de korkuyorum.
Çünkü yaralıyım, çünkü dertliyim. Ve en çok da kendimden mahrum kaldım sen sustuğundan beri.
Ruhuma sen şifa olmuştun.
Biliyor musun…
İlk seni gördüğüm günü unutmadım. Hiç unutmamamda.
Üzerinde sana o kadar yakışan mavi ceketin vardı. Altında bembeyaz gömlek. Bir de o siyah kumaş pantolon.
Karşıma oturduğunda dünya sustu. Beni benden alan o bakışındı.
Konuşmadan önce baktın ya… işte o anda anladım…
Sonrası mı?
Sonrası seni tanıdıkça daha çok sevmek oldu.
Sanki bütün yükü omuzlayacak biri vardı karşımda.
Gülüşünde ev buldum susuşunda sığınacak yer.
Seninle konuşurken kelime aramıyordum. Çünkü seninle susmak da yetiyordu.
Şimdi ne oldu bize?
Küslük mü bu, yorgunluk mu, bitmek mi? Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum, ben senden vazgeçersem kendimden vazgeçmiş olurum.
Çünkü sen gittikten sonra bende kalan boşluğu kimse dolduramaz.
Sen benim içimdeki en sıcak odadasın.
Kapıyı kilitleme olur mu? Biraz da bendeki sen nefes alsın.
Kavuşacağımız güne kadar değil…
Sana sarılıp “iyi ki varsın” diyeceğim güne kadar dayanıyorum.
Tek istediğim “küs değilim” diyen bir sesin.
“Beni en çok yoran belirsizlik değil,
sen hala benim misin diye soramamak.”
Kendine iyi bak.
Ama bana da kıyma. Çünkü sen sadece sana ait değilsin artık.
Biraz da bendeki sen’sin.
Sevgiyle, özlemle, ve bu sefer yaralı ama vazgeçmeyen bir inatla…
İmza: Mühür Gözlün

