“İş Var Ama Çalışan Yok” / Cihangir Boz

Kızım üniversiteyi yeni bitirmişti. KPSS sınavında çok cüzi bir puan farkıyla branşındaki kontenjana giremediği için o yıl boş kalmıştı.
Bir gün bana, “Müsaaden varsa ben bir iş bulup çalışacağım. Sen emekli olduğun için sana destek de olurum.” dedi.
Ben de “Tamam.” dedim.
Bir süre sonra bir restoranda çalışmaya başladı. İşe başladığı ilk gün, işini ve işyerini merak ettiğim için söz konusu restorana gittim. Beni müşteri sandıkları için buyur ettiler.
Bir de baktım ki kızım eline paspası almış, yerleri temizliyor. İster istemez bir burukluk ve üzüntü hissettim. Kızım beni görünce yanıma geldi.
“Baba, niye geldin? Patron şimdi kızabilir.” diyerek hemen gitmemi istedi.
Bizim konuştuğumuzu gören patron yanımıza geldi. Kızıma, “İşinin başına dön bakayım.” diyerek patronluğunu gösterdi.
Ben de çalışma şartlarını sordum.
Sabah saat yedide işe gelecek, akşam onda çıkacak. Cumartesi ve pazar tatili yok. Sigorta altı ay sonra başlayacak. Yevmiye iki yüz elli lira. (Bir öğün yemek tutarı kadar), yemesi içmesi de bizden.
Şöyle patronun tipine baktım. Adam tam bir hanzo; sağa dön desen sola dönecek cinsten. Sinirimden ne diyeceğimi bilemedim.
Hemen kızımın elindeki paspası alıp duvara dayadım. Elinden tutup doğruca eve getirdim.
“Bugünden itibaren KPSS’ye hazırlanıyorsun.” dedim.
O da ilk günden itibaren sıkı çalışmaya başladı. Çok şükür, şimdi öğretmen.
Hani bazı gerger (*) tiplerin çıkıp da “İş var ama çalışan yok.” dedikleri konu var ya, işte tam da bu.
(*) GERGER: Bir yerlere yaranmak için ortamı geren karakter. Ben buldum!


Okurken hem boğazım düğümlendi hem de finaldeki o haklı gururla yüzüm güldü. Bir babanın evladının arkasında dağ gibi durmasının en güzel örneği. O paspas duvara dayandığında, aslında bir gencin geleceği kurtulmuş.Yüreğinize sağlık