DergiZan

Yazı ve Sanat Ülkesi

Şile’de Efsanevi Bir Fener / Güzin Osmancık

Nedense deniz fenerlerinde sebebi bilinmeyen bir gizem vardır. Pek çok filme konu olan deniz fenerleri belki de insanlara yol göstermeleri, ışık tutmaları sebebi ile ilgi odağıdırlar. Ama o tek başına ıssız halleri insanları biraz da ürkütmüyor değil. Onlar denize mi aittir, yoksa karaya mı bilinmez.

Çocukluğumuzda okuduğumuz Fransız yazar Jules Verne in “Dünyanın Ucundaki Fener” isimli romanı hiç akıllardan silinmeyen heyecanlı bir hikayeydi.   Amerika kıtasının en uç köşesindeki Horn burnunda bulunan bir deniz fenerinin korsanlar tarafından ele geçirilmesinin anlatan hikaye de deniz fenerinin o ürkütücü yalnızlığını hissetmiştim.  Yine Amerikalı yazar Wirginia Woolf’un Deniz Feneri isimli romanında fenerde yaşadıkları hayatın gizemleri unutulur gibi değildi.  Şile deki bu tarihi fener de hep bana bunları hatırlatır.  

   

Şile, dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olma özelliği ile bilinir. Tarihi çok ama çok eskilere dayanan bu belde de gezilecek görülecek o kadar çok yer vardır ki. Buranın insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi vardır. Yaklaşık MÖ.12 bin yıl öncesi cilalı taş devrine ait bulguların var olduğu söylenir. Yani Epipaleolitik (orta taş devri) dönemden bahsediliyor. Bu sebeple günümüzde dahi önemini korumaya devam ediyor.

O devirlerde yaşamını devam ettirmek için insanların sığındığı pek çok mağaralarında varlığı mevcut. Özellikle Sofular köyünde ilk inanan insanların yaşadığı mağaralarda eski Roma’ya ait izler bulunmuş.

 Masmavi denizi, upuzun kumsalları ile İstanbul’un mutlaka görülesi bir beldesi burası. Hala daha iklimine alışamadığım Şile de tarihin geçmişteki izlerini bulmak istiyorum. Ama Şilenin ne denizi ne kumsalları ne de turistik mekanları benim hiç ilgimi çekmiyor.   Benim ilgimi çeken yerlerin mutlaka bir efsanesi bir tarihi veya efsaneleşmiş bir aşk hikayesi olmalı diyorum.  Ağlayan kayalar da yaşanan hazin aşk hikayesi gibi. Her deniz feneri mutlaka imkansız bir aşka konu olmuştur. Aynı kız kulesinde ki Hero ile Rahibe Leandros un efsane olmuş aşklarında olduğu gibi.

 Şile de kayalıkların üzerinde inanılmaz heybet ile bütün beldeye hakim bir fener var ki o hala daha aktif olarak görev yapmakta. Bu fener dünyanın en büyük aktif olarak çalışan ikinci feneri olarak biliniyor.

Bir efsaneye göre Truva’yı 7 kez talan eden denizcilerin ganimet olarak getirdikleri hazinelerin bu fenerin altındaki kayalıklarda saklı kaldığı anlatılmakta. Ama ondan başka bir aşka tanıklık eden efsanevi bir hikayesi var mıdır, bilinmez.

Ne var ki deniz fenerleri ben de garip bir duygu uyandırırlar. Denizden uzak ama denize hasret, ona hiç kavuşamadan özlemle yanan yalnızlığı hatırlatırlar. Belki de hiç kavuşamadıkları denize duydukları hasrettir ilgimi çeken.  

Fener, Kırım harbi sırasında Karadeniz den İstanbul boğazına giren gemilere yol göstermek amacıyla Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış. İnşaatı 1856 yılında başlayan fener 1859 yılında tamamlanıp hizmete girmiş. Her ne kadar onun için Fransız yapımı dense de mimari tarzı Osmanlı mimarları tarafından tasarlanmış. Mercek ve Kristal sistemi Fransa’da ki Barbeur Fabrikasından getirtilmiş. Ve yapımı Fransız Fenerler İdaresine verilmiş. Sekizgen mimari özelliği ise bize Selçuklu mimari özelliğini anımsatıyor. Dünyanın en büyük feneri, Japonya Yakohoma daki Yamashita parkı içindeki 106 metre yüksekliğindeki fenermiş. Ondan daha büyük bir fener var ki Dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri. Pharos adasında, 135 metre yükseklikte beyaz mermerden inşa edilen bu fenerin ışığı 70 km den görülebiliyormuş. Ama bugün sadece belgelerde mevcut.  Dünyanın faaliyet gösteren ikinci büyük feneri olma özelliği ise günümüzde 19 metre yükseklikte ki Şile Fenerinde.

Denizden 60 metre yükseklikte inşa edilen fenerin toprak üstünden yüksekliği 19 metre. Kesme taşları ise enlemesine siyah ve beyaz renklere boyanmış. Bu görüntüsü ona öyle estetik bir güzellik vermiş ki onu Şilenin sembolü yapmış.

İçine 72 merdivenle çıkılıyor. Yukarıya kadar ulaşmak bu sebeple biraz yorucu. Oldukça kayalık bir denize sahip olan Şile denizi, açıklardan gecen gemilerin kazalarını önlemek için yapıldığından, fenere rota feneri deniyor. Fenerin bahçesindeki Kavala Parkında oturup buradan hırçın denizin dalgalarını  seyretmek ise inanılmaz güzel. Aynı zamanda fenerin içi müze olarak kullanılıyor. İçine girip o esrarengiz havayı hissetmek de mümkün.

 Şile Fenerinin Uluslararası standarlarda1. Sınıf Fener olma özelliği var. İlk yapıldığı yıllarda fener 3 fitilli gaz lambası ile ışık veriyormuş.

1968 yılından sonra elektrik bağlanan fener 1000 w ışık gücüne ulaşmış. Öyle ki ışığı tam 35 milden

 (56 km) görülebiliyor.  Duvar saatlerinde kullanılan sarkaç sistemi, içindeki bekçisi tarafından her iki saatte bir kuruluyormuş.

Bir dönüşünü 120 saniyede tamamlayan fenerin ışığı  8 adet göz mercekten yayılıyormuş.

Çok eski tarihe sahip olan Şile’nin elbette başka eski deniz fenerleri de mevcut. Öyle ki artık ışığı sönmüş, unutulmuş merdivenlerini otlar sarmış bir feneri daha var. Hiç kimsenin ziyaret etmediği, unutulmuş ve yapayalnız bu fener benim çok ilgimi çeker. İçindeki demir merdivenle fenerin üstüne çıkıp yüksekten denizi seyredebilirsiniz. Aynı yaşlanmış unutulmuş insanlar gibi bir kenarda yapayalnızdır bu fener.

Tarık suresinde de insanların gecenin karanlığında yollarını bulmaları için Tarık yıldızından bahsederken “O, parlak ışığı ile karanlığı delen bir yıldızdır.” diye bahseder.   Çocuklar da bu fenere “ Işık Saçıcı” diyorlar. Bir adı “Yol gösterici” dir.

Hayatımızda bize pek çok yol göstericiler vardır. Bu bazen bir kitap, bazen bir yıldız, bazen bir piri fani, bazen de ışık saçan bir fenerdir. Ama o, yola çıkmış denizcilere yol gösteren bir fener. “Önemli olan yola çıkmaktır, yoldan çıkmak değil” diyor bir düşünür.  Ama Taptuk Emre de bunu farklı söylemiş “Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur” demiş. “Mutlaka her yolu aydınlatan yolcuya yol gösteren bir ışık vardır.”

Bu yazıyı paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazarın toplam 47 eseri bulunmaktadır.

Yazarın diğer yazıları