Kovgun / Mustafa Işık

Ölülerini kalbine gömen kavim
bin parçalı düşle yüzünü yamardı.
Kırlangıç kanadında süzülen umut
gamlı yüreklere mahpus rüyaydı.

Kalbim, bu gece
yosunlu kayada uyuklayan
dağ lalesi hüznünü giyinmiştir.
Susarak, senle en güzelinden
bin ıslak serin rüzgara yaslanır.

Tüm kalelerin ardı Alamut,
sessizlik kendini vedaya bırakır.
Ruhu mumyaya sarılı bu kavim
Nil kadar, çaresiz boynunu büker.
Her yeni gece bir gündüzü avutur.

Ey felek! Gece saçlı periyi
kalbinden vuramayacaksan,
ecel kokan sihirli parmaklarını
ne diye oklara sarıyorsun.
Zaman, boynumuza dayanmış
keskin bıçak/görmüyor musun?

Mağrur kirpiğini çıkar sadağımdan.
Bilmez misin, toprak sarmaz şairi
sihirli kelimeleri olmadan.
Kaldırın şehrinizde koca duvarları
artık, Rapunzel’i indirecek oradan.

Mesih’in yüzündeki kanı silmeye
yetmedi genç ferisinin mendili.
Hadi, bulun aranızdaki günahsızı
çıkalım, ilk taşa hüküm vermeye.

Ya, vakitsiz inen geceyi görünce
yanağı kızaran Mecnun’a ne demeli,
her leyl/i, kara gözlü ceylan sanır da
dermanını unutur, derde süslenir.
Ondandır, hüznü saran yanık bedeni
yaşlı kaya dibinin tenine kıvranır.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

2 thoughts on “Kovgun / Mustafa Işık

    Gökhan

    (8 Aralık 2016 - 16:18)

    Muhteşem yolunuz açık olsun ustadim

      Mustafa IŞIK

      (26 Aralık 2016 - 15:35)

      Teşekkür ederim genç şairim.. Yüreğini şiirle selamlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir