Cevizli Torpil / Cihangir Boz

Bitlis ve Muş bölgelerinde bolca ceviz ağacı olur. Haliyle kaliteli ve bereketli cevizleriyle meşhurdur. Okulların başladığı eylül ve ekim ayları ceviz hasadı zamanıdır.
Eylülün yeşil-sarı arası renk cümbüşü içinde, gün kurusu bronz tenli öğrenciler… Tatil dönüşü ve hazan hüzünlü duygularla sıradan bir gün. Şehirden ırak, yüreklere yakın köy okulunun bahçesinde eski bir sandalyeye oturmuş, çocukların gelmesini bekliyorum.
İsmi bende kalsınlı bir öğrencim, elinde bir poşet dolusu cevizle güle oynaya yanıma geldi. Poşeti bana uzatarak:
— “Öğretmenim size güz getirdim.”
“Güz”ün ceviz olduğunu iyi biliyorum. Çünkü Kürtçe ana dilim, tabii çocuklara söylemiyorum.
Öğretmenin öğretmen olduğu demlerdi. O yüzden sınıfta tatlı bir ortam mevcut. Hışır hışır sayfa sesleri arasında sessizce fısıldaşan öğrenciler çok tatlı, biri hariç.
Ceviz getiren çocuk rahat durmuyor. Sağındaki arkadaşını dürtüyor, solundakinin kalemini kapıyor, kurtlanmış gibi hop kalkıp hop oturuyor. Bakıyorum, bakıyorum; anlamıyor da. Bakışlarım para etmiyor. Dayanamıyorum: — Kalk bakayım tahtaya sen! Tek ayak üstünde bekle.
Zil çalana kadar o hâlde bekledi. Nihayet teneffüs oldu. Tek işaretimle o da diğer çocuklarla dışarı çıktı. Çıkarken Kürtçe homurdanıyordu:
— Bu öğretmene kimse ceviz getirmesin. Hiç de hayra geçmiyor…
“Hıyarto seni! Cevizli torpilci,” dedim içimden.

