Bir Kasım Günlüğü / BukreNur Yılmaz

Derken, kış uykusuna hazırlanıyor
bir mevsim döngüsü
Kapısını hızla kapatıyor kasım
hüzün yüzlü son baharın
Tüm üşümüş hikayelere çiğ tanesi
olarak düşüyorum
Burada kışlar ustura keskinliğinde
geçiyormuş
Ama bizim oralarda bir başka
Gitmesem de görmesem de şu sıralar biliyorum
Memleket ocağında tüter hep
sılaya hasret türküleri köyümün
Şimdi göçmen bir kuş olup
uçmak vardı ya neyse
Annem…
ben bu yıl kasıma yabancı bir şehrin
süreğinde girdim
Başkaca bir gurbetmiş meğer
buralarda kış
Anlamı boğazıma dizilen kırgınlıklar
çalıyor kalbimin kapısını
Yani anlayacağın bu aralar yaşını başını almış kelimelerle aram iyice
Belki de bir türlü çözünemeyen affedemeyişin buz kütlesiydi yüreğim
Tüyü bitmemiş umutlarla gelmiştim oysa
Bin bir hevesle çıktığım yollardan
Vakti ömür kılan bir bekleyişin
hamalı olmak düştü nasibe
Ah şu anne duasına muhtaç hallerim
Ah şu evlat anlayışına ihtiyaç beklemelerim
Belki ardım sıra toparlanacak dağılanlar ama
Annem… biliyor musun
ben bu kasıma
yine kırgınlığı üşüyerek giyindim
Şimdi sen söyle
Isınır mı tekrar
toprağı biçmeden önce yorgun bedenim
Sahi ısınır mı tekrar
ecel toprağını giymeden önce
şu her yanı incinmiş kalbim

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir