DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Adatepe Güzeli Refika / Güzin Osmancık

Mesafeler önemli değil, asıl olan yüreklerde yaşamak!

Güzeller güzeli bir Rum kızıydı Refika. Asıl adı Rebeka olsa da köy halkı ona Refika ismini takmıştı. O kadar güzel o kadar güzeldi ki. Hani güzellik Allah vergisidir denir ama, Refika’nın bu duru güzelliğinin kalbinin yüze yansımasından geldiği söylenirdi. İnce kadife gibi sesi ile, düğünlerde şarkı söyler, birde çok güzel oynardı. Bir Türk delikanlısına sevdalıydı Refika, delikanlı da ona.

Adatepe diye bilinir bu köyün adı. Doğal güzellikleri ve zeytin yağları ile ünlüdür. Birde zeytin yağlarına marka yüzü olmuş Refika ile. Ayvacık Küçük kuyu yolunda giderken karşınıza çıkar Refikanın resmi. Neden bir zeytinyağı fabrikasında onun resmi vardır diye merak edenler için hikayesini dinledim ve yazdım. Ama bu hikâye oldukça hüzünlü.

Adatepe köyü Zeus Altarı’nın yakınında çok eski bir yerleşim yeridir. Bütün köy evleri Nusratlıdan çıkan kesme taşlar ile yapılmış karakteristik bir köy. Köyün meydanında ki köy kahvesi ve her köyün olmazsa olmazı heybetli ulu çınar ağaçları ve bir de taştan yapılmış çeşmesiyle ağırlar gelen misafirlerini. Ama şimdilerde pek çok restoran, dondurmacı ve çayevi var. Bir zamanlar burası terkedilmiş bir köy görünümünde idi. Ama şimdilerde oldukça entel, sanatçı takımının yerleştiği taş evlerin tadilat gördüğü, pencerelerinde rengarenk çiçeklerin sarktığı turistlerin uğrak yeri olan bir yer. Adeta hayalet köy görünümünden kurtulmuş, yaşayan film platosu gibi bir köy olmuş.

Zaten pek çok Türk filminin çevrildiği, Ege’nin sessiz suskunluğunu, sıcak ve berrak havasını çok yoğun hissettiğiniz bir köydür Adatepe.

Çok eskilerde bu köyde iki cemaat, Rumlar ve Türkler kardeşçe yaşarlarmış. Aralarında hiçbir sorun olmaz, düğünlerde, ölümlerde, bayramlarda birbirleri ile kaynaşırlarmış. Köyün güzel kızı Refika herkesin işine koşan, adeta köy halkının kimliksiz kızıymış.

Ama bu mutlu yaşantı I. Dünya savaşının başlaması ile birden yerini mutsuzluğa bırakmış. O güzelim dostlukların yerini çekişmeler, atışmalar almış.

Ama savaşta olsa Refikanın yeri başkaymış. Refika orada her kesin sevgilisi herkesin dostuymuş. Birde sevdiği yavuklusu var ki ondan ayrılması mümkün değil. Sonunda Yunan hükümeti ile Türk hükümeti arasında anlaşma sağlanmış.

Mübadele yapılacak. Köyde yaşayan bütün Rumlar karşıdaki adalara gönderilecek, adada ki bütün Türkler de Türkiye’ye gönderilecek. Köy halkı bir anda çekişmelere son verip eski dostluklarına ağlamaya başlamışlar. Senelerce aynı topraklardan yiyip içtikleri, birlikte bayramlar, festivaller kutladıkları komşularından ayrılmak içlerini öylesine acıtmıştı ki. Birbirlerinden kız alıp vermeseler de beraber yaşadıkları bu topraklarda unutulmaz yaşanmışlıkları gözlerinin önüne gelmiş.

Ve nihayet ayrılık günü gelip çatmış. Yüklerini toplayıp yavaş yavaş bineklerine binip giden Rumların içinde Refika da var. Köy halkı onun kalması için çok uğraşmış ama nafile. Elden gelen bir şey yok. Sevdiği, bakmaya kıyamadığı sevdiceği göz yaşlarına boğulmuş, uzak bir yerden onun gidişini izlemiş. Hep içinde bir ümit. Belki bir gün tekrar gelecek diye. Kafile gözden uzaklaşırken gidenler de kalanlarda göz yaşlarına boğulmuşlar. Gözlerden akan yaş değil, adeta yüreklerinin yangınına bir katre damlaymış. Görünmez olup kayboluncaya kadar beyaz mendiller sallanmış, isimler haykırılmış. Sevdiceği günlerce sevdiğini uğurladığı o yerden ayrılmamış. Yememiş, içmemiş gelen herkese Refikadan bir haber alabilirim ümidiyle sorular sormuş. Ama nafile, Refikadan bir daha hiçbir haber alamamış. Bir başka hikâye de köye gelen bir Rum askerinin Refikaya aşık olup onu zorla kaçırdığı yolunda anlatılmakta.

Refikanın hikayesi dilden dile dolaşmış, hatta adına şarkılar, şiirler yazılmış. Köyün gençleri Senelerce hep bu hikâyeyi dinler olmuş. Uzun seneler sonrası Sakız adasına turist olarak giden 3 genç bir antikacı dükkanında güzeller güzeli bir kız resmini görüp adeta büyülenmişler. Onun Türkiye’den göç eden Yunanistan’ın ilk güzellik kraliçesi olduğunu öğrenmişler. Resmi alıp köye döndüklerinde köyün en yaşlısı ve eskiye ait pek çok şey bilen Abdi dedeye resmi göstermişler.

Resmi gördüğü anda gözlerinden yaşlar süzülen Abdi dede “işte bu o, Refika” demiş. Ama Refika’ya ne olmuş? Evlenmiş mi, çocukları olmuş mu, sevdiğini, Adatepe’yi, köyünü unutmuş mu? Akıbetini bilen yok. Keşke o da bilebilseydi Köy halkının onu hiç unutmadığını, onun adına türküler yakıldığını ve bu türkünün her düğünde söylendiğini.

Hep merak ederim neden aşklar hep yarım kalır? Neden Yaradan sevenleri hiç kavuşturmaz? Bilinir ki aşk, Yaradan’ın bir ikramıdır ve de kutsaldır. Belki de hikayeleri yazılsın diyedir bu ayrılık.

Eğer bir gün yolunuz bu yöreye düşerse şimdilerde müze olan Adatepe Zeytin yağlarının girişinde Refikanın resmini görüp mutlaka ziyaret edersiniz. Sakız adasına gidip, Refikanın resmini bulan bu 3 gencin kurduğu fabrikadır burası.

Zeytin ağaçlarının içinde olanca zarafetiyle günümüze kadar sağlam kalan imalathane hala daha o doğal soğuk sıkım sızma zeytinyağını üretmeye devam etmekte. Aynı zamanda bir müze gibi gezilebilen bu imalathanede her yerde Refikanın resmi de gözünüze çarpar.

Hikâyesini dinleyip çok etkilendikleri Refika artık onlar sayesinde ölümsüzleşmiştir.

Güzellik midir akıllarda kalan, yoksa iyilik vefa ve sadakat mi?

Yoksa insanı güzelleştiren aşk mıdır? Aşk; adını söylerken bile kalbini titreten ilahi duygu. Canına can katan nefes, seni Rabbine yaklaştıran, Rabbinden bir armağan olsa gerek.

Bu yazıyı paylaş:

One thought on “Adatepe Güzeli Refika / Güzin Osmancık

  1. Çok güzel bir hikayeydi Refika hanımın hikayesi aşk gerçekten hep yarim kalıyor sanırım tadı öyle güzel adı bu sayede aşk kaleminize sağlık Güzin hanım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 28 eseri bulunmaktadır.