DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Çiçek Özlemi / Ramazan Seydaoğlu

GECE AĞITLARI’NDAN…

 

Bahar dallarda taze bir tomurcuk olarak belirirken, koyunlar o tatlı mı tatlı kuzucuklarını yeni doğurur, sular renklerini henüz çamurlardan arındırmamıştır. Mavi gökyüzü sık sık gri bulutlarla kaplanır, şimşek yüklü bulutlardan ürküp, sağnak gelen yağmurlardan kaçışan kuzucukların arasına küçük çocuklar da katılır ve hep beraber hayvan gübresinin kokularının burunları yaktığı ağıllara sığınırlar.

Bahar gelir… Bunu insanlar kadar hayvanlar da  fark eder ve sanki bir şarkı söylüyorlarmış gibi tatlı tatlı çığırıp dururlar. Kuzular meleyerek annelerinin ardında koşarken; çatlayan yumurtadan henüz yeni çıkmış civcivler ağlayan bir bebek gibi cik-cikleyerek annelerinin kanatları altına sığırlar. Havada uzun bir ayrılıktan sonra dönen leylekler ve serçeler de bu senfoniye o narin ve etkileyici sesleriyle katılırlar…

Baharın gelişini bir de pınarlardan çağıl çağıl akan serin sulardan anlarız. Her ne kadar çamurlardan daha tam arınamamışsa da gün gelecek ki, o kızgın yaz sıcaklığının bunalttığı günlerde insanları hem yıkayacak ve hem de kana kana sulayacak serin sularından…

Baharın geldiği bu ilk günlerde arılar da sevinir. Uzun kış mevsiminden sonra hapsoldukları kovanlarından çıkıp o kutsal vazifelerinin peşine koyulacaklar.. Toplayacakları rengarenk çiçekleri kovanlarına taşıyarak insanoğluna petek petek ballar üretecekler, yeni oğullar verecekler ve nesillerini milyonlarca yıl devam ettirip gidecekler… İnsanlara hizmet etmek isteyen hayvanlar sadece arılar değil… Kuşlar o güzel sesleriyle şarkılar söyleyecek ve o tatlı musikîleriyle ruhları dinlendirecek, inekler sütlerini bollaştıracak, atlar ve eşekler daha çok yük taşıyacak, köpekler insanlara sadık bir dost olup onları vahşi hayvanlardan koruduklarından daha çok havlayacak, kediler kış boyunca sobaların ve şöminelerin kenarında mırın-mırın şarkılarını söyleyerek insanlara güzel bir arkadaşlık yaptığından yaz süresince bu görevlerini evlerin içinde ve dışında tüm haşere, böcek ve fareleri barındırmayacak, tavuklar, kazlar ve hindiler en lezzetli yumurtalarını sunacak ve dahası bir kısmı da etlerini yedirecekti. Hayvanlar seferber olmuşcasına insanlara yardım edecekti, ama insanoğlu acaba bunu bilecek miydi?…

Her bir hayvanın bir şikayeti var biz insanlardan. Onlara zülüm ediyormuşuz. Onları kullanırken bir insana yakışır davranışlar göstermiyormuşuz. Birbirimize karşı gösterdiğimiz davranışların aynısını onlara da uyguluyormuşuz. Onların suçsuz ve savunmasız olduklarını unutarak tüm öfke ve kinimizi onların üzerinden çıkarttığımızı söylüyorlar lisan-i halleriyle…

Arıların şikayeti ise bambaşka. Onlar artık çiçek bulamamaktan şikayet ediyorlar. Şehirlerimize yığdığımız beton binaların, yeşillikten yoksun ruhsuz yapıların, azalmış ve çiçekleri koparılmış parkların, tarlalarımıza ektiğimiz kimyasal gübrelerle, birbirimizin üstüne sıktığımız bombaların, kurşunların ve muhtelif gazların etkisiyle artık dağlarımızda bile çiçeklerin olmadığından şikayetçiler.

Bahar gelince herkes sevinir elbet. Ama bakalım arılar da bizim kadar sevinecekler mi?…

 

 

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 51 eseri bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları