Yüreğim / Ramazan Seydaoğlu

Yüreğim mahşeri kasırgalar estirerek, geçtiği yerleri kasıp kavuran delice aşkların, ayrılıkların hüznün, sabahlara dek süren niyazların, gözyaşların ve dayanılmaz acıların vazgeçilmez otağı..
Yüreğim, fedakârlıklarına mukabil ihanetler yaşamış, hain pusuların kurulduğu kimsenin kimseyi tanımadığı bir cenk meydanı..
Yüreğim ıssız gecelerin yalnızlığın ve dayanılmaz hale gelen beklentilerin barındığı yer..
Yüreğim nankör insanların ihanetlerini görmüş, her seferinde güvendiği dağlara karlar yağmış metruk bir dünya..
Yüreğim elem dolu, keder ve ızdırap dolu..
Sonu olmayan bir yola düşmüş yolcuların son durağı yüreğim. Acıları bayrak yapmış, sancı üstüne sancı çeken, göğsünü haksızlıklara, zulümlere siper yapmış, her seferinde yaşadıklarını yüreğine acıyla katmerleştirenlerin sığınağı..
Yüreğim Yusuf’u misafir etmiş, onun ayrılışıyla ağıtlar yakan, kuş konmaz-kervan göçmez çöllerde yalnız bırakılmış bir Ken’an kuyusu..
Yüreğim kaybettikleriyle yanan, kazancıyla kel-fodul avunan, terkedilmişliğine giryân, yaptıklarıyla pişman, elinde-avucunda durdurduklarıyla bi güman ve sersefil bir ozan..
Yüreğim geçmişiyle kavgalı, geleceğinden kaygılı, birinin son seremonilerini sergilediği yer..
Yüreğim Lübnan, yüreğim Kudüs, yüreğim Bağdat… Yüreğim her an kanlı potinler altında çiğnenen bir coğrafya..
Yüreğim mazisi derin, geleceği karanlık ve meçhul bir ülke.
Yüreğim beni bile taşımayan, içime sığmayan yaşlı, yorgun bir parça..

