DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Sallanan Minare (Manar-e Jonban) / Güzin Osmancık

Bugün Yezd’e gitmek üzere yola çıkıyoruz. Çölde yaptığımız uzun bir yolculuk ile nihayet o İran şairlerinin şiirlerindeki gizemli şehir Yezd’deyiz. Geceyi bir çöl evinde geçiriyoruz. Sabahın gün ışıkları ile birlikte eski şehri dolaşmak üzere otelden ayrılıyoruz. Mevsimin kış olmasına rağmen çöl havası olabildiğince ılık ve güzel.

Her bir köşesi sanki fotoğraf çekmek üzere kurulmuş bir film platosu gibi. Resim çekmeğe doyamıyorsunuz. Her mekâna girip, geçmiş ile kucaklaşıyorsunuz. İran da en sevdiğim en etkilendiğim yer kesinlikle Yezd diyorum. Toprak yollar, toprak evler, adeta tabiatın bir parçası gibi kurulmuş şehir insanı öylesine içine çekiyor ki.  

Boşuna buraya şairler ülkesi dememişler. İnsana ilham sanki gökten inen rahmet misali yağıyor. Adeta Leylayı yaşıyorum bu çöl ikliminde. Öylesine geçmişin izlerini taşıyor ki burası. Eski şehrin sokaklarında dolaşıp her köşede resim çektikten sonra ikinci durağımız olan İsfehan’a doğru yol alıyoruz.

 İbn-i Sina’nın şehri İsfehan; geçmişin izlerini taşıyan nadir kentlerden biri. İsmi Sipâhan kökünden geliyormuş. Ordu, asker şehri demekmiş. İbn-i Sina’nın vezirlik yaptığı bu beldeye tıp ilmini öğrenmek için uzak yörelerden talebeler akın akın gelirmiş.

Rehberimiz Shap sayol boyunca bize Sallanan Minare ve onun yapılış hikayesini anlatıyor. Öylesine meraklanıyoruz ki. Sallanan minare veya Titreyen minare dedikleri bu yer. İsfehan’ın en çok ziyaretçi çeken yeriymiş.

Minarenin avlusuna geldiğimizde minarelerin sallanmasını görmek için ezan sesini bekliyoruz.  

İslam aleminde minarelerin çok ayrı bir yeri vardır.  İslam’ın en bilindik sembolüdür minareler. Mimarlar yaptıkları Camilerine son imzalarını minareleri ile atarlar. Her ülkenin, her medeniyetin minare tarzları farklıdır. İslamiyet’in II. yüzyılında mabet mimarisine giren minareler estetik açıdan eseri tamamlayan en önemli unsurlardır.

Minarelerin de çok bilinmeyen bir hikayesi vardır. Asıl manası Manar, meşale, yanan ışık anlamında olan bu yüksek dikmeler, eskiden kervanlara yol göstermek üzere yüksek kulelerde yanan meşale veya fener olarak hayatımıza girmiş. Zamanla onlardan ilham alınarak mabetlerin olmazsa olmazı, tamamlayıcısı olmuşlar

Ama bugüne kadar sallanan bir minare hiç olmamış. Sallanan Minare (Farsçada Manar-e Jonban ) 1316 yılında Moğol mimari tarzında bir mimar tarafından inşa edilmiş. İsfehan da inşa edilen bu minarenin oldukça ilginç bir de hikayesi var.

 Bir zamanlar İsfehan’a güzel bir mimari eser bırakmak üzere beldenin ileri gelen mimarları için bir yarışma düzenlenir. En güzel eseri verecek olan mimar birinci seçilecek ve onun eseri hayata geçirilecektir. Kendi projesine çok güvenen bir mimar olan Amu Abdullah Karladani ne yazık ki seçilemez. Bu onun için büyük bir hayal kırıklığıdır. Ve der ki “Ben öyle bir eser vereceğim ki benim ismim hiç unutulmayacak ve ben öldükten sonra insanlar benim değerimi anlayacak” Kendi bulduğu bir teknik ile yaptığı bu minare yüzyıllardır sallanmasına rağmen hala daha sap sağlam ayakta durmakta. Ve bugün sadece o mimarın ismi anılmakta. Moğol mimarisi tarzında yapılan bu eser şehrin dokusuna uygun olarak toprak rengi tuğlalardan oluşuyor. Minarenin üzeri turkuaz renkli motifler ile süslenmiş. Minarelerin altında ki yapıda ise kendi türbesi bulunmakta.

Daha sonraki ilavelerde bir de Bahaeddin Amili ismi geçiyor. Minarenin avlusuna girdiğimizde heyecanlı bir bekleyiş başlıyor.

Nihayet beklenen o an geliyor ve öğle ezanı sesi duyuluyor. Ezan sesi ile birlikte minare sallanmaya başlıyor. Herkes elinde kameralar ile bu anı kaydetmeye çalışıyor. 13.yy da böylesine bir teknoloji ile böyle bir eser verilmiş olması insanı hayrete düşürüyor.

Bazen başarısızlıklar insanı daha büyük başarılara taşıyabiliyor. Yaşanan birçok olumsuzluklarda Rabbin ilahi lütfunun sonuçlarını bilemiyoruz.  Haksızlığa uğradığımızı düşünürüz, üzülürüz, arkasında bizi bekleyen ihsanları göremeyiz. Keramet ancak olay yaşanıp bittikten çok sonra su yüzüne çıkar. Aslında büyük acılar ilahi adaletin habercisidir. İnsanların çok ilgisini çeken bu Sallanan minarelerin hikayesini duyduğumda da aklıma ilk gelen şey, şer gibi görünen olayların arkasında aslında büyük hayırların olduğunu öğütleyen Bakara suresinin 216. Ayeti oldu. 

Ecel gayrete aşıktır. (Hz. Mevlana)


Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 27 eseri bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları