DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Sarıkamış ve Allahuekber Dağları / Cihangir Boz

Sarıkamış bir destandır.

Allahüekber Dağları bir ise efsanedir. Eteklerindeki köylerde yaşayanlar çok iyi bilir. Seher vakti kalkıp yönünüzü dağa çevirdiğinizde çok değişik temiz ve oraya özel hoş bir hava teneffüs edersiniz. Bu mis gibi havanın çok ince bir kokusu bulunur. Tarifsiz bir koku. Ben bu kokuyu şehit kanlarıyla beslenen nebabatata yorarım.

Harekat sırasında kurtulan askerler Başköy, Beyköy ve Sarıgün köylerinde konaklamışlar. O köyler , askerleri misafir etmişlerdi. Rahmetli ninem gördüklerini anlatırdı bize. Askerlerin el ayaklarının soğukta donduklarını, çoğusunun tifo, ishal, verem gibi hastalıklara yakalandıklarını söylerdi. O zaman çocukmuş tabi. Havalar biraz düzelince askerler Selim ilçesine ( o zaman Selim köydü) varmışlar.

Askerler gelip gittikleri yerlerde bir hüzün bir yas bırakmışlar. Bu çileler yöre türkülerine dönüşmüş.
Yeni nesil bu türküleri söyler ama öyküsünü, manasını pek bilmez.

Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Üç günden ne çıkar beş gün ara ver
Ara ver ara ver dağlar ara ver
Götür selamımı nazlı yara ver.
Haneyi haneyi hastahaneyi
Beklesin sevdiğim on beş seneyi.

Bu türkü yaralı askerlerden bir teğmene aittir. Sarıkamış’ta hastanede yatarken söylemiş ve hatıra defterine yazmıştır. Ne yazık ki bu teğmenin sılasına kavuşup kavuşmadığını bilmiyoruz.
Bu dağda bazen fırtınaları kopar. Göz gözü görmez. Rüzgarın yönü belli değildir. Önüne kattığı karı yokuş yukarı tulazlar. Birden korkunç uğultulu seslerle aşağı döner. Ürperir insanoğlu. Şehitlerin intikamını alır gibidir.

Ilgıt ılgıt yeller eser yaz günleri. Şehitler tamaşaya durmuşlar sanki. Selim kars ovasına seyre dalmışlar. Sarıkamış ,varamadıkları hedef.

Ruhları şad olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir